• HABERLER
  • SERVİS 1
  • SERVİS 3
  • FİNANSİF
  • İNTERAKTİF
  • HESAP
  • DİĞER
Adıyaman İlk Haber

Adıyaman İlk Haber

04 Kasım 2026 Çarşamba

DÜZELTME VE YANIT METNİDİR

DÜZELTME VE YANIT METNİDİR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

https://www.perrehaberajansi.com.tr/ Perre Haber Ajansı’na ait internet sitenizde ve sosyal medya mecralarında 26.10.2026 tarihinde yayınlanan, “Adıyamanlı iş insanı Turan, sözde ‘Şeyh’e’ güvendi, ‘97,5 milyon dolandırıldı’ – Videolu Haber” başlıklı haber ve içeriklerde, müvekkilimiz Abdurrahman Esen aleyhine gerçeğe aykırı, kişilik haklarına saldırı niteliğinde yayınlar yapılmıştır.

Müvekkilimiz Abdurrahman Esen; Gölbaşı ilçesinde, Adıyaman Börgenek’te ve Adana’da tarım, hayvancılık ve arazi kiralama yöntemiyle tarım işleriyle uğraşan, Gölbaşı Esen Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanlığını yürüten saygın bir iş insanıdır. Kendisinin haberde iddia edildiği gibi “şeyh” unvanı veya bu yönde herhangi bir sıfatı kesinlikle bulunmamaktadır. Müvekkilimiz; TSK Güçlendirme Vakfına yardımları, Adıyaman Jandarma Komutanlığı cami yapım işi, Gölbaşı Asfalt Mah. Örenli cami ve taziye evi yapımı, Yukarı Nasırlı Yaylacık köyü, Çakmak köyü, Hamzalar köyü, Gölbaşı merkez yeni cami yerine prefabrik cami yapım işleri, Besni Akkuyu köyü prefabrik cami yapımı ve ayrıca deprem sonrası Gölbaşı ilçesinde Merinos taziye evi yanında kurulan aş evi ile halka açık aylarca sabah-akşam yemek verilmesi gibi pek çok hayır hizmetiyle çevresinde sevilen, saygı duyulan ve takdir toplayan bir kanaat önderidir.

Söz konusu haberler tamamen tek taraflı, mesnetsiz ve kurgusal iddialara dayanmaktadır. Şüphelilerden Ramazan Turan ile Ömer Turan arasındaki ticari ortaklık ve bu ortaklığın batmış olduğu hususu müvekkilimiz tarafından sonradan öğrenilmiş olup; müvekkilin bu ticari ilişkiyle, ortaklıkla veya tarafların borçlarıyla en baştan beri hiçbir hukuki, fiili ya da iradi bağı bulunmadığı gibi, tarafları bu konuda yönlendirdiği veya yönlendirecek bir konumu da kesinlikle söz konusu değildir. Müvekkilimiz bu olayların tamamen dışındadır.

Haberde geçen “şeyh”, “tarikat”, “milyonlarca liralık dolandırıcılık” şeklindeki iddialar tamamen iftira niteliğindedir. Müvekkil hakkında verilmiş hiçbir mahkeme kararı, kesinleşmiş yargı hükmü veya yasal soruşturma sonucu yokken, sanki suç işlenmiş ve suçluymuş gibi algı yaratılarak masumiyet karinesi açıkça ihlal edilmiştir. Şikâyetçi tarafın kendi aralarındaki başarısız ticari ortaklıkları ve batık borçları sebebiyle müvekkilimizi hedef göstermesi kabul edilemez. Konuyla ilgili olarak Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde ilgililer hakkında yasal süreç yürütülmektedir. Kamuoyuna saygıyla sunulur.

Sayın Muhataplar ; 5187 sayılı Basın Kanunu gereğince, işbu cevap ve düzeltme metninin, adı geçen haberlerin yer aldığı internet sitenizde ve ilgili sosyal medya hesaplarınızda haberin verildiği tarih ve formatta derhal yayınlanmasını, arşivlerden ve arama motoru sonuçlarından kaldırılmasını talep ediyoruz.

