Bazı İnsanlar Belhüm Adal Olmaya Ne Kadar Meraklı!


Bu makale 2021-07-31 23:15:26 eklenmiş.
Mahmut Öteleş

Bazı insanları anlamak mümkün değil. Sanki baştan beri gönüllüler alçalmaya.

Kur’an-ı Kerîm’de insanın akıl sahibi, düşünen ve bilen bir varlık olmasına büyük önem verilmiş, her vesile ile insanın bu yönü harekete geçirilmeye, yararlı ve verimli kılınmaya çalışılmıştır.

Allah insanlara gerçekleri, iyilik ve güzellikleri görme, işitme, anlayıp kavrama yeteneğini vermiş olmasına rağmen öyleleri vardır ki onlar bu yeteneklerini yaratılış amacına uygun bir şekilde ve doğru olarak kullanmazlar. Yanlış inançlara sapar, nefsine uyup kötü işler yaparlar. Elbette yaptıkları şirretlikler yanlarına kar kalmayacaktır. Bu davranışlarından dolayı gerekli cezayı görürler.

Doğru bir inanca sahip olmak için kalbimizi küfürden, nifaktan, hurafelerden, hırs ve hevesten arındırmak zorundayız. Câhiliye döneminde olduğu gibi günümüzde de sıkça görülen her türlü kötü ve çirkin işlerden uzak durmak gerekir. Bireysel ve toplumsal ilişkilerdeki başarımız buna bağlıdır. Kalbimizi güzel duygu ve düşüncelerle, hayatımızı iyi ve yararlı davranışlarla donatmalıyız. Bütün bunlar aklımızı ve diğer bilgi araçlarımızı doğru kullanmamıza bağlıdır.

Bu sebepledir ki, aklını ve yeteneklerini doğru kullanmayanlar hayvana benzetilmiştir. Zira hayvanların da duyu araçları olmakla birlikte duyu verilerini kullanarak bunlardan bilgi üretme, hükümler çıkarma, bilinenlerden yola çıkarak bilinmeyenlere ulaşma gibi aklî ve zihinsel faaliyetler gösterme ve hayatını güzel davranışlarla süsleme imkânları bulunmamaktadır. Böyle bir imkâna sahip olduğu halde, bu imkânı doğru ve yerinde kullanmayan insanlar ise Araf-197. ayette belirtildiği gibi hayvanlardan daha aşağı olarak nitelenmiştir. Eğer insanın dinî hayatını ve değerler dünyasını ilgilendiren görüş, düşünce ve inancı, ahlâkı, tutum ve davranışları hayvanlarla ortak yanını oluşturan aşağı duygu ve tutkularının tesiriyle yön değiştirmeye başlamışsa artık bu insan aklının kontrolünden çıkmış, güdülerinin hâkimiyetine girmiştir; böyle bir insan artık fiilen diğer canlılardan daha aşağı bir duruma düşmüş olur.  Gerçek mutluluk ve kurtuluş sebeplerinden uzaklaşan insan, gaflet ve dalalet çukuruna düşmüş demektir. Kur’an-ı Kerîm’in çeşitli vesilelerle bize bildirdiğine göre yüce Allah, böyle bir durumdan korunmaları için insanlara inanç ve amel dünyasını belirlemek üzere başlıca iki imkân vermiştir: Akıl ve vahiy. Râgıb el-İsfahânî’nin şu ifadeleri bu konudaki İslâmî yaklaşımın bir özeti sayılabilir: “Aziz ve celîl olan Allah’ın kullarına gönderdiği iki elçisi vardır. Biri içimizdeki elçidir ki bu akıldır, diğeri de dışımızdaki elçi yani peygamberdir. Hiç kimse, içindeki elçiden yararlanma işini öne almadıkça dışındaki elçiden yararlanamaz. Şu halde akıl, peygamberin öğretisinin doğruluğunu öğretir... Sonuç olarak akıl yönetici, din yol göstericidir. Akıl olmazsa din varlığını koruyamaz, din olmayınca da akıl yolunu şaşırır. Yüce Allah’ın buyurduğu gibi ikisinin birleşmesi ışık üstüne ışıktır” (Nûr 24/35)

Böylece insanı hayvandan ayıran en büyük özellik akıl yeteneğini kullanma olduğu anlaşılmaktadır. Aklını kullanmayan, hırs ve hevesine göre hareket eden herkes “belhüm adal” olmaya adaydır. Her devirde  olduğu gibi günümüzde de hayvanlardan aşağı insanlar mevcuttur.

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber
   
© Copyright 2015 Adıyaman İlk Haber. Tüm hakları saklıdır.

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber

Sitemiz Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Üyesidir.

© 2015-2021 Profesyonel Tasarım PROTASARIM