28 Şubat 1997’de Yaşanan Baskıcı Süreç


Bu makale 2021-03-04 22:48:52 eklenmiş.
Fadlı Doğan

Necmettin Erbakan’ın Refah Partisi ile Genel Başkanlığını Tansu Çiller’in yaptığı Doğru Yol Partisi koalisyonu, Refahyol Hükümeti adıyla iktidardaydı.

Necmettin Erbakan'ın Başbakan, Tansu Çiller'in ise Dışişleri Bakanı olduğu bu dönemde 28 Şubat 1997 tarihinde olağan üstü toplanan Milli Güvenlik Kurulu'nun irticaya karşı başlattığı ordu ve bürokrasi merkezli bu süreç, post-modern darbe olarak da adlandırılmıştır.

Asker üyelerin çoğunlukta olduğu bu toplantıda alınan kararlar neticesinde, sözde gericilikle mücadele etmek amacıyla, başörtüsü yasaklanmış, pek çok öğrenci ve kamu personeli başörtülü oldukları gerekçesiyle ihraç edilerek devlet kurumlarından uzaklaştırılmıştır.

Tıp Fakülteleri ve Devlet Hastaneleri de dâhil olmak üzere tüm devlet kurumları kamusal alan sayılmış ve kamusal alana başörtülü girilemeyeceği karara bağlanmıştı. Bu karar tüm devlet kurumlarında sert bir şekilde hemen uygulandı. Hastanelerde ise personele anında tatbik edilirken, bayan hastalar için henüz uygulanmıyordu,  ama milletin yüreği ağzında her an uygulanabilir korkusu vardı. Muhafazakâr insanlar, eğer başörtüsü yasağı hastalara da uygulanırsa biz hastalanan bayanlarımızı nereye götüreceğiz diye endişe içindeydiler.  

İrtica ile mücadele eylem planı olarak anılan bu süreçte verilen kararların ve yaptırımların uygulanıp uygulanmadığını denetlemek için dönemin Genelkurmay 2.Başkanı Çevik Bir öncülüğünde Batı Çalışma Grubu kurulmuştu. Buradaki amaç; bir batılılaşma ve çağdaşlaşma furyası başlatılarak Türkiye’deki muhafazakâr, dindar insanların ahlakî değerlerini asimile ederek kendilerine benzetmekti.

Hükümete gözdağı vermek için tanklar Ankara Sokaklarındaydı.

28 Şubat Kararları Nelerdi?

28 Şubat’ta yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı 9 saat sürdü. MGK laikliğin Türkiye’de demokrasi ve hukukun teminatı olduğu sert bir şekilde vurguladı. "Hâlbuki laiklik sadece din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı yürütülmesi ve her vatandaşın inancı doğrultusunda dini ibadetini özgürce yapması demekti."

28 Şubat 1997’deki Milli Güvenlik Kurulu Kararları Refah yol hükümetine bildirildi. Kararda, laiklik ilkesi doğrultusunda yasaların ivedilikle uygulanması isteniyordu.

Buna göre; vakıf ve cemaatlere bağlı okullar denetlenmeli ve Milli Eğitim Bakanlığına devredilmeli, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmeli, Kuran kursları denetlenmeli, Tevhidi Tedrisat kanunu uygulanmalı, tarikatlar ve cemaatler kapatılmalı, irtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medya kontrol altına alınmalı, kıyafet kanununa riayet edilmeli ve bu bağlamda kamusal alanlarda başörtüsü yasaklanmalı, kurban derilerinin dernekler tarafından toplanması yasaklanmalı ve Atatürk aleyhine olabilecek eylemler cezalandırılmalı deniliyordu. Bu kararlar anında uygulandı. 

Alınan kararların uygulanması sonucu; Başını açmak istemeyen binlerce kız öğrencinin eğitim hakkına son verilerek üniversitelerden atıldılar.

Laikliğin emrettiği şekilde dini ibadetlerini yerine getiren, Müslüman, dindar, bay-bayan binlerce Kamu çalışanına irticacı damgası vurularak ya tutuklandılar ya da görevlerinden ihraç edildiler. Eşleri başörtülü olan yüzlerce rütbeli asker ve polis İrtica’ ya meyilli ve laikliğe aykırı gerekçesiyle görevlerine son verilerek ihraç edildiler...  

Bu süreci başlatanlar ve bu süreci fırsat olarak gören din ve millet düşmanı hain siyasiler, hiç boş durmuyorlardı. Hemen her gün, her gece televizyonlara çıkıyor, gazetelere manşetler atıyor ve sokaklarda mitingler yaparak İrtica hortluyor diye çığırtkanlık yapıyorlardı.

Artık Türkiye'de dindar olan vatandaşlar öyle bir duruma gelmişti ki; insanlarımız aleni olarak camilere gidip namaz kılmaktan korkuyorlardı. Devlet dairelerinde çalışanlar, görevdeyken vakti gelen namazlarını işten atılma korkusu ile kılamayıp daha sonra evde kılmak üzere kazaya bırakıyorlardı.

1997-2002 tarihleri arasında İmam Hatip Ortaokulları kaldırıldı, onun yerine ilk ve ortaokullar birleştirilerek sekiz yıllık kesintisiz ilköğretimler getirildi. YÖK üniversitelere öğrenci seçme ve yerleştirme sınavında meslek liselerine katsayı uygulaması ile eksi puan sistemini getirerek İmam Hatip ve Meslek Liselerindeki öğrencilerin diğer düz liselere kaymasına sebep oldu. Dolayısıyla Meslek Liseleri ve İmam Hatip Liselerinde %80 öğrenci kaybı yaşandı.   