Aksi takdirde, yasal haklarımız (maddi/manevi tazminat ve cezai şikayetler) sonuna kadar kullanılacaktır.

Saygılarımızla kamuoyunun bilgisine sunarız.

İhtar Eden Abdurrahman Esen Vekili

Av. Halil İbrahim EKİZLER

Kaynak : PERRE

Devamını Oku

97,5 milyon liralık dolandırıcılık iddialarına Abdurrahman Esen’den tekzip: ‘Olaylarla hiçbir ilgim yok’

97,5 milyon liralık dolandırıcılık iddialarına Abdurrahman Esen’den tekzip: ‘Olaylarla hiçbir ilgim yok’
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Adıyaman’da iş insanı Ramazan Turan’ın dolandırıldığını ileri sürerek yaptığı suç duyurusuna ilişkin 26 Ekim 2026 tarihinde PERRE Haber Ajansı’nda yayımlanan habere, iddialarda adı geçen Abdurrahman Esen’den cevap ve düzeltme talebi geldi.

Esen’in avukatı Halil İbrahim Ekizler tarafından Adıyaman 5. Noterliğine sunulan 31 Ekim 2026 tarihli ihtarnamede, haberlerde müvekkili hakkında yer alan iddiaların gerçeği yansıtmadığı savunularak 5187 sayılı Basın Kanunu kapsamında cevap ve düzeltme hakkının kullanılması istendi.

‘ŞEYH UNVANIM VEYA BÖYLE BİR SIFATIM BULUNMUYOR’

İhtarnamede, Abdurrahman Esen’in Gölbaşı, Adıyaman’ın Börgenek bölgesi ve Adana’da tarım, hayvancılık ve arazi kiralama yoluyla tarımsal faaliyetlerde bulunduğu, aynı zamanda Gölbaşı Esen Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanlığını yürüttüğü belirtildi.

Esen’in haberde kendisine atfedilen ‘şeyh’ unvanını taşımadığı ifade edilen açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfına yapılan yardımlar, cami ve taziye evi yapımları ile 6 Şubat depremlerinin ardından Gölbaşı’nda yürütülen aşevi faaliyetlerine de yer verildi.

‘TARAFLARIN TİCARİ ORTAKLIĞIYLA HİÇBİR BAĞI YOK’

Avukat Ekizler, Ramazan Turan ile Ömer Turan arasındaki ticari ilişkiye ilişkin müvekkilinin herhangi bir hukuki veya fiili bağlantısının bulunmadığını savundu.

İhtarnamede, söz konusu ticari ortaklığın ve bu ortaklığın sona ermesine ilişkin gelişmelerin Esen tarafından sonradan öğrenildiği, tarafların ticari ilişkileri ve borçları konusunda herhangi bir yönlendirmede bulunmadığı ileri sürüldü.

Ekizler, müvekkilinin iddialara konu olayların dışında olduğunu belirterek, ‘Müvekkilimiz bu olayların tamamen dışındadır’ ifadelerini kullandı.

‘MASUMİYET KARİNESİ İHLAL EDİLDİ’

İhtarnamede, Esen hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığı belirtilerek, haberlerde kullanılan ifadelerin müvekkilinin kişilik haklarını zedelediği ve masumiyet karinesini ihlal ettiği savunuldu.

Ekizler, haberlerde yer alan ‘şeyh’, ‘tarikat’ ve dolandırıcılık iddialarını reddederek, şikayetçi tarafın ticari ilişkilerinden kaynaklandığını öne sürdüğü sorunlarla müvekkilinin ilişkilendirilmesini kabul etmediklerini bildirdi.

Açıklamada ayrıca Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde ilgililer hakkında hukuki süreç yürütüldüğü ifade edildi.

NOTER ARACILIĞIYLA CEVAP VE DÜZELTME TALEP EDİLDİ

Abdurrahman Esen’in avukatı Halil İbrahim Ekizler, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 14. maddesi kapsamında gönderdiği ihtarnamede, cevap ve düzeltme metninin ilgili haber ve video yayınlarıyla bağlantılı olarak yayımlanmasını talep etti.

