• HABERLER
  • SERVİS 1
  • SERVİS 3
  • FİNANSİF
  • İNTERAKTİF
  • HESAP
  • DİĞER
“BEYTÜLMALE İHANET: MİLLETİN HAKKINA UZANAN ELLER”

“BEYTÜLMALE İHANET: MİLLETİN HAKKINA UZANAN ELLER”

Beytülmale uzanan her haksız el, yalnızca devletin hazinesinden değil; yetimin hakkından, yoksulun umudundan ve milletin geleceğinden çalar.

ABONE OL
29 Ekim 2026 22:48
“BEYTÜLMALE İHANET: MİLLETİN HAKKINA UZANAN ELLER”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Beytülmale uzanan her haksız el, yalnızca devletin hazinesinden değil; yetimin hakkından, yoksulun umudundan ve milletin geleceğinden çalar.

Beytülmal, devlet kasasında duran sıradan bir para yığını değildir. O; yetimin hakkı, yoksulun umudu, hastanın ilacı, öğrencinin eğitimi, askerin ihtiyacı ve milletin ortak alın teridir. Bu nedenle kamu kaynaklarına yönelen her kirli el, yalnızca parayı değil; toplumun güvenini, devletin itibarını ve adalet duygusunu da zedeler.

Beytülmale ihanet, emanete hıyanetin en ağır biçimlerindendir. Kamu malını kişisel servete dönüştürmek, devletin imkânlarını yakınlara ve yandaşlara dağıtmak, makamı çıkar kapısı saymak, ihaleleri adaletten uzaklaştırmak ve milletin parasını israf etmek, aynı ihanet zincirinin halkalarıdır. Çünkü devletin malı sahipsiz değildir; herkesindir. Kamu kaynaklarına yapılan haksızlık, tek bir kişiye değil, milyonlarca insana karşı işlenmiş bir kul hakkıdır.

Bu tür haksızlıkların bedeli, bütçedeki bir eksilmeden ibaret değildir. Çalınan parayla alınması gereken ilaç alınamaz, yapılması gereken okulun temeli atılamaz, ihtiyaç sahibine ulaşması gereken yardım yolda kalır. Bir yerde gösterişe savrulan kamu kaynağı, başka bir yerde sofrasına ekmek koyamayan bir ailenin hakkıdır. Bir makam sahibinin şahsi konforu, kimi zaman binlerce insanın mahrumiyeti üzerine kurulmuş bir saltanata dönüşür.

Bu ihanet bazen büyük yolsuzlukların gürültüsüyle, bazen de küçük görülen usulsüzlüklerin sessizliğiyle ortaya çıkar. Gösteriş uğruna yapılan gereksiz harcamalar, kamu imkânlarının eşe dosta peşkeş çekilmesi, hak etmeyene tanınan ayrıcalıklar ve “Bundan ne çıkar?” sözüyle örtülen her savurganlık, ortak kaynakların bereketinden bir parça daha koparır. Haram, miktarıyla değil, mahiyetiyle haramdır. Bir kuruşun haksız yere alınmasıyla milyonların zimmete geçirilmesi, aynı ahlaki çöküşün farklı ölçülerdeki yansımalarıdır. Haksız kazanç büyüdükçe suçun ağırlığı artar; ancak küçük haksızlıklar da vicdanı kemirir ve büyük yolsuzlukların kapısını aralar.

Devlet yönetmek, millete ait imkânları dilediğince kullanma ayrıcalığı değildir. Makam, sahibine mal edinme hakkı değil; hesap verme yükümlülüğü verir. Yetki verilen kişi, kendisine sunulan imkânların sahibi değil, emanetçisidir. Bu yüzden kamu kaynaklarını korumak yalnızca hukuki bir zorunluluk değil, vicdani ve ahlaki bir vazifedir. Sorumluluğunu yerine getirmeyenler, yalnızca kanun önünde değil, milletin vicdanında da mahkûm olur.

Beytülmale ihanet edenler, bir gün mutlaka hesap vereceklerini unutmamalıdır. Çünkü makamlar geçici, unvanlar emanet, servetler fanidir. Geriye kalan; alınan ahlar, yarım bırakılan hayatlar ve milletin hafızasına kazınan bir utançtır. İnsan dünyada hesap vermekten kurtulsa bile mazlumun duasından ve kul hakkının terazisinden kaçamaz.
Bir devletin gücü, yalnızca hazinesinin büyüklüğüyle ölçülmez. Asıl kudret; o hazinenin adaletle korunmasında, hakkaniyetle kullanılmasında ve milletin güveninin sarsılmamasındadır. Kamu malına sahip çıkan yönetici, devletin itibarını yüceltir. Ortak kaynakları kendi malı gibi kullanan ise yalnızca bütçeyi değil, devlet ahlakını da tüketir.
Milletin hakkı, hiç kimsenin şahsi serveti değildir. Ortak kaynaklar; makam sahiplerinin keyfine, yakınlarının çıkarına ve ihtiras sahiplerinin haris ellerine bırakılamayacak kadar değerlidir. Çünkü Beytülmale ihanet, bir kasadan para almak değil; bir milletin geleceğinden çalmaktır. Milletin geleceğinden çalanlar ise gün gelir, kendi adlarını tarihin en karanlık sayfalarına yazdırır.

Bu sorumluluğun yerine getirilmesi, yalnızca ekonomik bir görev değil; ülkemize, toprağımıza, bayrağımıza ve milletimizin ortak değerlerine duyduğumuz manevi bağlılığın da gereğidir. Vatan toprağı, şehitlerimizin hatırası ve bayrağımızın gölgesinde yaşayan her vatandaşın hakkı, adaletle ve titizlikle korunmalıdır. Kamu malına sahip çıkmak, Türkiye’nin onuruna, bağımsızlığına ve geleceğine sahip çıkmaktır.

Dileğimiz odur ki; Beytülmalin hakkına riayet eden, emaneti ehline teslim eden, kamu kaynaklarını adalet ve hakkaniyetle kullanan yöneticiler çoğalsın. Hiçbir yetimin hakkı zayi olmasın, hiçbir yoksulun umudu söndürülmesin, hiçbir millet emaneti şahsi çıkarların gölgesinde bırakılmasın. Rabbim bizleri kul hakkından, haram kazançtan, emanete ihanetten ve adaletsizlikten muhafaza eylesin. Devletimize dirayet, yöneticilerimize basiret, milletimize birlik ve huzur nasip etsin. Türkiye’mizin hazinesi bereketle, yönetimi adaletle, geleceği güven ve istikrarla güçlensin

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP
300x250r-tüm-haberler-bilesen
300x250r-tüm-haberler-bilesen-2

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.