VİRÜSLÜ BAYRAM TEBRİĞİ


Bu makale 2020-05-22 01:29:22 eklenmiş.
Gaffari İzci

Büyüklerin ellerinden

Küçüklerin gözlerinden

Suriye’nin toprağından

Bosna’nın bayrağından

Ebu Zer’in yalnızlığından

Bilal-i Habeşi’nin ilk ezanından

Tarık bin Ziyad’ın kılıcından

Filistinli Cafer’in haykırışından

Gazze’nin gözyaşından öpüyoruz…

İyi bayramlar meleklerin şehri Gazze.

İyi bayramlar utancımız, açlığımız Afrika.

İyi bayramlar Ömer Muhtar’ın soylu çocukları.

İyi bayramlar acının, ölümün başkenti Hama.

İyi bayramlar Recep onbaşı, Salih uzman, er Mehmet.

İyi bayramlar kırılganlıklar, üzüntüler

İyi bayramlar ey Hüzün…

(Cahit Zarifoğlu)

 

  Değerli dostlarım yazıma, yaklaşan bayramı da düşünerek gönül dünyamızın en zarif şairinin bu güzel bayram şiiriyle başlamak istedim.

  Geçen haftaki yazımda da ifade etmeye çalıştığım gibi Ramazan bir nevi; yöneticisi Allah (cc), öğretmeni Hz. Peygamber (sav), öğrencisi tek tek bütün insanlık olan "Rahmani hizmetiçi eğitim programı"dır. Ramazan bayramı da işte bu kursun finalidir adeta.  Bu finalin icra edildiği merkez; Kabe, Mescid-i Haram ve (şubeleri konumundaki bütün) camilerdir. Ve ne yazık ki bu bayramda bizler gibi onlar da mahzun.

  İslam tarihinde ilk kez Kabe, mescid-i Aksa, camilerimiz virüs nedeniyle kapılarını bize kapattılar, yüzlerini bizden çevirdiler.

Değerli dostlar gelin hep birlikte düşünelim.

Kainatın sahibi olan Allah, kuluna neden beytini kapattı?

Kabe neden mahzun!!!

Mescid-i Nebi neden öksüz!!!

Minber neden yetim!!!

Saflar neden dağınık!!!

  Bence (haşa) Allah'ın bizden yüz çevirmesine; yeryüzünde ve İslam ümmetinde yaşanan cinayetlere, katliamlara, fuhşa, zulme, modern zamanların şirklerinin kurumsallaşmasına, sömürü ve emperyalizmin zirve yapmasına sessiz kalan Müminlerin dolaylı ve direkt katkıda bulunması neden oldu.

   İslam ümmetinin sayısal olarak çoğalması, zenginleşmesi, buna rağmen mağdur ve mazlumların dualarının arş-ı alayı inletmesi, en önemlisi de zulme ve zalime "sessiz şahitliğimiz" bir aylık Ramazan eğitim programının finali olan Bayram Namazının yasaklanmasıyla noktalandı.

  1400 yıllık İslam tarihinde ilk kez bayram namazını kılamayacak ve camilerimiz bu ilahi vazifeye şahitlik edemeyecektir. Belki de "içimizdeki beyinsizler" in yaptıklarından dolayı, en iyi ve en temiz elbiselerimizi giyemeyecek, çocuklarımızın gözlerini, büyüklerimizin ellerini öpemeyeceğiz. Birbirimizle sarılıp helalleşmek mümkün olmayacak. Çünkü biz heva ve heveslerimizi kendimize ilah edindik. (Furkan/43) ilah edindiğimiz bu heva ve heveslerimiz, dünyevi arzularımız ve hırslarımız;  doğanın dengesini, insanın da fıtratını bozdu. (Araf/56) ve biz haddi aştık. Allah ise bozguncuları ve haddi aşanları sevmez. Yüce Rabbimiz “Allah bilir siz bilemezsiniz” buyuruyor. (Bakara/216)

  Peki bize düşen görev nedir? Bize düşen Hz. Ömer’e atfen ifade edilen “ölmeden önce ölünüz” sırrına mazhar olabilmektir. Virüs nedeniyle ölümün bütün dünyada kol gezdiği şu günlerde ”Düşünmüyor musunuz, akletmiyor musunuz, zikretmiyor musunuz, tefekkür etmiyor musunuz” ayetlerini daha çok ciddiye ve dikkate almak zorundayız. Değerli dostlar, şimdi hem bireysel hem de toplumsal anlamda düşünme, tefekkür ve muhasebe vaktidir.

Değerli dostlar geçen gün samimi bir arkadaşım, yaşadığı bir olayı anlattı. Beni çok etkileyen bu olayı kısaca sizlerle de paylaşmak isterim.