Ekizler, haberlerin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarından kaldırılması yönündeki taleplerini de ileterek, aksi halde müvekkilinin hukuki haklarını kullanacağını bildirdi.

PERRE Haber Ajansı’nın 26 Ekim 2026 tarihli haberinde iş insanı Ramazan Turan ile avukatı Kadir Kasap’ın suç duyurusuna ilişkin açıklamaları kamuoyuna aktarılmıştı. Yeni gelişmeyle birlikte söz konusu iddialarda adı geçen Abdurrahman Esen’in yanıtı ve itirazları da kamuoyunun bilgisine sunulmuş oldu.

Kaynak : PERRE






Devamını Oku

Yavuzyılmaz’dan apartman aidatlarına zam uyarısı: ‘Ortak elektrik faturaları ikiye katlanabilir’

Yavuzyılmaz’dan apartman aidatlarına zam uyarısı: ‘Ortak elektrik faturaları ikiye katlanabilir’
0

BEĞENDİM

ABONE OL

YENİ Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, 1 Ocak 2027 tarihinde yürürlüğe girecek elektrik tüketim düzenlemesinin apartman, kooperatif ve sitelerin ortak kullanım alanlarına ilişkin elektrik giderlerini artıracağını savundu.

Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada EPDK’nın yeni kararına dikkat çeken Yavuzyılmaz, merdiven aydınlatmaları, asansörler, hidroforlar ve diğer ortak kullanım alanlarında tüketilen elektriğin maliyetindeki olası artışın doğrudan apartman sakinlerine yansıyacağını belirtti.

‘TÜM APARTMAN SAKİNLERİNİN DİKKATİNE!’

Yeni düzenlemenin milyonlarca apartman sakininin ortak giderlerini etkileyebileceğini ileri süren Yavuzyılmaz, şu ifadeleri kullandı:

“Tüm apartman sakinlerinin dikkatine! Apartman aidatlarına gizli elektrik zammı geliyor!

EPDK’nın aldığı kararla, 1 Ocak 2027’den itibaren geçerli olmak üzere; apartman, kooperatif ve sitelerin, 2026 yılında ortak kullanımda (merdiven otomatı, asansör, hidrofor) tükettikleri elektrik miktarı toplamı 3 bin kilovatsaat ile 4 bin kilovatsaat arasındaysa, yani yıllık elektrik faturası toplamı 9.864 TL ile 14.712 TL arasındaysa, ortak elektrik sayaçlarının faturalarına yüzde 104 ile yüzde 82 arasında zam yapılacak!”

9 BİN 864 LİRALIK FATURA 20 BİN 112 LİRAYA ÇIKABİLİR

Ortak alan elektrik tüketimine ilişkin örnek hesaplamalar paylaşan Yavuzyılmaz, 2026 yılında yıllık toplam 9 bin 864 lira elektrik faturası ödeyen bir apartmanın, aynı tüketim miktarı için 2027 yılında 20 bin 112 lira ödeyebileceğini öne sürdü.

Yavuzyılmaz, bu örnekte yıllık elektrik maliyetinin 10 bin 248 lira artacağını ve zam oranının yaklaşık yüzde 104’e ulaşacağını belirtti.

2026 yılında ortak elektrik gideri 14 bin 712 lira olan bir apartmanın ise 2027 yılında aynı tüketim için 26 bin 808 lira ödeyebileceğini ifade eden Yavuzyılmaz, bu durumda da yıllık maliyet artışının 12 bin 96 lirayı, artış oranının ise yaklaşık yüzde 82’yi bulacağını söyledi.

‘ZAMLAR DOĞRUDAN APARTMAN AİDATLARINA YANSIYACAK’

Ortak kullanım alanlarının elektrik giderlerinin apartman ve site bütçelerinden karşılandığını hatırlatan Yavuzyılmaz, bu giderlerde yaşanacak artışların aidatların yükselmesine yol açabileceğini savundu.

