TIMAR (DİRLİK) SİSTEMİNDE REÂYANIN YERİ (Osmanlıyı 3 Kıtaya Yayan Toprak Sistemi)


Bu makale 2020-11-29 22:43:00 eklenmiş.
Doğanay Osman Ulusoy

“Geçmişini bilmeyen milletler, diğer milletlerin çıkarlarına alet olurlar!”

 

Doğanay Osman ULUSOY

 

Değerli okurlarım, geçen yazımda Osmanlı Beyliği’nin ikta sistemini geliştirerek kendine özgü “tımar sistemini” nasıl ortaya çıkarttığını ve bu sistemin temel özelliklerini anlatmıştım. Bu yazımda da tımar sisteminde reâya’nın (Osmanlı köylüsünün) iktisadi, mali, sosyal, hukuki durumunu, anlatmaya çalışacağım, inşallah.

Tımar sistemi, bir çift öküzle işlenebilecek büyüklükte bir çiftlik olarak tanımlanan belirli bir toprak birimine tasarruf eden evli bir köylü aileden (hane) oluşuyordu. Bu tarife bakarak, ilki emek kaynağı olan hane halkı, ikincisi belirli bir ölçeği olan ve tahıl üretimine ayrılmış tarlalar, üçüncüsü ise koşum gücü olan bir çift öküz olmak üzere tımar sistemindeki çift-hane biriminin 3 unsurdan meydana geldiğini söyleyebiliriz. Her bir köylüye verilen toprakların büyüklüğü, bir ailenin vergisini ödedikten ve bir sonraki seneye ihtiyaç duyduğu üretim masraflarını ayırdıktan sonra sene boyunca geçimini sağlamaya yetecek büyüklükteydi.[1] Tımar sisteminin emek unsuru olan Osmanlı köylüsüne “reâya” (raiyyetin çoğulu, “kiracılar” anlamına gelir) denilirdi. Sipahiler ve kadılar aracılığıyla, reâyayla (Osmanlı köylüsüyle) dolaylı ve daimi bir kira sözleşmesi yapan Devlet, bu sözleşme sonucu reâyaya yazılı bir tapuyla verirdi. Çiftlik denilen bu toprağın büyüklüğü, verimliliğine göre değişirdi.[2]

Osmanlı toprak siyasetinde temel amaç mir’i toprakların (tımar, zeâmet, has toprakları) boş kalmamasını ve en verimli şekilde sürülmesini sağlamaktı. Bunu vaad edene toprak verilirdi. Sebepsiz yere 3 sene üst üste toprağı sürmeyen reâyanın elinden toprağı alınırdı.[3]

Çiftlik, tımar sisteminde 60-150 dönüm arasında olan tarım arazilerine denilirdi. Kesinlikle bu rakamların altında veya üstünde arazi verilmezdi. Reâyanın vergisi sabitti, her sene belli bir üretimi yapmak zorundaydı. Zor durumda kalmaması için reâyaya tohumluk yardımı da yapılırdı. Eğer üretimi daha da artırabilirse bu onun ek kazancı olurdu. Üretim merkezden (İstanbul’dan) planlanarak yapılırdı. Toprağın ırsi ve ebedi kiracısı konumunda olan reâya öldüğünde, toprakları mirasçılarına kalırdı. Mirastan, sadece erkek çocuklar pay verilerek toprakların küçülmesi bir ölçüde engellenirdi.[4] Vefat eden reâyanın hiçbir varisi yoksa toprakları, topraksız ve muhtaç köylülere bırakılırdı. Mirî toprak kesinlikle satılamaz, terk edilemez, haczedilemez ve vakfedilemezdi.[5]

Tasarruflarında bulunan mirî toprakların vergisini reâya, berât verilerek yetkilendirilirmiş, kendisine “Sahib-i Arz” denilen kişilere verirdi. Mirî topraklar devlete aitti, kesinlikle özel şahısların mülkiyetine giremezdi. Müslüman veya Hıristiyan, dini ne olursa olsun, bütün reâya padişah ve diğer devlet hizmetlisinin raiyyetiydi (kiracısıydı). Bir reâya ancak çalışıp emek sarf ettiği ve imar ettiği ev, bağ ve bahçe gibi şeylere sahip olabilirdi.[6]

