BABALAR GÜNÜ, BABAMIN VE TORUNUM MASAL’IN DOĞUM GÜNÜ


Bu makale 2020-06-21 09:16:01 eklenmiş.
Cengiz Halil Çiçek

Bugün benim için farklı bir gün. Babalar Günü, geçmişim rahmetli babamın ve geleceğim torunum Masal’ımın doğum günü.

Bu sefer küçükten büyüğe yazacağım, Çiğdem-Mithat Dal’ın kızı sessiz güç Masal’ım, dört torunumun küçüğü. Meltem-Erdinç’in çocukları, ailemizin ilk iki torunu karaoğlanlarım Demir ve Yiğit’im ile Didem-Salman’ın neşe kaynağı kızı küçük insan cimcime Deniz’imin küçüğü Masal, anne ve babalarının geleceği. Allah dünyadaki her çocuğu esirgesin, ailelerine mürüvvetlerini ve başarılarını görme gururunu yaşatsın.

Bugün iki yaşını tamamlayan Masal’ımın doğum günü kutlu olsun. Sağlıklı, mutlu, huzurlu bir hayatın parçası olsun. Annesi ve babasıyla sağlıklı bir geleceği paylaşmalarını dilerim.

BABAM MEHMET ÇİÇEK

21 Haziran 1937 tarihinde doğan babam Mehmet Çiçek’i, 24 Ocak 2007’de ebediyete uğurladık. 12 çocuklu bir ailenin en küçüğü olan babam, Akçadağ Öğretmen Okulu’nu bitirdikten sonra Hakkari, Gaziantep, Balıkesir ve Mersin köylerinde ve merkezde öğretmenlik yaptı. Bulunduğu her çevrede sevgi ve saygı ile anılan babamı anlatmaya yetecek en güzel sözü merhum Yaşar Torun söylemişti. Her sene bu vesile ile merhum Yaşar Torun’u da anıyor ve rahmet diliyorum.

Yaşar Bey, “Baban Ispatırın (Sarısalkım) Köyü’nde iki yıl öğretmenlik yapmış. Kendisinden sonra geldim, 10 yıl öğretmenlik yaptım ama onun isminin üzerine ismimi yazdıramadım. Ne mutlu öyle bir babanın evladı olduğun için” demişti.

Öğretmenliğinin ardından Adıyaman Gölbaşı Belören’de belediye başkanlığı da yaptı ama mezar taşına ailece mesleklerin en yücesi olanını tercih ederek, ÖĞRETMEN yazdırdık. Babam yakışıklı, sıcakkanlı, misafirperverdi, güzel giyinen, bakımlı ve hoşsohbetti. Öğretmenlik yaptığı köylere gittiğimizde ya da o köylerden birisiyle karşılaştığımızda babamdan sitayişle bahsedilmesinin gururunu yaşıyoruz. Babamla ilgili anlatacak o kadar çok anım var ki, her birisi hatırladıkça bana güç ve moral veriyor.

Baba Çınar Gibidir derler ya, aynen öyle. Babam her bildiğimi paylaştığım tek kişiydi, sırdaşımdı. Anlattıklarıma yanıt vermese de benim için dinlemesi yeterdi. Bir karara varmadan önce mutlaka görüşünü alırdım. Yönlendirsem de görüş kendisinden çıkardı.

Zaman zaman haber yazarken evi arar, “Baba, haberde şöyle bir kelime geçiyor, yerine kullanabileceğim ifade konusunda sıkıntı yaşıyorum. Sen ne önerirsin” diye durumu anlatırdım. İtiraf ediyorum, bu telefonu açtığım sırada haberi tamamlamış ve geçmiş olurdum. O kelimenin yerine kullanılacak olanı değişik kaynaklardan bulurdum.

Merhum babamın, “Oğlumun bilmediği, benim bildiğim konular var. Benden öğrenmek istiyor” düşüncesini taşımasını ve mutlu olmasını isterdim. Verdiği yanıtı, hem de uzun izahlı yanıtını sonuna kadar dinlerdim. Akşam eve gittiğimde inanın babamın yüzünü daha mutlu görürdüm.

“Şunu alacağım ne dersin, bunu yapacağım sence uygun mu, çocuğun ismini ne koyalım” diye görüşünü alırdım. Hiçbir zaman “di”li geçmiş zamanla (aldım, yaptım) yanına gitmedim. O benim babam. Yok sayamam ki.

Vefatından önce kendimizi muhakeme edecek süreci yaşadık. Babam vefat ettiği ana kadar açık bilinci ile bizlerle sohbet etti. Hatta İstanbul’da okuyan ortanca kızımın finalleri olduğundan, ölümünü söylemememiz tembihine kadar unutmadı. “Sen başta olmak üzere, hepinizden Allah razı olsun diye” bana ve kardeşlerime defalarca teşekkür etti. Öyle konuşmamasını söylememize rağmen defalarca bunu yeniledi.

Bir evladın babadan ve anneden ne alacağı olur ki? Almışız zaten alacağımızı, evladı olmuşuz. Bir evladın babaya ve anneye hakkını helal etmesi olur mu? Olmaz, olamaz. Evlat ne yapmışsa zaten az yapmıştır. Helal edilecek hak olup olmadığı mı konuşulur? Ancak ve ancak, günümüz veya bilgimiz yetmediği için sunamadıklarımız vardır.

Hasta olan babam için bildiğimiz ya da söylendiği kadarı ile yapılması gerekeni eksiksiz yapmak için çaba göstermemize rağmen, kaçınılmaz son görünmeye başlamıştı. O zaman şunu dilemiştim. “Allah’ım, babamın şifası için görmem ve duymam gereken bir yol varsa ayan eyle, ben anlayamıyorsam dostlarıma ayan eyle.” O gün ayan olmadı, çok şükür bugün babamın o dönem tedavisi konusunda keşkem yok.

Yazının başında da belirtmiştim. Bugün hem Babalar Günü hem de babamın doğum günü. Her zaman ikisi bir arada ya da 1-2 gün ara ile olur. Babama ikisini bir düşünerek hediye alırdım. “Yahu ne gereği var” dese de bilirim ki memnun oluyor. Ben de “Baba, dedeme ve babaanneme teşekkür ederiz, doğumun Babalar Günü’ne denk gelmiş, doğum günü hediyesi ile birleştiriyoruz” derdim.

Babamın şimdi hayatta olmasını bir konuda çok isterdim ki. Aileye yeni katılan torunlarını ve torun çocuklarını görebilseydi, Allah bilir ya, ömrü uzardı. Yokluğu bir gerçek ama aradan geçen zamana rağmen her fırsatta, “babam olsa şöyle derdi”, “babam bu konuda şöyle düşünürdü” demeye devam ediyoruz. Allah rahmet etsin, mekanı cennet olsun.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber
   
© Copyright 2015 Adıyaman İlk Haber. Tüm hakları saklıdır.

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber

Sitemiz Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Üyesidir.

© 2015-2020 Profesyonel Tasarım PROTASARIM