Yavuzyılmaz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu zamlar da doğrudan apartman aidatlarına yansıtılacak. Sonuç: AKP’nin elektrik zammı sadece konutların faturalarını değil aynı zamanda apartman aidatlarını da vuracak!”

EPDK’NIN YENİ DÜZENLEMESİ NE GETİRİYOR?

EPDK’nın 30 Ekim 2026 tarihli kararıyla, mesken aboneleri için 2026 yılında 4 bin kilovatsaat olarak uygulanan yıllık elektrik tüketim sınırı, 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren 3 bin kilovatsaate indirildi.

Düzenleme, apartman ve sitelerde ayrı sayaçla ölçülen asansör, hidrofor, merdiven aydınlatması, kalorifer ve benzeri ortak kullanım alanlarını da kapsıyor.

Yıllık tüketim sınırına ulaşan veya bu sınırı aşan aboneler, uygulanma takvimine göre devlet destekli ulusal tarife yerine elektrik tedarik maliyetlerine bağlı olarak hesaplanan Son Kaynak Tedarik Tarifesi kapsamına alınacak.

Ancak yeni karar bütün apartmanların elektrik faturalarına aynı oranda zam yapılacağı anlamına gelmiyor. Faturadaki değişim, ortak sayacın yıllık tüketimine, tarifeye geçiş tarihine ve elektrik tedarik maliyetlerine göre farklılık gösterecek. Yavuzyılmaz’ın açıkladığı yüzde 82 ile yüzde 104 arasındaki artışlar ise belirli tüketim miktarları üzerinden yaptığı hesaplamalara dayanıyor.

Kaynak : PERRE


Devamını Oku

CHP’li Sarıbal: ‘Çiftçi sadaka değil, emeğinin hakkını istiyor’

CHP’li Sarıbal: ‘Çiftçi sadaka değil, emeğinin hakkını istiyor’
0

BEĞENDİM

ABONE OL

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında tarımsal üretimde yaşanan sorunları, çiftçilerin artan maliyetler karşısındaki durumunu ve ürün alım fiyatlarını değerlendirdi. Sarıbal, toplantının ikinci bölümünde ise kamuoyunda tartışılan fon soruşturmasına ilişkin açıklamalarda bulunarak yatırımcılara yapılan ödemelerin kaynağını, geri alınan varlıkların miktarını ve soruşturmaya konu işlemlerden kesilen vergilerin akıbetini sordu.

Tarımın stratejik öneminin hükümet tarafından sık sık dile getirildiğini ancak üreticinin sorunlarının çözülmediğini savunan Sarıbal, çiftçilerin mazot, gübre ve diğer tarımsal girdilerdeki fiyat artışları karşısında yeterince desteklenmediğini belirtti.

‘TARIM MİLLİ GÜVENLİK MESELESİ DEDİLER, GEREĞİNİ YAPTILAR MI?’

İktidarın tarım politikalarını eleştiren Sarıbal, tarımın milli güvenlik meselesi olarak değerlendirilmesine rağmen üreticinin korunmasına yönelik yeterli adımların atılmadığını savundu.

Sarıbal, “Siyasi yetkililer, Cumhurbaşkanı, bakanlar tarımın milli güvenlik meselesi olduğunu, milli savunma meselesi olduğunu defalarca çeşitli ortamlarda söylediler, anlattılar. Söylediler de gereğini yaptılar mı? Hayır” dedi.

TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verilerinin çiftçilerin karşı karşıya kaldığı maliyet artışlarını yansıtmadığını ileri süren Sarıbal, mazot fiyatlarında yüzde 75’in üzerinde, gübre fiyatlarında ise yüzde 40 ile 75 arasında artış yaşandığını ifade etti.