Avrupa’daki feodal yapıda, feodal köylü (serf) merkezi devlet değil senyörle bir kölelik ilişkisi içinde hayatını sürdürmekteydi. Hâlbuki Osmanlı köylüsü (reâya) “çiftbozan harcını” ödeyerek toprağını bırakabilir, sipahiliğe (askerliğe) veya sofuluğa (ilmiyye) sınıfına geçebilirdi. Avrupa’daki feodal yapıdan farklı olarak Osmanlıda sınıflar arası akışkanlık açıktır.[7] Feodal yapıda, köle olmasalar da serflerin hukukunun tamamıyla senyörün elinde olması, serfleri fiili açıdan köle statüsüne yaklaştırmaktaydı.[8] Bu durum Osmanlı reâyasının feodalitede olduğu gibi köle benzeri bir yapıda olmadığını gösterir. Bunun temelinde “İkta Sisteminin Uygulanışı” isimli yazımda da belirttiğim gibi Nizam-ûl Mülk’ün, İslam’ın değerlerini yansıtarak hazırlamış olduğu Siyasetname isimli eserinde de reâyanın haklarına genişçe yer vermesi ve Osmanlı’nın bu hukuku aynen kabul etmiş olması yatar. Osmanlıların, reâyayı tarım sektörünün bir unsuru olarak görmesinin yanında ona karşı mükellefiyetinin varlığını da kabul etmesi yatmaktadır. Bu sebepledir ki tarihi süresince Osmanlı Devleti reâyanın haklarını emniyet altına almıştır.[9]

Reâyanın vergisini verdiği sahib-i arzlar birer devlet memuru statüsündeydiler. Bununla birlikte sahib-i arzlar toprağın en iyi şekilde işletilmesini sağlamakla mükellef oldukları gibi, köylüye de iyi davranmak zorundaydılar. Eğer bir sahib-i arz yapmakla mükellef olduğu işi yapmaz ve köylü tarafından şikâyet edilirse, şikâyet değerlendirilir ve gerekirse sahib-i arzın dirliği elinden alınırdı.[10] Sahib-i arzın haklı görüldüğü bazı durumlarda dahi, sahib-i arzın dirliğinin elinden alındığı veya daha küçük bir dirliğe sürüldüğü de olmuştur. Buna tarihçiler çok anlam veremeseler de bazı tarihçiler, “Osmanlının sahib-i arzdan sadece adil olmasını değil, reaya ile arasını iyi tutmasını da istediği” şeklinde yorumlamaktadırlar.[11]

Değerli okurlarım, bu yazımda tımar veya dirlik sisteminde reâyanın yerini anlatmaya çalıştım. Bundan sonraki yazımda Tımar sisteminde sahib-i arzların yerlerini, vazifelerini ve haklarını anlatmaya çalışacağım inşallah. Yorumlarınızı bekliyorum.



[1] Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi Halil İnancık-Eren yayıncılık Sh.190

[2] Osmanlı İmparatorluğunun Son Dönemlerinde Özel Mülkiyete Geçiş isimli makale- Selçuk Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Öğretiminde 30. Yıl Sempozyumu, 16-18 Ekim 2002, Konya sh.530 Yrd. Doç. Dr. Mehmet ERTAŞ-Sh.1

[3] Cumhuriyeti Devrinde Toprak Rejimi isimli makale-Prof.Dr.Şakir Berki-Sh.85

[4] Osmanlı Çağı ve Sonrası, Ümit Aktaş-Bakış Yayınları Sh 72

[5] Osmanlı Çağı ve Sonrası, Ümit Aktaş-Bakış Yayınları Sh 74

[6] Türkiye’nin İktisadi ve İçtimai Yapısı, Prof. Dr. Mustafa Akdağ II. Cilt Cem Yayınları, Sh.48

[7] Osmanlı Çağı ve Sonrası, Ümit Aktaş-Bakış Yayınları Sh 79

[8] Tarım Ekonomisi Prof. Dr. Zeynel Dinler Uludağ Üni. Yay. Sh.4

[9] Büyük Kaçgun, Doğanay Osman Ulusoy, Akıl Fikir Yay. Sh.26

[10] Tarım Ekonomisi Prof. Dr. Zeynel Dinler Uludağ Üni. Yay. Sh.12

[11] Büyük Kaçgun, Doğanay Osman Ulusoy, Akıl Fikir Yay. Sh.27

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber
   
© Copyright 2015 Adıyaman İlk Haber. Tüm hakları saklıdır.

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber

Sitemiz Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Üyesidir.

© 2015-2021 Profesyonel Tasarım PROTASARIM