28 Şubat sonrası gelişmeler

04 Mart 1997'de Başbakan Erbakan, Milli Güvenlik Kurulu kararları yumuşatılmazsa imzalamayacağını söyledi ve imzalamadı. Fakat 13 Mart 1997'de Görsel ve basılı medyaya yaptırılan haberlerde "Başbakan Necmettin Erbakan, MGK kararlarını imzaladı." şeklinde haberler yayınlanıyordu.

Ancak 2013’te başlatılan "28 Şubat Post Modern Askeri Darbesi Davası" soruşturmasında Erbakan’ın kararları imzalamadığı MGK tutanakları incelenerek teyit edildi. Ayrıca dönemin gazetecilerinden Mehmet Ali Birand da CNN Türk'te katıldığı Cüneyt Özdemir’in programında bu bilgiyi teyit ederek, gazetecilerin kandırıldığını söyledi. Dolayısıyla Erbakan, imzaladı diye yapılan haberlerin tamamen bir karalama propagandası olduğu belgelerle ispatlanmıştır.  

21 Mayıs 1997'de Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, ‘‘Ülkeyi iç savaşa sürüklediği'' gerekçesiyle Refah Partisinin kapatılması için dava açtı.

07 Haziran 1997'de irticai faaliyetleri destekledikleri gerekçesiyle Genelkurmay Başkanlığı tarafından bazı firmalara ambargo konuldu. 10 Haziran 1997'de Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay başkan ve üyeleri Genelkurmay Başkanlığı’na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verildi.

18 Haziran 1997'de Necmettin Erbakan başbakanlık görevinden istifa etti. İstifa gerekçesi olarak, Doğru Yol Partisi (DYP) Genel Başkanı Tansu Çiller ile dönüşümlü Başbakanlık için yaptıkları anlaşma gereği, Başbakanlığı Tansu Çiller’e devretmek için istifa ettiğini açıkladı.

19 Haziran’da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümeti kurma görevini TBMM çoğunluğunu temsil eden DYP lideri Tansu Çiller’e vermeyip, Anavatan Partisi (ANAP) Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi.

30 Haziran 1997 tarihinde Mesut Yılmaz, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Bülent Ecevit ve Demokrat Türkiye Partisi (DTP) Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk’la birlikte ANASOL-D Hükümeti’ni kurdu. Bu hükümet 11 Ocak 1999 tarihine kadar 28 Şubat kararları doğrultusunda görev yaptı. Daha sonra 18 Nisan 1999’da yapılan genel seçimlerde Bülent Ecevit’in partisi DSP 136 milletvekili çıkararak birinci parti oldu. Dolayısıyla Bülent Ecevit’in

Başbakanlığında, MHP genel başkanı Devlet Bahçeli ve ANAP genel başkanı Mesut Yılmaz’ın desteği ile üçlü koalisyon hükümeti kuruldu. Bu hükümette MGK kararlarına boyun eğmek zorunda kalmıştı. (28 Mayıs 1999 ve 18 Kasım 2002 tarihleri arasında görev yapmıştır.)

Bir daha hiç kimsenin ve hiç bir kurumun darbe yapmaya kalkışmaması için ve darbe yapmaya cesaret etmemesi için 2012 yılında TBMM darbeleri araştırma komisyonu kuruldu. Başta 28 Şubat olmak üzere askeri darbeler araştırılmaya başlandı.

Yapılan araştırmalar sonucu, Türkiye'de ilk defa Generaller tutuklanıp hapishaneye atılıyordu.

02 Ekim 2012 tarihinde Dönemin Başbakan Yardımcısı ve DYP Genel Başkanı Tansu Çiller mağdur sıfatıyla ifade verdi.

02 Ekim 2012 tarihinde başlatılan Ergenekon davalarında 28 Şubat sürecinde etkin rol oynayanların tutuklu yargılanmasına başlandı. Yargılanmalar sonucu bu örtülü darbede parmağı olan komutanların her birine değişik cezalar verildi.

28 Şubat sürecinin oluşmasında başrol oyuncuları, (Refah-Yol hükümetine yönelik yapılan darbe girişiminde ismi öne çıkan komutanlar.)

Aşağıda sıralanmıştır;                  

1- Dönemin Genelkurmay

2- Başkanı Çevik Bir.  

3- Kara Kuvvetleri Komutanı Hüseyin Kıvrıkoğlu

4- Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya olarak mahkeme tarafından tespit edilmiştir.

Ayrıca Batı Çalışma Grubu'nun en önemli destekçileri;

1-     Ege Ordu Komutanı Doğu Aktulga                

2-      2- 28 Şubat sürecini post-modern darbe olarak tanımlayan Genelkurmay Sekreteri Erol Özkasnak

3-     3-  MGK Genel Sekreteri İlhan Kılıç                  

4-     4- Ankara-Sincan'da tankları yürüten Tümen Komutanı Erdal Ceylanoğlu olduğu anlaşılmıştır.

Fadlı DOĞAN

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber
   
© Copyright 2015 Adıyaman İlk Haber. Tüm hakları saklıdır.

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber

Sitemiz Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Üyesidir.

© 2015-2021 Profesyonel Tasarım PROTASARIM