Sarıbal, “Bugün TÜİK’in açıklamış olduğu rakamlar halkın gerçek enflasyonunu asla ama asla ifade etmemektedir. Ona karşılık gelmemektedir. Mazotta yüzde 75’in üzerinde artış var. Gübrelerde minimum yüzde 40 ile 75 arasında artış var. En çok kullanılan amonyum nitrat, amonyum sülfat gübreleri yüzde 65 ile 75 arasında artmış görünüyor” ifadelerini kullandı.

‘BUĞDAYA 16 BİN 500, ARPAYA 12 BİN 750 LİRA VERİLDİ’

Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026 yılı için belirlediği hububat alım fiyatlarını da değerlendiren Sarıbal, buğday ve arpa fiyatlarındaki artışların üretim maliyetlerinin gerisinde kaldığını savundu.

Buğdayın ton başına 16 bin 500, arpanın ise 12 bin 750 lira olarak belirlendiğini hatırlatan Sarıbal, şöyle konuştu:

“Peki ne yaptı iktidar? Buğdayda yaklaşık olarak 16 lira fiyat vererek yüzde 22’lik bir artışı öngördü. Arpada yüzde 15 oranında bir artış gösterdi. Orada da 12,75 lira. Yani 1 tonu 12 bin 750 lira, buğdayın 1 tonunu 16 bin 500 lira olarak belirledi. Siz hala, hala, ne yazık ki enflasyonu yüzde 27 açıklıyorsunuz. Tarımsal girdiyi yüzde 30 açıklıyorsunuz. Adeta aklımızla alay ediyorsunuz. Çünkü taban fiyat değil, tavsiye fiyatı. Yeni sistem maalesef çiftçiyi yok etme, üretimden koparma modeline dönüşmüş.”

‘EKMEĞE BAĞIMLILIK SAĞLIKSIZ BESLENMENİN GÖSTERGESİ’

Türkiye’de ekmek ve unlu mamullerin tüketiminin yüksek olduğunu belirten Sarıbal, bunun toplumun beslenme alışkanlıkları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Sarıbal, “Dünyada ekmek tüketen, ekmeğe bağlı ürün tüketen yani una bağlı ürün tüketen ülkelerin içinde dünyada birinciyiz. Yaklaşık 200 kilogram kişi başına ekmek düşen bir toplumuz. Orada da dünya birincisiyiz. Bu bile bizim ne kadar dengesiz, ne kadar yetersiz, ne kadar sağlıksız yaşadığımızı, beslenme değil karnımızı doyurduğumuzu gösteren temel net rakamdır” dedi.

‘ÇİFTÇİ KADERİNE TERK EDİLDİ’

Buğday, arpa, ayçiçeği, çay, pamuk ve şeker pancarı üreticilerinin bekledikleri fiyatları alamadığını savunan Sarıbal, çiftçilerin hasat döneminde dahi borçlarını ödemekte zorlandığını belirtti.

Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için üreticinin korunması gerektiğini vurgulayan Sarıbal, şu ifadeleri kullandı:

“Buğday, arpa, ayçiçeği, çay, pamuk, şeker pancarı; bütün bunlarda ne yazık ki ciddi bir gerilemenin olduğunu, çiftçinin beklediği fiyatların oluşmadığını çok net bir şekilde söyleyelim. Ama bu taraftan çiftçinin borcu sürekli, hem de hasat mevsiminde hem de ürününü satıp cebine para koyması gerektiği zamanda maalesef gerçekleşmemiştir. Dolayısıyla çiftçi kaderine terk edilmiştir.

İthalat, sözleşmeli tarım ve ‘ne halin varsa gör’ politikasını iktidar açık bir biçimde uygulamaktadır. Çiftçi sadaka değil, emeğinin hakkını istemektedir.

İktidar da devlet kurumları da çiftçinin ürettiğinin bir kamu yararı içerdiğini görmek zorundadır. Emekten yana, topraktan yana, sudan yana, bu ülkenin gerçek üretiminden yana bir tutum, bir tavrı ortaya koymak zorundadır. Kamucu, planlı ve çiftçiyi koruyan, kollayan bir üretim modelinin mutlaka ve mutlaka hayata geçirilmesi gerekmektedir.”

