İSLAM DÜNYASI VE MÜSLÜMANLAR


Bu makale 2021-06-07 10:54:02 eklenmiş.
Kazım Çetinkaya

      Avrupa ve Amerika’da da filizlenip yayılmaya başlayan, Atlantik’ten pasifik’e kadar uzanan coğrafî bir alanda yer alan bir buçuk milyarı aşkın nüfusuyla İslâm dünyası, Allah’ın Kelamını yüceltmek (İ’lay-yı kelimetullah) için büyük bir potansiyel teşkil etmektedir. Ne gariptir ki sahip olduğu bu kapasiteyi Allah yolunda tam olarak kullanmaktan ve geliştirmekten bugün hâlâ çok uzak olması, hem kendisi hem de bütün insanlık için ızdırap vericidir.

     Bugün hâlâ belirsiz bir pozisyonda durmaktadır öz gücünü kendi gelişmesi için kullanmak ile bu gücü beyhude bir şekilde kendi aleyhine ve dışarıdaki gayri Müslimlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde israf eden İslâm dünyası.

     Devletin dinini İslâm olarak beyan eder İslâm ülkeleri anayasalarının büyük çoğunluğu. Pakistan, Kuveyt gibi bazı ülkeler İslam’ı ümmetin ve devletin varoluş nedeni olarak görmekle beraber, buna Batılı anlamda ulus veya devlet gibi bazı tanımlayıcı kavramları yani belirli bir topluluğu, toprak parçasını ve egemenliği ilave etmektedirler. Bu da tek başına İslâm’ı, varoluş nedeni olarak yetersiz görmek anlamına gelmektedir.

     Mısır, Fas, Sudan gibi üçüncü grup ülkelerde ise İslâm, pastanın üzerine konulacak krema gibi bir hüviyet arz etmektedir. Malum, bunların iç yapıları ve kurumlaşmaları İslâm’dan ziyade Batılı anlayış çerçevesinde şekillendirilmiştir.

     Bugün için ümmetin Peygamber’in Medine’deki yönetimi boyunca sahip olduğu hareket, duruş bilinç ve uyanıklığa sahip hiçbir İslâam ülkesi ne yazık ki görülmemektedir. Günümüzde İslâm dünyasının en acınacak durumu, belki de eğitim alanında iflasın eşiğinde olmasıdır. İslam dünyasında  bilgili ve seçkin insanların varlığı, hem de azımsanmayacak kadar çok olduğu bilinmekle beraber ne yazık ki, İlahî yasaların kendi varoluş nedeni olduğu bilinciyle dünyayı dönüştürebilecek ve eşyayı İlâhî düzenle uyumlu kılabilecek şekilde, bir Müslümanı eğitebilecek imkânlardan ve atmosferden de yoksunuz.

     Tarihin fırtınalı, zahmetli ve girdaplı sıkıntısına girerek, istenen dönüşümü gerçekleştirmek için çaba harcamak zorundadır Müslüman. Kendini disiplin altına almak ve nefsini terbiye etmek amacı dışında, toplum içinde tecrit edilmiş münzevi bir yaşam sürme hakkına sahip değildir Müslüman.  Kâinatın Efendisi(s.a.v)’in,  özellikle vahiy öncesinde kendini disipline etmek için inzivaya çekildiğini hatırlıyoruz. Gerçekte vahyin inişinin, Hz. Peygamber’in ibadetinin doruk noktası olduğu söylenebilir.

       İşte bu aşamadan sonra, kendisini öldürmeyi planlayan düşmanlarıyla  mücadele etmesini, bir toplum oluşturmasını, İslâm’ın Site Devletinin temellerinin atılması için hicret etmesini, devlet kurmasını ve halkının maddi hayatını geliştirmesini isteyenin bizzat Allah olduğunu biliyoruz.

     İslam ümmetinin peygamberi siyasî, ekonomik ve askerî gerçekliği kucaklayarak, Allah’ın emri ve yardımı ile tarihin akışını değiştirdi. Baba ve aile reisi, bir tüccar ve tedarikçi, devlet adamı ve hakim, askerî lider, davetçi ve bir peygamber idi Hz. Muhammed(s.a.v). Hiçbir şeyi klavuzsuz ve istikametsiz bırakmadı kendisine inen ve insanlar arasında en önce kendisinin hayata geçirip uyguladığı vahiy.

     Allah, ne bu dünyadan vazgeçerek öte dünyayı istememizi ne de bu dünyayı dışlayarak ihmal etmemizi emretmiştir. İslâm’ın dünyaya gerçek değerini veren bir din olduğu sonucunu çıkarabiliriz. “Amelde mükemmellik”, Yüce Kitabımızın bütün mahlukatın yaratılmasındaki amacı tanımladığı anlamda felahın, yaratılış unsurlarının yani erkeklerin ve kadınların, nehirlerin ve dağların, ormanların ve buğday tarlalarının, köylerin ve şehirlerin, ülkelerin ve insanların dönüştürülmesinden başka bir anlamı olamaz. Hiç şüphesiz, bu dünyanın, bu uzayın ve bu zamanın değerle doldurulması din için yalnızca önemli değil, aynı zamanda onun için bir amaçtır. (Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o, yetimi itip kakan, yoksulu yedirmeyi özendirmeyen kimsedir. (Maun,1-3)

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber
   
© Copyright 2015 Adıyaman İlk Haber. Tüm hakları saklıdır.

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber

Sitemiz Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Üyesidir.

© 2015-2021 Profesyonel Tasarım PROTASARIM