TIMAR (DİRLİK) SİSTEMİNDE SAHİB-İ ARZIN YERİ


Bu makale 2020-12-06 21:29:02 eklenmiş.
Doğanay Osman Ulusoy

“Geçmişini bilmeyen milletler, diğer milletlerin çıkarlarına alet olurlar!”

Doğanay Osman ULUSOY

 

 

Değerli okurlarım, geçen yazımda tımar veya dirlik sisteminde reâyanın yerini anlatmaya çalıştım. Bu yazımda ise Tımar sisteminde sahib-i arzların (sipahilerin ve zaimlerin) sistem içindeki yerlerini, vazifelerini ve haklarını anlatmaya çalışacağım inşallah.

Mir’î arazi topraklar, devlet ait topraklardı. Osmanlı Devleti Mir’î toprak sistemine sahipti ve topraklarını senelik kazançlarına göre tımar, zeamet ve has olmak üzere üçe böldüğünü “Tımar Sistemi” isimli yazımda yazmıştım. Bu toprakların büyük bir kısmı tımar olarak ayrıldığı için bu sisteme tımar sistemi de denilmektedir.(1)

Fethedilen toprakların evvela değerleri sayımı yapılır, bundan sonra topraklar dirliklere ayrılırdı. Dirlikler, senelik kazancı 1.000 ile 20.000 akçe arası olanlara tımar, 20.000 ile 100.000 akçe arası olanlara zeamet, 100.000 akçeden yukarı olanlara da has adı verilirdi. Bu dirlikleri toplayan sahib-i arzlardan, tımar sahiplerine “sipahi”, zeamet ve has sahiplerine “zaim” denilirdi. Toprakların çıplak mülkiyetinin (rekabesinin) daima devlette kalması kaydıyla, sahib-i arza belirli vazifeleri yerine getirmesi kaydıyla reayadan vergi toplama(2) ve çiftbozan harcını ödemeden sebepsiz yere yerinden ayrılıp göç eden reâyayı tutup toprağına geri getirme yetkisi verilmişti.(3)

Mir’î topraklar dağıtılırken çok itina gösterilir, sıkı kurallar tatbik edilirdi. Tımar ve zeametler kesinlikle herkesçe tanınan, tecrübeli, milletin en şerefli, mümtaz, millet ve devlet şuuruna ve üstün vasıflara sahip kişilere verilirdi.(4)

Birer maaşlı memur olan sahib-i arzların, reâyaya ve devlete karşı birçok vazifeleri mevcuttu. En mühim vazifeleri, sipahilerin her 3.000 akçe karşılığı bir cebeli (asker) , has ve zeamet sahibi zaimlerin de her 5.000 akçe karşılığı bir cebeli hazırlamaktı. (5)

Toprakların dağıtımında kimseye gelirleri 20.000 akçe olacak şekilde hemen verilmezdi. Sancak beyliği veya beylerbeyliğini hak edenlere, arpalıkları 20.000 akça verilmez, evvela 19.999 akça verilirdi.(6)

(7)Memur-asker statüsünde olan sahib-i arzlar, kendi sancakları içinde ikamet etmek zorundaydılar.

Böylece hem sürekli reâyanın başında bulunmuş oluyor hem de kasabaya, şehre yerleşip ayan, eşraf, kadı, sûbaşı gibi sosyal gücü olan kişilerle yakınlaşamıyordu. Başında bulunduğu reâyanın ihtiyaçlarından haberdar olup, daha rahat ilgilenebiliyordu.

Açık arazilerde köylerin sıkı bir şekilde korunabilmesi için sipahiler merkezi hükümetin en etkili temsilcisi olarak köylerde yaşarlardı. Eşkıya herhangi bir köye saldırdığında, sipahi derhal yerel komutana (sûbaşı veya zaim’e) haber verirdi. Çevredeki tüm sipahileri toplayan zaim veya sûbaşı hemen eşkıyanın üzerine yürürdü.(8)

1654 senesinde Sofyalı Ali Çavuş, yazmış olduğu risalesinde cebelilerle birlikte tımarlı sipahilerin sayısının 200 bin civarında olduğunu belirtmekteydi. Bu sayının bu kadar hızlı artmasının temel sebebi ise başarılı fetihlerle birlikte, refah seviyesinin ve nüfusun hızla yükselmesidir. Bu sayede Osmanlı Devleti aleyhine mahalli feodal güçlerin gelişmesi mümkün olmamıştır.(9) Kendi sancakları içinde bulunan bu kişiler istenildiğinde birkaç gün gibi kısa bir süre içinde harbe hazır hale geçerlerdi. Tımar ve zeametlerden toplanan çok iyi teçhiz edilmiş, disiplinli ve muntazam olan 200.000’e yakın süvari, Osmanlı Devleti’nin en büyük askeri kuvvetini meydana getirirlerdi. Bu askerler ayrıca asi, eşkıya ve haydutlar ile mücadele ederler, ortaya çıkan asilerden memleketi tamamıyla temizlerlerdi.(10)

