Irkçılık Virüsü


Bu makale 2020-06-06 22:02:53 eklenmiş.
Mahmut Öteleş

Asıl savaşılması gereken ırkçılık virüsüdür.

Irkçılık kadim bir hastalıktır. Kendisinden başka kimseye hayat hakkı tanımaz. İnsanlık vasfını kaybeden yaratıkların sahip çıktığı bir illettir. Emperyalist Batı güçleri İslam alemi arasına soktuğu en büyük düşman ırkçılık illetidir. Bu hastalığa yakalanan asla iflah olmaz. Tedavi olmadığı sürece ırkçılık ateşi önce bu hastalığa yakalananları yakar. Hitler Almanya’sı, Muslini İtalya’sı Stalin Rusya’sı bu ırkçı, faşist duyguları yüzünden yok oldular.

ABD'de ırkçılığın temelleri 17. yüzyıla dayanıyor. Kıtayı keşfeden Avrupalılar ilk iş olarak kıtanın sakinleri olan Kızılderilileri hedef almış ve zor kullanarak Kızılderililerin topraklarına, mülklerine el koyup birçoğunu da öldürmüşlerdi.

Kızılderilileri "medenileştirmek ve onlara Hristiyan kültürü aşılamak" adına girişilen asimilasyon çabaları da bu insanların daha fazla yabancılaşmasına ve tüm varlıklarını kaybetmesine neden olmuştu.

Amerika’ya yerleşen Avrupalı kolonilerin, Kızılderililerin yanı sıra ırkçılık ve ayrımcılığa tabi tuttukları diğer bir grup da Afrikalı köleler oldu.

Afrika'dan zorla koparılan insanlar Amerika kıtasında köle olarak kullanıldı, alınıp satıldı. Kıtanın keşfedilmesinden ABD'de köleliğin kaldırıldığı 1865 yılına kadar Afrika'dan Amerika kıtasına yaklaşık 12 buçuk milyon köle getirildi. Bugünkü ABD medeniyetinin temelinde  milyonlarca Kızılderili kanı ve Zencilerin gözyaşı vardır

Sahte özgürlüğün resmidir.

“İster mezhebi ve isterse etnik kökene dayalı ırkçılıktan dolayı, insanın bulunması gerektiği şerefli durum ve konumdan esfel-i safiline düşmesi kaçınılmazdır. Cennetten dünyaya; insani değerlerden hayvani dürtülere; ittifaktan tefrikaya; barıştan savaşa; izzetten zillete; huzurdan kaosa... hâlihazırda İslam medeniyetinin inşa edildiği bu devasa coğrafya, asabiyetten dolayı paramparça durumda ve kan ağlamakta…Bundan  ötesi tüm dünya, bu bulaşıcı hastalığın meydana getirdiği ateşten dolayı inim inim inlemektedir.

Bugünlerde ABD'de yaşanan; bir polis memurunun siyahi bir ABD vatandaşına yönelik gerçekleştirdiği ve ölümle sonuçlanan ırkçı saldırısı gündemde… ABD’yi karıştıran ve bazı Avrupa ülkelerinde de protesto edilen bu olay esnasında çevrede bulunanların çektiği video görüntülerinde, bir polisin, diziyle ensesine sert şekilde bastırdığı kişinin “nefes alamıyorum” söylemine ve çevredekilerin uyarılarına rağmen işkencesine, söz konusu şahıs boğulup ölünceye kadar devam etmesi bir insanlık suçu olmadının yanında,  ırkçılığın insanı ne denli canavarlaştırdığını göstermektedir.

“George Floyd’u tanımıyoruz, gerçekten suçlu muydu değil miydi bilemiyoruz, ancak mesele suçlu olup olmaması meselesi değildir.

Varsayalım adam suçludur, yapmanız gereken; ellerini arkadan kelepçeyle bağladıktan sonra onun boğazını dizinizle bastırıp öldürmeniz değildir herhalde.

Yapılması gereken; onu yasalar çerçevesinde gözaltına almak ve mahkeme heyetinin adilce onun hakkında karar vermesini beklemek olmalıydı.” Amerika ve benzeri ceberut devletlerde adaletin vereceği kararı yeterli görmüyor, zaman zaman bu tür yargısız infazlar yaşanmaktadır.

Bu tür olaylar, ABD ve diğer Batılı Devletlerde sıklıkla yaşanan rutin bir durum. ABD’nin kuruluşu dahi ırkçı kıyımlar üzerine bina edilmiş. Avrupa’da ırkçılık sebebiyle yaşanan savaşlarda milyonlarca insan  ölmüştür.

Esasında Batı Dünyasına hakim olan ideolojik ve felsefi akımların bu saldırgan faşist davranışları beslediği ve bu psikolojik hastalığın ateşini körüklediği için pek de şaşırmamak gerekir. 

Ayrıca manevi değerlerden yoksun olan Batılı Devletler, ırkçılık virüsünü iç siyasette bir savunma silahına, dış siyasette ise özellikle İslam ümmetini parçalayıp sömürmek için biyolojik bir silaha dönüştürmesini kendi menfaatleri açısından elzem görmekte. Çünkü sömürgeciliğin en kuvvetli yardımcısının coğrafi sınırlar arasına sıkıştırılıp benimsetilen şiddetli milliyetçilik fikri olduğunu bilirler. 

Halbuki İslam; kavmiyetçiliği ve ırkçılığı şiddetle reddeder. Irk, renk, dil ve hatta din gözetmeksizin bütün insanlara açıktır. Hangi kavme mensup olursa olsun, hangi dili konuşursa konuşsun, hangi kültüre sahip olursa olsun her “Ademoğlu” İslam’ın himayesine girebilir. İslam’ın himayesine giren her ferde Müslümanlara tanınan bütün insani haklar tanınır ve bu haklar pratikte tatbik edilir. Bu hakları ihlal eden kim olursa olsun hak ettiği cezai müeyyide uygulanır. Çünkü aralarındaki bağ insanlık bağıdır. Küresel şer güçler bu virüsü Müslümanların arasına enjekte ederek İslam ümmetinin nefesini kestiler ve şu an ölümünü bekliyorlar.” Müslümanlar bu oyuna gelmemelidir.

 


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber
   
© Copyright 2015 Adıyaman İlk Haber. Tüm hakları saklıdır.

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber

Sitemiz Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Üyesidir.

© 2015-2020 Profesyonel Tasarım PROTASARIM