FON SORUŞTURMASINA İLİŞKİN AÇIKLAMA: ‘BUNDAN DAHA BÜYÜK ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ NASIL OLUNUR?’

Basın toplantısında fon soruşturmasına da değinen Sarıbal, soruşturmanın kapsamına ve kamuoyuna açıklanan ödeme rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Soruşturmada kullanılan hukuki nitelendirmeleri eleştiren Sarıbal, olayın siyaset, bürokrasi, özel sektör ve medya bağlantılarının bütün yönleriyle araştırılması gerektiğini savundu.

Sarıbal, şöyle konuştu:

“Fon yolsuzluğu, kapsamlı suçlar içerisine alındı. Israrla örgütlü suçlar kapsamı içine alınmalı dedik, şimdi örgütlü suçlar yerine kapsamlı suçlar diye yeni bir kavram. Hukukta vardır. Taraflar belli. Kitleler etkilenmiş. Organize siyasiler var mı? Var. Devlet bürokrasisi var mı? Var. Özel sektör var mı? Var. Şimdi medya ayağı da söyleniyor. Oldu dört ayak. Birbirinden haberdarlar mı? Evet. Bilerek yapılmış mı? Evet. İçinde devletin, ülkenin içinde olan siyaset, ticaret yapan fon kuruluşları, medya, politika var mı? Var. Bundan daha büyük organize suç örgütü nasıl olunur? Kapsamlı suçlar. Örgütlü olmasın da kapsamlı olsun.”

Belediyelere yönelik soruşturmalar ile fon soruşturmasında izlenen yaklaşımlar arasında farklılık bulunduğunu ileri süren Sarıbal, “Ama küçücük bir belediyeye gidip oradan seçerek örgütsel işler yaratabiliyorsunuz. 12 Eylül’de de öyleydi. Kişiye göre suç bulunurdu. Şimdi de kişilere göre suç yaratılıyor. Suç belli, suça isim veriliyor” ifadelerini kullandı.

‘97,3 MİLYAR LİRA HANGİ KAYNAKTAN ÖDENDİ?’

Adalet Bakanı tarafından fon soruşturması kapsamında yapıldığı açıklanan ödemeleri gündeme getiren Sarıbal, 247 bin 839 yatırımcıya toplam 97 milyar 300 milyon lira ödendiği, 178 bin 537 tekil yatırımcının ise yaklaşık 76 milyar liralık anaparasının karşılandığı yönündeki açıklamaları hatırlattı.

Gönüllü iadeler kapsamında yaklaşık 30 milyar lira değerinde para, taşınmaz ve hisse senedinin geri verildiğine ilişkin bilgileri de değerlendiren Sarıbal, söz konusu varlıkların tamamının nakit olmadığına dikkat çekti.

Sarıbal, “Açıklama yapıyor Adalet Bakanı. 247 bin 839 yatırımcıya toplam 97 milyar 300 milyon lira ödendiğini söylüyor. Ayrıca 178 bin 537 tekil yatırımcının yaklaşık 76 milyar liralık ana parasının karşılandığı söyleniyor. Ve yine aynı şekilde Adalet Bakanı gönüllü iade kapsamında yaklaşık 30 milyar lira değerinde para, taşınmaz ve hisse senedinin geri verildiğini bildiriyor” dedi.

Açıklanan ödeme rakamlarının kaynağının ortaya konulmasını isteyen Sarıbal, şu soruları yöneltti:

“Bu 30 milyarın içerisinde mal diyor, taşınmaz ve hisse senedi. Bunların da hemen nakite dönmediğini düşünürsek birinci sorumuz şu: Bu 97,3 milyar lira ödendiği söylenen parayı hangi kaynaktan ödediniz? Niye açıklamıyorsunuz? Açık, net. Artık bu saatten sonra topluma bu bilgileri açık ve net sunmak gerek. Çok büyük travmalar var. Onlarca insan ciddi bir bunalım içerisinde. Yaşamlarıyla sınanıyorlar kendileri.”

‘247 BİN 839 KİŞİNİN TOPLAM ALACAĞI NE KADARDI?’

