TÜRKİYE’NİN GELDİĞİ NOKTANIN GERİSİNDE YATAN NEDENLER


Bu makale 2021-01-23 19:18:39 eklenmiş.
Celal Topkan

Toplum ve siyaset bilimi: Kurumlar, kuruluşlar, siyasi partiler, devletler yanlışlar yapabilirler. Başarısız olabilirler. Yapılması gereken: 

Yanlışlarla yüzleşmektir. “Gözlem ve deney” yapılarak, “sebep-sonuç” ilişkisi kurularak yapılan yanlışların sorgulanmaktır. 

Bir daha aynı yanlışları yapılmamanın yollarını aramaktır.

Yapılanma ve işleyişte, yenilenme ve değişime gitmektir diyor. 

Aksi halde yanlışlar yapılmaya ve başarısızlık devam eder diyor.  

Tarihsel süreç içinde, yanlışı ve başarısızlığı ile yüzleşen, "gözlem ve deney” yaparak “sebep-sonuç” ilişkisi kurarak yanlışlarını ve başarısızlığını sorgulayan, 

Yapılanma ve işleyişinde, aklın ve bilimin öngörüsünde yenilenme ve değişime giden, kurumlar, kuruluşlar, devletler, başarılı olmuşlardır. 

Buna karşın, "gözlem ve deney” yaparak “sebep-sonuç” ilişkisi kurarak yanlışlarını sorgulamayan, yapılanma ve işleyişinde yenilenme ve değişime gitmeyen, kurumlar, kuruluşlar, siyasi partiler, devletler sürekli başarısız olmuşlar. 

Tarihi, bunun sayısız örnekleri ile doludur.    

Atatürk’ün, kurgulayıp planladığı, 20. Yüzyılın en büyük yenilik, değişim ve dönüşüm projesi olan halk egemenliğine dayanan laik demokratik sosyal hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün yönetiminde, 29 Ekim 1923 tarihinde, aklın ve bilimin öngörüsünde kuruldu. 

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk, ömrünü halkına adadı. Dil, din, ırk, renk, mezhep ve cinsiyet ayırımı yapmadan, halkını yüceltmek, için her şeyi yaptı.

Atatürk’ün yönetiminde devrimleri yapıldı. Devrimlerle, insanı merkez alan, insana önem ve değer veren, insanın yüceltilmesini hedefleyen, toplumsal, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel değişim ve dönüşümleri yaşama geçirildi. 1938 yılına gelindiğinde Türkiye Cumhuriyeti, dünyada aklın ve bilimin öngörüsünde yönetilen, medeni, çağdaş ve uygar devletleri arasında, onurlu ve saygın yerini aldı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin aklın bilimin öngörüsünde planlayan, kuran ve örgütleyen Atatürk, kendisinden sonra, Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetecek olanlara aklı ve bilimi miras olarak bıraktı. Türkiye Cumhuriyeti’ni, aklın ve bilimin öngörüsünde yönetmelerini istedi. 

Doğulusu ile Batılısı ile dünyanın önde gelen tarihçileri, toplum bilimcileri, siyaset ve sosyal bilimcileri, üniversitelerin araştırma kuruluşları, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün liderliğini örnek gösterdiler. Atatürk’ün kurgulayıp planladığı, kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni, örnek alınacak ve örnek gösterilecek sistem ve model olduğunu ilan ettiler. 

Nitekim, emperyalist ülkelerin işgali, baskısı ve sömürüsü altında yaşayan ülkeler, Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşı’nda ortaya koyduğu liderliği, yaptıklarını ve başarılarını örnek aldılar. Onlar da, emperyalist işgal güçlerine karşı bağımsızlık savaşı başlattılar. Ülkelerini bağımsızlığa kavuşturdular. Ülkelerinde benzer değişim ve dönüşümler yaptılar. 

Atatürk’ten sonra, 1938-2002 arasında, Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün miras bıraktığı, aklın ve bilimin öngörüsünde yönetilmedi. Türkiye Cumhuriyeti, üzerine oturduğu coğrafyasının kendisine sunduğu, tarihi ve kültürel zenginliklere, yeraltı ve yer üstü varlığına, genç ve dinamik insan gücü potansiyeline rağmen, gelişemedi, kalkınamadı ve zenginleşemedi. Toplumsal huzur ve barışa kavuşamadı. 

Fakat, 1938-2002 arasında yapılan seçimlerde İktidara gelen, devleti yöneten partiler ve muhalefet partileri, yanlışlarıyla yüzleşmediler. "Gözlem ve deney” yaparak “sebep-sonuç” ilişkisi kurarak yanlışlarını sorgulamadılar. Yapılanma ve işleyişlerinde yenilenme ve değişime gitmediler. Diğer taraftan toplumda da bu yönde bir talep gelmedi.

Siyasetin bu yapılanma ve işleyişinin ülkeye ve halka bedeli çok ağır oldu.

Türkiye Cumhuriyeti’ni din kurallarına göre yeniden yapılandıracağını söyleyerek siyaset yapan milli görüş öğretisi ile yetişenlerin kurdukları AKP, Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk sonrası Türkiye Cumhuriyeti’nin kötü yönetilmesini ve başarısızlığını, iktidar fırsatına dönüştürdü. 

3 Kasım 2002 seçimlerinde Yoksulluğa, Yolsuzluğa ve Yasaklara son verme sözünü verdi. Seçimlerde AKP, tek başına iktidara geldi.  

Türkiye Cumhuriyeti 18 yıldır AKP tarafından yönetiliyor. 

AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın söyledikleriyle yaptıkları aynı olmadı. 

AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın yönetiminde:

·      Atatürk’ü yok etme, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuruluş ilkelerinden ve felsefesinden koparma, çalışması başlatıldı. Türkiye Cumhuriyeti, büyük oranda din kurallarına göre yapılandırıldı. 

Türkiye zenginleşmedi. Halkın aş ve sorunu çözülmedi. Ekonomi çöktü. Binlerce çalışan işini kaybetti. Üniversite mezunu gençler iş bulamıyorlar. 

·      Toplum ayrıştırıldı ve bölündü. Ülkede barış ve huzur, iyice bozuldu. Türkiye komşu ülkeler başta olmak üzere dünya ile kavga etmeye başladı. Türkiye’nin dünyada, dostu olan ülke neredeyse kalmadı.

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber
   
© Copyright 2015 Adıyaman İlk Haber. Tüm hakları saklıdır.

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber

Sitemiz Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Üyesidir.

© 2015-2021 Profesyonel Tasarım PROTASARIM