www.adiyamanunalturizm.com.tr


ATEŞTEN GÖMLEK MAL, MAKAM VE ŞÖHRET


Bu makale 2020-11-15 21:12:04 eklenmiş.
Kazım Çetinkaya

        Dünya hayatına imtihan yurdu denilmiştir. Çeşit çeşit İlâhî sınavlar söz konusudur hayatın hemen her alanında. Bu imtihan kişinin ebedi hayatta saadetine ya da felaketine sebep olacaktır. Başarı veya başarısızlık kulun kalitesini ortaya çıkaracaktır. Hiç kimsenin bu sınavdan muaf tutulması söz konusu değildir. Kişiye özeldir herkesin imtihan sorusu. İmkan ya da imkansızlık adına kime ne verilmişse imtihan alanı da onunla sınırlıdır.

        Bütün psikolojik hayatımızı ilgilendiren bir ilişkidir insanın islam’la ilişkisi. Bizim, canımızla, malımızla, makamımızla, şöhretimizle Yüce Yaratan’a ait olmamız duygusunun bütün bilinç dünyamızı inşa etmiş olması gerekir. Emanettir bize verilen can. Emanettir bize bahşedilen mal. Emanettir bize verilen evlat. Ve bize verilen güç, kuvvet iktidarlar da emanettir.

       İlahî bir hibedir insan hayatına giren her imkân. Ve bir gün hesabı sorulacaktır. Darlığı veren de O, bolluğu veren de. Varınız yoğunuz O’ndan… Sonunda O’na döneceksiniz zaten.

       “Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline! (Ki o) malının kendisini ölümsüz kılacağını zanneder.” (Hümeze,1, 2, 3)

       Mal ile ilişkisi noktasında insanın en büyük imtihanlarından birisi. Mal toplayan, onu sürekli sayan bir insan tipi. İnsanın malın kendisini ebedileştireceği hissine kapılması. Oysa yok böyle bir ebedilik. Bir saniye daha uzatmanız mümkün değil ömrü, bütün malınızı yığsanız. bile.  Malın o kudreti yok .

       İnsan malen güçlü hissedebilir kendini, fizik özellikler itibariyle güçlü hissedebilir, siyasî anlamda güçlü hissedebilir, evladü  iyal, hısım-akraba çokluğu itibariyle güçlü hissedebilir. İnsanın ölçüleri kendi çıkarına göre yontmaya yöneldiği, yani adalet sınırlarını aştığı hallerdir böyle durumlar.

       Bir safhada, insanın Yaratanı ile ilişkisini de etkiler hale gelir güçlü hissediş. İnsan, gücü kendisinden vehmetmeye başlar, sonra, gücünü kendisini Rabbine muhtaç olmaktan çıkardığını düşünmeye başlar, sonra gücünün kendisine Rabbin bildirdiği ölçüler dışına çıkma hakkını verdiğini zannetmeye başlar. Ve azgınlaşan insan en sonunda da kendisinde “Rablık” hususiyetleri bulunduğunu düşünmeye başlar.

       Karun, mali anlamda azgınlaşma tipinin örneğidir. Firavun, siyasi anlamda azgınlaşma tipinin örneğidir. Haman, bürokratik anlamda azgınlaşma tipinin örneğidir.

       Kur’an dilinde şöyle anlatılır Karun: “Karun, Musa’nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona şöyle demişti: Şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez.”

       “Karun ise: O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi, demişti. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerde, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helak etmişti. Günahkârlardan günahları sorulmaz (Allah onların hepsini bilir.)” (Kasas, 76-77)

       “Sonunda, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Allah’a karşı ona yardım edebilecek kimsesi de yoktu; kendini kurtarabilecek kimselerden de değildi.” (Kasas, 81)

       Fir’avun, Kur’an’a göre “Ben sizin en yüce Rabbinizim” diyen kişiydi.(Naziat,24) Her şeyi bilen gören ve gözeten Allah buna karşılık Hazreti Musa’ya “Fir’avun’a git! Çünkü o çok azdı.” (Naziat , 17) buyurmuştu. Ama azgınlıktan vaz geçmedi o.  Yüce Yaratan Kur’an’da şöyle bildirdi bu azgınlaşmanın sonucunu: “Karun’u, Fir’avun’u ve Haman’ı da (helak ettik). And olsun ki, Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yer yüzünde büyüklük taslamışlardı. Halbuki (azabımızı aşıp) geçebilecek değillerdi.”(Ankebut,39)

       Bir damla sudan yaratıldı insan. Neyin gururlanması içine girebilir ki! İstiğna yok, nefes alış-verişimiz bile Allah’ın lütfu değil midir?

       Dünyada sığınacak yer bulamayan İran Şahı Rıza Pehlevi, Mısır’ın Enver Sedat’ı, Hüsnü Mübareği, Libya’nın Kaddafi’si, Tunus’un Zeynel Abidin b. Ali’si, Irak’ın Saddam Hüseyin’i, Çekoslovakya’nın Çavuşesko’su, Yugoslavyanın Miloseviç’i  yeryüzü coğrafyasının azgın sapkın tağutlarından bazılarıdır. Kendi halkını acımasızca katleden Suriye’nin Beşşar Esed’i de bu kötü akıbetten kurtulamayacaktır.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber
   
© Copyright 2015 Adıyaman İlk Haber. Tüm hakları saklıdır.

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber

Sitemiz Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Üyesidir.

© 2015-2020 Profesyonel Tasarım PROTASARIM