Yatırımcılara yapılan ödemelerin toplam zarar karşısındaki durumunun da açıklanması gerektiğini belirten Sarıbal, açıklanan 97,3 milyar liralık tutarın 247 bin 839 kişiye bölündüğünde kişi başına ortalama yaklaşık 392 bin 594 lira düştüğünü hatırlattı.

Sarıbal, “Sorumuz şu: Bu 247 bin 839 kişinin alacağı ne kadardı? Israrla söylüyoruz. Bu alacağına karşılık bir toplam rakam ve siz sadece ödediğiniz 392 bin lira. Evet, arıyorlar bizi. Diyorlar ki: ‘Bizimle alay ediyorlar. Komik işler yapıyorlar’ diyorlar” ifadelerini kullandı.

Gönüllü iadeler kapsamında geri verildiği açıklanan yaklaşık 30 milyar liralık varlığın kimler tarafından iade edildiğinin de açıklanmasını isteyen Sarıbal, söz konusu kişilerin elde ettikleri kazanç ile geri verdikleri tutarların ayrı ayrı ortaya konulması gerektiğini söyledi.

Sarıbal, “Yine aynı şekilde, 30 milyar lira ödeme yapıldı ya diyorsunuz, geriye taşınmaz, hisse senedi ve nakit dahil kim bunlar? Kim? Ne kadar ödedi? Peki götürdükleri ne kadar? Elde ettikleri gelir ne kadar? O gelirin ne kadarını ödediler? Ve kim bunlar? Elbette acilen onu da bekliyoruz” dedi.

‘SORUŞTURMAYA KONU İŞLEMLERDEN NE KADAR STOPAJ KESİLDİ?’

Fon soruşturması kapsamında yatırımcıların elde ettiği gelirlerden kesilen vergilere ilişkin de açıklama isteyen Sarıbal, soruşturmaya konu işlemler üzerinden tahsil edilen stopaj tutarının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtti.

Soruşturmadaki şüpheli ve tutuklu sayılarına değinen Sarıbal, suçlamalara konu finansal işlemlerden vergi tahsil edilip edilmediğinin de açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Sarıbal, “Peki ortada bir organize suç varsa, peki ortada vurgun varsa, peki ortada 412-413 kişi soruşturma, 112 tutuklu varsa, suç kesinleşmiş ise bu suç kapsamı içine giren yolsuzluk rakamının bir kısmı da stopaja gitmiş. Soruyoruz: Stopaj olarak aldığınız bu para miktarı ne kadardır? Bu soruşturma kapsamında ortaya çıkan zararlar üzerinden stopajın alındığı bu yolsuzluk parası değil midir?” ifadelerini kullandı.

‘YATIRIMCILAR KESİLEN VERGİLERİN İADESİNİ İSTİYOR’

Soruşturmadan etkilenen yatırımcıların stopaj kesintilerinin iadesini talep ettiklerini belirten Sarıbal, bu konuda hukuki düzenleme yapılması gerektiğini savundu.

Sarıbal, “Israrla talepler var: ‘Biz bu stopajdan payımızı istiyoruz, bizden kesildi, payımızı istiyoruz’ diyorlar. Çünkü bu da dolayısıyla bir şaibeli alacak ödeme noktasına gitmiş durumda. Ne kadar kesildi? Önce onu istiyoruz. Net bir şekilde açıklansın. Suça konu olan bu para miktarından ne kadarı stopaj olarak kesildi?” diye konuştu.

Kesintilerin miktarı ve iade koşullarının açıklığa kavuşturulmasını isteyen Sarıbal, yatırımcıların taleplerinin karşılanması amacıyla yasal düzenleme yapılması çağrısında bulundu.

‘HALK PERİŞAN, YATIRIMCILAR PERİŞAN’

Fon soruşturmasının bütün yönleriyle aydınlatılması gerektiğini belirten Sarıbal, yatırımcıların yaşadığı mağduriyetlerin göz ardı edilmemesini istedi.