Dinle- diyanetle çok alakası olmayan bir delikanlı şöyle diyor. “Bugüne kadar ömrümde bir gün bile oruç tutmayan, camiyle cemaatle arası pek de iyi olmayan biriyimdir. Fakat bu süreçte gözle bile görünmeyen bir düşmanın saldırısı ile bütün dünya alt- üst oldu. Ölüme bile çare bulacağına inandığım bilim insanları, teknoloji ve dijital dünya devleri, egemen sermaye sahipleri, küresel güçler ve yöneticileri hiçbir şey yapmadılar. Bu virüs elleri kolları bağlı olarak herkesi evlerine mahkum ve mecbur etti. Bütün dünya beş gram bile olmayan bu virüse teslim oldu. İşte o zaman anladım ki insan gerçekten çok aciz ve çaresiz. İşte o zaman kendi kendime düşündüm ve sonra hepimizi yaratan, doğru düşünüp yaşayalım, diye bize kitap gönderen Allah (cc) nun kitabını öğrenmeye, okumaya ve anlamaya böylece hayatımda ilk defa oruç tutmaya karar verdim.

   Değerli dostlar atalarımızın “ Bir musibet bin nasihatten evladır.” dedikleri işte tam da bu olsa gerek. Yaşanan en olumsuz ve üzücü anlardan bile olumlu dersler çıkarmak, olaylara ibret nazarı ile bakabilmek buna denir, kanaatimce. O "dilediğimize hidayeti ve doğru istikameti veririz" ayetini de böyle anlamak gerekmiyor mu? Allah’ın bir ikazı, ayeti olan, hepimizi çaresiz bırakan ve evlere hapsederek bütün dünyayı istila eden bu virüs belasına yani imtihanına bu hikmet ve basiret ile bakabilmek ne kadar anlamlı ve önemli? Böylece bakabilenlere ne mutlu?

   Gelin isterseniz salgın sürecinde dünya, Müslümanlara ve İslam’a nasıl tepkiler verdi bir de onlara bakalım.

 Basından birkaç örnek:

  İslam karşılığında liderliği oynayan Almanya ve Hollanda'da 100'e yakın camide bugün ezanlar hoparlörden okundu. ( Ntv 01.04.2020)

  Granada’da 500 yıl sonra ilk kez ezan sesleri yükseldi. 1492 yılında İspanyonlların egemenliğine geçene kadar yüzlerce yıl ezan seslerinin yükseldiği şehirde 500 yıl sonra Corona virüsü salgınında sağlık çalışanlarına destek olunması amacıyla Müslümanlar ezan okumaya başladı. (cnn 05.05.2020)

   İngiltere'de yeni tip corona virüs (Covid-19) salgınıyla mücadelede Müslüman 5 doktor ve bir hemşire hayatını kaybetti. İngiltere Başbakanı Boris Johnson'ın daha önceki İslamofobi açıklamalarını hatırlatan İngiliz Profesör Todd Green, "Müslüman doktorlar başkalarını corona virüsten kurtarmak için ölüyor ve hayatlarını tehlikeye atıyorlar" dedi. (mynet 15.05.2020)

   Mısırlı ünlü ateistlerden biri olan Ahmed Hüseyin Harkan, koronavirüs sürecinde yaşadıkları sonrası Müslüman oldu. Harkan, “Yaşadıklarımız bize Allah’ın varlığını çok bariz bir şekilde gösteriyor” dedi. (yenişafak 17.05.2020)

   Müsaadenizle Adıyaman'la ilgili bir gözlemimi de paylaşmak istiyorum. Geçen Ramazanlarda çarşıda- pazarda hiç çekinmeden açıktan açığa oruç yiyenlerin haddi- hesabı yoktu. Sigara dumanları adeta yüzümüze üfürülüyordu ve hatta bu yüzden "bizim memlekete Ramazan gelmedi mi!! “ diyesim geliyordu. Fakat bu yıl toplam 5-10 kişi ile ancak karşılaştım. Tabi oruç tutmayanların inancına, fikrine de saygı duymak zorundayız. Fakat virüsün etkisi midir bilmem bu şekilde davrananların sayısı bir hayli azalmış.

   Değerli dostlar, yazıma geçen yüzyılın önemli alimlerinden ve gönül dostlarından Alvarlı Efe Hazretlerinin " Bayram Ol Bayram Ola" şiirini dua niyetiyle paylaşarak veda etmek istiyorum.

Can bula cânânını

Bayram o bayram ola

Kul bula sultânını

Bayram o bayram ola

 

Hüzn ü keder def ola

Dilde hicab ref ola

Cümle günah af ola

Bayram o bayram ola

 

Lütfî'ye lutf u kerîm

Erişe Rahm-i Rahîm

Ber murâd ede fehîm

Bayram o bayram ola

 

Selametle… Allah’a emanet olunuz.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber
   
© Copyright 2015 Adıyaman İlk Haber. Tüm hakları saklıdır.

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber

Sitemiz Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Üyesidir.

© 2015-2020 Profesyonel Tasarım PROTASARIM