NE ARA BU HALE GELDİK?


Bu makale 2020-12-26 12:55:40 eklenmiş.
Aziz Özbilgiç

Geçenlerde okuduğum bir kitapta “Bugün karşılaştığınız kişilere merhaba deyin” diye yazıyordu. O gün de bir kurumda işim vardı. Biri bay, biri bayan üçümüz asansörle çıkarken yazarın söyledikleri aklıma geldi. Nazikçe yanımdakilere “merhaba” dedim. Bayan hafif gülümsedi. Bay ise “nereden tanışıyoruz?” demez mi? Doğru ya nereden tanışıyorduk? Gayet sakin bir şekilde “Asansör bozulabilir ve birlikte kalabiliriz diye şimdiden tanışmak istedim” deyince bayan biraz daha gülümsedi. Bay ise yüzünü astı, yetmemiş gibi arkasını döndü. İnanın o an çok üzüldüm. Ve kendi kendime sormaya başladım. Ne ara bu hale geldik?

Ne ara biz merhabalaşmayı kestik? İlle de birine merhaba demek için onu tanımamız mı gerekiyor?

Neden biz sokakta, caddede, çarşı pazarda yürürken kimselere selam vermez olduk?

Neden bir çalışana (kim olursa olsun) kolay gelsin demeyi, hayırlı işler dilemeyi çok gördük?

Ne zamandan beri bir ihtiyaç sahibine yardım etmez, bir yabancıya yol yordam gösteremez olduk?

Neden evlerimizde kimse kimseyle konuşmaz. Herkes ya telefonunda ya da bilgisayarında yalnızlığıyla baş başa kalmayı tercih eder?

Neden birileri vatandaşın sorusuna cevap bile vermeden, gözlüğünün üzerinden kaşlarını çatarak her şeye yok der?

Neden zamanımızın büyük bir kısmını birlikte geçirdiğimiz çalışma arkadaşlarımıza bir günaydını çok görürüz?

Neden her şeyi beden dili ile konuşur olduk? Pabuç kadar dilimize eşek arıları mı soktu? Çok af affedersiniz.

Neden???...

Yoksa gerçekten biz mi unuttuk konuşma biçimini? Oysaki

Merhabalaşmanın “bana güvenebilirsiniz, kendinizi rahat hissedin.  Benden size zarar gelmez” olduğunu hepimiz bilmiyor muyuz?

Birine selam vermenin, selam vermek kadar almanın da bir sadaka olduğunu, ne zamandan beri unutuverdik?

Hani başka birisi için hayır duada bulunmak, ihtiyacı olana merhamet etmek, yol yordam göstermek, adetlerimizdendi. Ne oldu da bu güzel adetlerimizi unuttuk.

Hani aile olmak çok önemliydi. Herkes sofrada bir araya gelir, birlikte çaylar içilirdi. Akabinde sohbetler edilir, kitap okurdu. Birlikte üzülür, birlikte sevinilirdi.

Hani kimseyi hor görmez, kimseyi ötekileştirmezdik.  Hani adil olacak, herkese eşit mesafede duracaktık.

Peki ne oldu da bu hale geldik?

Bakın dostlar, biz bunları konuşurken, bir gün daha tükendi. Tıpkı tükenen dün gibi. Doğan güneş, yerini karanlığa bırakıyor. Güneş, yarın yeniden doğacak ve yine veda edecek gündüze. Ne değişti dünden bugüne hayatımızda. Olduğumuz yerde sayıp duruyoruz.

Unutmayalım ki hayat devam ediyor. Artık güzel şeyler yapmanın zamanı gelmedi mi?  Dün dünde kaldı. Ne olur yarınlara umutla bakalım.

Bir gülümsemeyi, birini mutlu etmeyi, birine selam vermeyi çok görmeyelim. Yapamıyorsak da hiç değilse yapanlara engel olmayalım. El uzatalım birilerine. Düştüğü yerden kaldırmak için. Konuşalım, belki açılır da kin kusmak yerine sevgi saçar çevresine.

Tozpembe dünyamızdan çıkıp, gerçek hayata açalım gözlerimizi. Bugün dünden farklı batsın güneş. Gülümseyelim ve gülümsetelim. Güzel şeyler düşündüğümüzde belki o zaman varlığımız daha da anlam bulacak.

Saygı ve sevgilerimle…

 

Uzman Öğretmen Aziz Özbilgiç

azizozbilgic@gmail.com

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber
   
© Copyright 2015 Adıyaman İlk Haber. Tüm hakları saklıdır.

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber

Sitemiz Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Üyesidir.

© 2015-2021 Profesyonel Tasarım PROTASARIM