www.adiyamanunalturizm.com.tr


ÇOCUKLARIMIZA ATILAN OKLAR HEDEFİNİ BULUYOR


Bu makale 2020-09-22 14:58:50 eklenmiş.
Kazım Çetinkaya

       Bir yangın var bütün dünyada. İnsanlık alemini, hususiyle çocuk dünyası gibi bir masumiyet alanını da saran bir yangın var alemde. 
       Kozalaklar ısınır, yanar ve bir ateş sarmalı halinde yerinden fırlayıp onlarca, yüzlerce metre ötelere ulaşır orman yangınlarında. Tutuşturur etraftaki bütün ağaçları Orada da yangın başlar. Yanlış bir düşüncedir uzaklardaki yangın bize ulaşmaz düşüncesi…  Bir bakarsınız gelir ve tutuşturur yüreğinizi bir kozalak…
       “Çocuk islam fıtratı üzere doğar, sonra anne-babası onu Hristyan, Musevi veya Mecusi yapar.” Buyuruyor, Peygamber-i âl-i şan Efendimiz (s.a.s).
       Yani bir kişilik inşası söz konusu çocuk için. Bunu prensip olarak anne-baba yapar. Bu nedenle, anne-baba çocuğuna ne verdiğine bakacak.
       Günümüz dünyasında, kişilik inşası yapanlar, yani anne-baba misyonuna soyunanlar çoğaldı. Çocuğun gözüne, kulağına, kalbine, dimağına, gönül dünyasına her kim ulaşıyorsa, o eğitiyor, inşa ediyor çocuğun kişiliğini.
       Oklar tam hedefini buluyor, şayet baba-anne çocuklarının yüreğine, dimağına, gözüne, kulağına siper olamıyorsa…
       İstatistiklere ve güvenlik raporlarına göre ülkemizde uyuşturucu kullanma yaşı tek haneli rakamlara düşmüş bulunuyor. Nasıl ulaşır uyuşturucu 9-10 yaşındaki bir çocuğa? Alkol, sigara çok daha yaygın. Bir de çocuk suçluluğu diye bir hadise var. Cinsel suçluluk halinde çocuk suçluluğunum bir boyutu…
        Gencecik, körpe çocuklarımızın yüreklerine nasıl nüfuz eder bu çürüme? Bildiğimiz bilimsel gerçek şudur ki, ana rahminden itibaren başlıyor çocuk eğitimi. Yani rahmindeki cenine ruhî yansımaları var annenin yaşadığı ortamın… Sonra çocuğun büyüdüğü ortama akan mesajlar… Eş dosttan, hısım akrabadan, anne babadan ve evimize ortak olan mesaj taşıyıcılardan.
       Mala ve evlada ortak olabilme misyonuyla hareket ediyor şeytan.(İsra: 64)  Acaba, evlerimize taşınan mesajları süzmek için, evlerimizdeki su arıtma cihazlarının içindeki filtrelere benzer bir filtreyi yerleştirebilmiş olsaydık, nasıl bir kişilik çıkardı ortaya? 
       Sigaranın, akciğerlerde nasıl bir tortu bıraktığına dair filmler yapılıyor şimdilerde. Acaba zihinlerimizde ve kalplerimizde nasıl bir tortu bırakıyor kirli mesajlar.?
       Evlatlarımzı hiç etkilemez mi acaba, öldürmeyi başarı kriteri olarak kurgulamış bir bilgisayar oyunu?  Değilse, neden kilitlenir çocuklarımız bu oyunlara?
       Parmaklarınızın ucuyla dokunarak dünyayı ayağınıza taşıyan bir iletişim aracı ve bilgi deposu olan internet…  Dolaşmayı bilmiyorsa o dünyada, yolu bataklığa mı çıkar çocuğun yoksa zirvelere mi? 
       Gördünüz mü internete getirilecek filtrelere karşı isyan bayrağını açanların taşıdığı pankartları? Birisinde yazıyordu “pornoma dokunma”! Bir insandı onu da taşıyan. Bir gençti. Cinselliğin en pespaye boyutu porno. Genç adam ona dokunma diye haykırıyor. Bir debeleniş değil mi bu çirkefin içinde? Yüreklere ve dimağlara kanalizasyonun bağlanması değil mi? Buraya kaç yılda geldik ve kaç zaman sonra nereye varacağız?
       Gözlerimizi, gönüllerimizi neye alıştırırlar Televizyonlar? Devlet olarak, anne baba olarak, insanlık olarak çocuklarımızı kurtarma diye bir kaygımız var mı bizim? Yüreğimizde hissediyor muyuz alevleri göklere yükselen yangını gerçekten?  Bize hala iyilikler, ihsanlar taşıyan bir varlık mı bıraktık geride yoksa, ahiret hayatımızı hep karartacak olan bir miras mı?
       Farkında mıyız onların yanında sergilenen her davranışın, onların dünyasına giren her mesajın, onların kişiliğine konan bir tuğla olduğunun?
       “Kendinizi ve çocuklarınızı ateşten koruyun” buyuruyor Yüce Yaratan!.. Kendinizle birlikte çocuklarınızı, yani aile efradınızı: Yani bir iklim oluşturmak gerekiyor korunma için. Hem bize hem de çocuklarımıza ateşin dokunmayacağı bir iklim.
       Annesini katleden, sonra kolunu bacağını keserek paketler halinde sağa sola bırakan üniversiteyi bitirmiş genç kız kimin kızı acaba? Cinnet mi geçirmişti acaba? Ona verilen kişilik eğitimi bir cinnet eğitimi miydi yoksa?  Evlatlarımızla dünyada yaşadığımız cehennemler değil midir bunlar? Ya öteki alemde, ebedi hayatta yaşanacak olanlar? 
       Nasıl manzaralara tanık olacağız orada ve bize nasıl bir akıbet yaşatacaklar evlatlarımız? Çocuklarımıza merhamet ettiğimizi zannedip, sabah namaza uyandırmayan biz anne babaların, aslında onlara merhametli davranmadığımızı, gerçekte onların ebedi hayatlarının kararmasına zemin hazırladığımızın farkında mıyız?
       Çocuklarımızla beraber ebedi alemde bir cennet inşa etmek ve orada yaşamak istiyorsak, onların yürekleri üzerine kapanmamız ve üzerlerine kirler, çamurlar yağmasına fırsat vermememiz gerekiyor.
 
       
 
       
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber
   
© Copyright 2015 Adıyaman İlk Haber. Tüm hakları saklıdır.

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber

Sitemiz Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Üyesidir.

© 2015-2020 Profesyonel Tasarım PROTASARIM