Sarıbal, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu sorunun giderilmesi için parası kesilen insanların talebi var: ‘Ne kadar kesildi ve onu geri istiyoruz’ diyorlar. Bunun için bir hukuki düzenleme, yasal düzenlemenin yapılması gerektiğini de açık bir şekilde söylüyorlar. Yani yüzyılın, asrın en büyük organize soygununun asla unutulmayacağının, mutlaka hesabının sorulacağının bilinmesi gerekiyor. Halk perişan, yatırımcılar perişan; onların sesini sağlıklı, doğru ve anlamlı bir şekilde dinlemek gerekiyor.”

Kaynak : PERRE


Devamını Oku

Adıyamanlı gazeteci Murat Çeliker, Basın Konseyi üyeliğine kabul edildi

Adıyamanlı gazeteci Murat Çeliker, Basın Konseyi üyeliğine kabul edildi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Adıyaman’da uzun yıllardır gazetecilik yapan, yerel basın ve mesleki örgütlenme alanlarında çeşitli görevler üstlenen Murat Çeliker, Basın Konseyi üyeliğine kabul edildi.

Adıyaman Basın Kartı Sahipleri Cemiyeti Kurucu Başkanı olan Çeliker, Basın Konseyi çatısı altında basın özgürlüğü, gazetecilik meslek ilkeleri ve mesleki dayanışmanın geliştirilmesine yönelik çalışmalara katkı sunacağını belirtti.

GAZETECİLİĞE BABASININ YANINDA BAŞLADI

1977 yılında Adıyaman’da dünyaya gelen Murat Çeliker, gazetecilik mesleğine Adıyaman’da Yeniyol ve Doğuş gazetelerinin kurucusu olan babası İbrahim Çeliker’in yanında başladı.

Yerel basında çeşitli görevler üstlenen Çeliker, 2001 yılında Doğuş Gazetesi’nin sahipliğini devraldı. Gazetenin 2014 yılına kadar yayın hayatını sürdürmesinde aktif görev alan Çeliker, halen Güne Bakış Gazetesi’nde ortak ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olarak çalışmalarına devam ediyor.

Adıyaman Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı ön lisans programından mezun olan Çeliker, Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesindeki eğitimini de sürdürüyor.

2025 YILINDA BASIN KARTI SAHİPLERİ CEMİYETİNİ KURDU

Murat Çeliker, 2025 yılında Adıyaman Basın Kartı Sahipleri Cemiyetini kurarak kurucu başkanlık görevini üstlendi.

Cemiyet bünyesinde gazetecilerin mesleki haklarının korunması, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve basın mensupları arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi amacıyla faaliyetler yürüten Çeliker, çeşitli meslek örgütlerinde de görev ve üyeliklerini sürdürüyor.

Türkiye Gazeteciler Federasyonu, Türkiye Gazetecileri Basın Vakfı, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Ankara Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) üyelikleri bulunan Çeliker, Basın Konseyine kabul edilmesiyle mesleki örgütlenme çalışmalarına bir yenisini ekledi.

‘BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE MESLEKİ DAYANIŞMA İÇİN ÇALIŞACAĞIZ’

Basın Konseyi üyeliğine kabul edilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Murat Çeliker, gazetecilik mesleğinin etik değerlerinin korunması ve basın özgürlüğünün güçlendirilmesi için çalışmalarını sürdüreceğini belirtti.

Çeliker, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Basın Konseyi üyeliğine kabul edilmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Gazetecilik mesleğinin etik ilkelerinin korunması, basın özgürlüğünün güçlendirilmesi ve meslektaşlarımız arasındaki dayanışmanın artırılması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Başta Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç olmak üzere üyeliğimin kabul edilmesinde emeği ve katkısı bulunan tüm yönetim kurulu üyelerine teşekkür ediyor, Basın Konseyi çatısı altında birlikte gerçekleştireceğimiz çalışmaların gazetecilik mesleğine ve basın camiasına hayırlı olmasını diliyorum.”

Kaynak : PERRE


Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.