ANLADIM Kİ İLİM KALBE KONULAN BİR NUR İMİŞ


Bu makale 2021-09-19 14:22:20 eklenmiş.
M. Tahir DURMUŞ

Allahu Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de ilmiyle amel etmeyip aksine ilmini kötü yolda kullananlardan iki örnek verir, birini dilini sarkıtıp soluyan köpeğe diğerini de sırtında kitap taşıyan eşeğe benzetir. 

Allahu Teâlâ, şöyle buyuruyor:

Onlara kendisine ayetlerimizi verdiğimiz kişinin haberini anlat. O, bundan sıyrılıp-uzaklaşmış, şeytan onu peşine takmıştı. 

O da sonunda azgınlardan olmuştu. Eğer biz dileseydik, onu bununla yükseltirdik. Ama o yere meyletti (veya yere saplandı), hevasına uydu. 

Onun durumu, üstüne varsan dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. 

İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Artık gerçek haberi onlara aktar. Ki düşünsünler. 

Ayetlerimizi yalanlayanlar ve yalnızca kendi nefislerine zulmedenlerin örneği ne kötüdür. (A’raf Suresi, Ayetler: 175-177)

***

Allahu Teâlâ, Kur’an’ı Kerim’in başka bir yerinde ise şöyle buyuruyor:

Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu (içindeki derin anlamları, hikmet ve hükümleriyle gereği gibi) yüklenmemiş olanların durumu, koskoca kitap yükü taşıyan eşeğin durumu gibidir.

 Allah'ın ayetlerini yalan saymakta olan kavmin durumu ne kadar kötüdür. Allah, zalim olan bir kavmi hidayete erdirmez. (Cum’a Suresi, Ayet: 5)

***** 

Allahu Teâlâ, gerçek âlimlerin kimler olduğuna dikkat çekerek şöyle buyuruyor:

وقال اللَّه تعالى: {إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاء}
“Allah'tan kulları içinde ancak ilim sahibi olanlar korkar.” (Fâtır, 28)

Yani insan, Allah Teâlâ’nın sıfatlarını yeterince kavrayamadığı zaman Allah Teâlâ’dan korkmaz, fakat Allah Teâlâ’nın gücüne, O'nun İlim, Hikmet, Kahhar, Cabbar gibi sıfatlarına ne kadar vakıfsa Allah Teâlâ’dan o derece korkar. 

Dolayısıyla burada ilimden, matematik, felsefe, tarih (sarf, nahiv, edebiyat ) ve diğer pozitif bilimler kast olunmuyor, buradaki söz konusu ilim, Allah Teâlâ’nın sıfatlarını bilmektir. 

Bir kimse tahsil görmüş olsa da, olmasa da Allah Teâlâ’nın sıfatlarından habersizse eğer, o kimse cahildir. Öyle ki pozitif bilimlerde "allame-i cihan" olsa bile bu böyledir.

Fakat bir kimse hiçbir tahsil görmemiş olduğu halde Allah Teâlâ’nın sıfatlarını biliyor ve O'nun içinde Allah Teâlâ’nın korkusu bulunuyor ise, o kimse ilim ehlidir.

Bu ayetteki "âlim" ifadesi ile Kur'an, Hadis, Kelam ilimlerini bilenler kastedilmektedir. Ancak bir şahıs dini bilgiye sahip olduğu ölçüde, içinde Allah Teâlâ’nın korkusu taşıyorsa, o zaman ayetin bahsettiği "âlim" sınıfına girer. 

Nitekim Abdullah ibn Mes'ud'dan (r.a) nakledilen bir söz bu hususu doğrulamaktadır. “İlim sadece çok sayıda hadis bilmek değildir. İlim Allah Teâlâ’dan çok korkmaktır.” 

Hasan Basri (r.a) , “Âlim, Allah'ı görmediği halde korkan, Allah'ın sevdiğini seven ve Allah'ın sevmediğinden uzak kalan kimsedir.” Diye buyurmuştur... 

Rabî' b. Enes (rh.a) dedi ki: “Allah'tan korkmayan bir kimse âlim değildir.”

Mücahid (rh.a) de şöyle demiştir: “Âlim ancak Allah'tan korkan kimsedir.”

İbnu Mes'ud'dan (r.a) da şöyle dediği nakledilmiştir: “İlim olarak yüce Allah'tan korkmak, cahillik olarak da gurura kapılmak yeterlidir.” 

İbnu Abbas (r.a) diyor ki: “Rahman'ı bilen “âlim” kendisine hiçbir şeyi şirk koşmayan, O'nun helâllerini helâl kılan, haramlarını da haram kılan, Onun vasiyetini tutan, Onun huzuruna çıkacağını ve ameli sebebiyle hesaba çekileceğini yakînen bilen kimsedir.”

Said ibn Cübeyr (rh.a) diyor ki: “Haşyet”, seninle Allah'a isyan arasında perde olan ürperti, Allah korkusudur.” 

İmam Malik (rh.a) diyor ki: “İlim çok rivayette bulunmakta değildir. İlim ancak Allah'ın kalbe koyduğu bir nurdur.” 

Bütün bu delillerden anlaşılmıştır ki ilim amel içindir, amelsiz ilim insanın sırtında taşınması bela olan bir yüktür.

Zira yalnızca teknik bilgilere sahip olmak istenen ilmin hedef ve gayesi değildir.

Anladım ki bilim dallarında bir takım teknik bilgileri yüklenmek meğer ilim değil imiş. 

Anladım ki teknolojik gelişmeler meğer ilim değil imiş.

Anladım ki ilim çok okumak değil imiş, meğerki ilim doğru okumak ve doğru anlamak imiş.

Anladım ki ilim hidayet imiş, anladım ki ilim irfan imiş, anladım ki ilim iz’an/hakkı ikrar etmek imiş.

 Anladım ki ilim ihlas ile şeriatın çerçevesinde amel etmek imiş, anladım ki ilim takva imiş, anladım ki ilim kalbe konulan bir nur imiş.

Kaynaklar:
 
Seyyid Ebu'l A'la Mevdudi ‘Tefhimu’l Kur’an’
İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruç Yayınları: 14/335-340
Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 11/547-549.
Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 11/547-549.
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber
   
© Copyright 2015 Adıyaman İlk Haber. Tüm hakları saklıdır.

Doğru Haberin İlk Adresi | Adıyaman ilk Haber

Sitemiz Adıyaman Faal Gazetecileri Cemiyeti Üyesidir.

© 2015-2021 Profesyonel Tasarım PROTASARIM