• HABERLER
  • SERVİS 1
  • SERVİS 3
  • FİNANSİF
  • İNTERAKTİF
  • HESAP
  • DİĞER
BİR KÜÇÜK ANNE HİKÂYESİ…

BİR KÜÇÜK ANNE HİKÂYESİ…

Soğuk bir kış sabahı iki kardeş aynı açlığa uyanmışlardı, günlerdir açtılar, odun sobasının üstündeki alüminyum çaydanlıktaki çay ısınınca şekersiz içiyorlar başkada bir şey bulamıyorlardı

ABONE OL
20 Aralık 2024 22:19
BİR KÜÇÜK ANNE HİKÂYESİ…
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Soğuk bir kış sabahı iki kardeş aynı açlığa uyanmışlardı, günlerdir açtılar, odun sobasının üstündeki alüminyum çaydanlıktaki çay ısınınca şekersiz içiyorlar başkada bir şey bulamıyorlardı yemek için. Yine öyle yaptılar, formalarını giyip okulun yolunu tuttular, günlerdir aç kalmaktan takatları kesilmişti yürümekte zorlana zorlana okulun kapısına geldiler, iki kardeşi tanıyan müstahdem, bu gün ve yarın okullar tatil evinize gidebilirsiniz dedi. Zaten zar zor ayakta duran iki kardeş yine bir birine tutundu, fakat müstahdem bir anda siz iyiminsiniz, renginiz neden bu kadar soluk deyip önlerini kesti, kardeşlerden kız olan ağlamaklı bakıyor, o iki damla yaş göz pınarında titriyordu. Bekleyin biraz dedi müstahdem, bi koşu içeri gitti geldi, bir kabın içine biraz Çaman, biraz sana yağ birazda peynir koymuştu. Bunları alın giderken de bakkalın ekmek alıp yersiniz dedi, bakkaldan ekmek almak öyle kolay değildi, çünkü para yoktu ve bakkal birikmiş borçlar yüzünden bu çocuklara ekmek dahi vermiyordu, birkaç kez denemişti küçük kız – parayı getir ekmeği götür demişti bakkal. Şimdi katık edecek yiyecekleri vardı ama ekmek yok tu yok! Küçük kızın beyninde şimşek çakmıştı, ne yapacağını ekmeği nasıl alacağını biliyordu artık. Kömürlükten bozma öğrenci evlerine diz boyu karı aşa aşa beraberce gitti iki kardeş. Ağabeyinin pantolonu ıslanmıştı, sen biraz uyu ben çayı demliysem sofrayı da kuracağım dedi kız. Abi şaşkın bir şekilde – komşudan mı ekmek şeker isteyeceksin?

* Yok, bakkaldan Alacağım

* Parasız vermiyor ki, boşuna gidipte üşüme.

Yok abi ben gelenece sen çayı demle ..

Odunları tutuşturduktan sonra, biraz da heyecanlanan kız o soğukta fırtınada bakkalın yolunu tuttu. İçerde koskocaman burnu ve göbeği ile sobanın üzerinde kestane patlatan bakkal Osman amca vardı, bir yandan da radyodan ilahi dinliyordu, elinde doksan dokuzluk tesbih ile ” ” ya Allah ya Ya Allah ” diye mırıldanıyordu.

Küçük kızı görünce birazda alaylı bir şekilde
• Yine ekmek almaya mı geldin, para yoksa ekmek yok biliyorsun değil mi?

Küçük kız,
• Bir kiloda şeker ver dört te ekmek dedi, açlıktan kokan nefesi kısık sesiyle.

Bakkal Osman küçük kızın avucunda parayı görünce,
• Ekmeği beş vereyim havalar daha da kötü olacak fırınlar çalışmayabilir dedi.

Koca göbeği önde kendisi arkada, kalktı bir ikisi bayatlamış beş ekmeği torbaya koydu, şekeri tarttı, onu da torbaya koydu ve küçük kızın eline tutuşturdu. Döndü gitti sobanın üstündeki kestaneleri karıştırdı,

neredeyse yanacaklardı kız senin yüzünden, kestane zengin yiyeceğidir, bunu Yozgat’ta benim gibi bir kaç keyif erbabı yer dedi ve kocaman ağzını açarak kabuğunu soyduğu kestaneyi havada yuvarlayarak ağzına attı.

Kız tam bakkaldan çıkacakken, para dedi bakkal Osman..

Küçük kız kapıdan yarı çıkmış vaziyette
• Osman amca sobayı yakarken gazete ile tutuşturmuştum, parçası elimde kalmış, babam Ankara’ da hasta yatan abimin yanında o gelince tüm borçları ödeyecek hesaba yaz, dedi ve topukladı eve doğru. Eve geldiğinde ağabeyi uyumuştu sobanın dibinde ki yün minderlerin üstünde. Üzerine battaniyeyi örttü, çayı demledi, çıman, sana yağ ve birazda peynir koydu sofra bezinin üstüne. Ağabeyini uyandırdı, iki kardeş besmele çekip oturdular sofraya, ilk önce sobada ısıttıkları bayat ekmekleri yediler, dışarda kar yağıyordu, dışarda fırtına vardı

Songül Yurdagül

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP
300x250r-tüm-haberler-bilesen
300x250r-tüm-haberler-bilesen-2

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.