Sahib-i arzların, vazifeleri arasında her türlü felaketlerde, olağan üstü durumlarda reâyayı korumak, ona yardım etmekte vardı. Bir doğal afet olduğunda sahib-i arzın, reâyaya yardım etmesi sebebi ile reâya tefecinin eline düşmüyor, zaman içinde ırgatlaşmıyordu. Açıkgöz bir reâyanın, diğer reâyanın topraklarını zamanla ele geçirerek, topraklarını büyütmesine de sistem izin vermiyordu. Sahib-i arzlar, reâya da iyi davranmak zorundaydılar. Eğer bir sahib-i arz yapmakla mükellef olduğu işi yapmaz ve reâya tarafından şikâyet edilirse, şikâyet değerlendirilir ve gerekirse sahib-i arzın dirliği elinden alınırdı.(11)

Dirlik sahibinin vefatı durumunda, dirlik bir başka sipahiye tımarın ilk alındığı haliyle, üzerine bir terakki (toprağın arttırılması) yapılmadan diğer sipahiye verilmesi neticesinde, uzun süre Osmanlı’da feodalleşme görülmemiştir.(12) Feodalleşme bir devletin çöküşünü hazırlar. Feodalleşme olmaması için, dirliklerden has sahipleri sık sık değişmektedir. (13) Tımarın verileceği en liyâkatli kişi, ölen sahib-i arzın oğlu olduğu durumlarda da oğulun hakkı gözetilmiş ama bir önlem olarak tımar küçültülerek oğula verilmiştir. Böylece ne adaletten vaz geçilmiş nede sistem tehdit altına sokulmuştur.

Değerli okurlarım, bu yazımda tımar sisteminde sahib-i arzların (sipahilerin ve zaimlerin) sistem içindeki yerlerini, vazifelerini ve haklarını anlatmaya çalıştım. Bundan sonraki yazımda, tımar sisteminin mali, idari, askeri ve toplumsal olmak üzere devleti rahatlatan dört ayrı işlevini kısaca anlatmaya çalışacağım inşallah. Yorumlarınızı bekliyorum.

 



(1) Tarım Ekonomisi Prof. Dr. Zeynel Dinler Uludağ Üni. Yay. Sh.13

(2) Tarım Ekonomisi Prof. Dr. Zeynel Dinler Uludağ Üni. Yay. Sh.13

(3) Osmanlıda Toplumsal Dinamizmden Celali İsyanlarına Giden Yol Yada İki Belgeye Tek Yorum- Yrd.Doç., Dr.Yunus Koç-Ahmet Yesevi Üniversitesi-Bilig Dergisi- Sayı 35-sh.239

(4) Tarih-i Cevdet Üçdal Neşriyat Ahmet Cevdet Paşa I. cilt Sh. 85

(5)Tarım Ekonomisi Prof. Dr. Zeynel Dinler Uludağ Üni. Yay. Sh.13

(6) Tarih-i Cevdet Üçdal Neşriyat Ahmet Cevdet Paşa I. cilt Sh. 86

(7)Feodalite ve Osmanlı Toplumu Murat Özyüksel Uludağ Üni. Yay. Sh.134

(8) Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi Halil İnancık-Eren Yayıncılık Sh.220

(9)Tımar Sisteminin Kaldırılma Süreci ve Bazı Değerlendirmeler-Dr. H. Veli AYDIN-Akdeniz Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü-Sh.68

(10) Tarih-i Cevdet Üçdal Neşriyat Ahmet Cevdet Paşa I. cilt Sh. 85

(11) Tarım Ekonomisi Prof. Dr. Zeynel Dinler Uludağ Üni. Yay. Sh.12

(12) Osmanlı Ordusunda Bir Motivasyon ve Terfi Kaynağı: “Terakki” Tevcihi isimli makale Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research

Volume 3 / 11 Spring 2010-sh.241-Emine Erdoğan Özünlü

(13) Tarım Ekonomisi Prof. Dr. Zeynel Dinler Uludağ Üni. Yay. Sh.12

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber
   
© Copyright 2015 Adıyaman İlk Haber. Tüm hakları saklıdır.

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber

Sitemiz Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Üyesidir.

© 2015-2021 Profesyonel Tasarım PROTASARIM