Güç, insanoğlunun hükmetme tutkusuna kapıldığı en tehlikeli sınavlardan biridir. Yüce Yaratıcı’nın kullarına bir emanet ve adalet vesilesi olarak sunduğu irade, nefsin kibir zindanında bir tahakküm zırhına dönüştüğünde insan kendi hakikatine körleşir. Muktedir, elindeki güç İle yeryüzüne ebedi bir saltanat kurabileceğine sanır.
Emaneti ehline vermeyip, gücü bir zülüm kamçısına çevirenler, aslında başkalarını değil, ahiretlerini ve insani cevherlerini heder ederler.
Güç, toplumsal sözleşmenin ve kolektif iradenin insana emanet ettiği sistematik bir işlevdir; fakat zihin bu işlevi kişisel bir ayrıcalık zanneder, onu toplumun düzenini ve refahını sağlayan bir denge unsuru olarak değil de alt sınıfları ve muhalif sesleri bastıran bir silaha dönüştürür. Bu dönüşümde sistem kendi meşruiyetini kemirmeye başlar.
“Elimizde güç var diye, insanlar üzerinde baskı kurmak Müslümanlığa da insanlığa da yakışmaz. Bırakalım herkes düşündüğünü, küfür ve hakaret olmadığı sürece, korkusuzca rahat bir şekilde söylesin, yazsın. İçlerinden hayırlı bir şeyler söyleyenler mutlaka çıkacaktır. Büyüklerimiz, fikirlerin çarpışmasından hakikat doğar, demişler. İnsanlar fabrika mamulü değil ki yeknesak olsun! Allah her bir insanı özel yaratmıştır. Kimi yumuşak, kimi sert söyler. Akıllı insanlar nasıl söylendiğine değil, ne söylendiğine bakarlar.”
Erdemli insan, gücü zulmetmek için değil; zulmü engellemek için kullanır.
Gücü bir baskı aracı olarak kullanılanların nasıl lanetle anıldıklarını tarih bize ibretle göstermektedir. Bundan ders alınması gerekir.
Bir gücün büyüklüğü, ne kadar yıkabildiğiyle değil; ne kadar yıkımı önleyebildiğiyle ölçülür. Güç, baskı aracı olarak değil; adaletin emrinde olmalı, hür fikirlerin gelişmesine öncülük etmelidir. İlerleme kalkınma insanca yaşama ancak bu şekilde gerçekleşir.
Nitekim peygamber efendimiz, farklı düşünmek rahmettir, buyuruyor.
Farklı olanı dışlamak, düşman görmek taşralı olma alışkanlığının bir tezahürüdür. Oysa medeni olmak birbirine tahammül etmenin bir gereğidir. Aydın insan farklılıkları tehdit değil bir zenginlik olarak görür. Kendinden olmayana ve kendisi gibi düşünmeyene düşmanlık kolay ve korkakça bir yoldur. Dinin de aklın da bizden beklediği, bizim gerçekleri görme ve anlama cesaretini göstermektir. Bağnaz düşüncelerin dar kalıplarını aşmak zorundayız. Hakikatın peşinde koşma cesaretini gösteremeyenler kaba güce sarılır. Böyle bir bağnazlığın içinde olanlar ne medeni olabilir ne de bir adım ilerleye gidebilirler. Kerameti kendinden menkul görenler, kendi zihinlerinin dar kaliplari içerisinde bocalayıp dururlar. Ne kendileri eder rahat ne de başkalarına verirler huzur!
Mahmut ÖTELEŞ
Eğitimci Yazar
GENEL
15 gün önceGENEL
16 Ağustos 2026GENEL
16 Ağustos 2026SİYASET
16 Ağustos 2026GENEL
16 Ağustos 2026GENEL
16 Ağustos 2026GENEL
16 Ağustos 2026
1
Başkan Aydın: Enerjimizi Adıyaman için harcıyoruz
32051 kez okundu
2
SANKO Üniversitesi kompozisyon yarışması düzenlendi
25361 kez okundu
3
Yeniden Refah’tan dikkat çeken Soylu-Özdağ çağrısı
14869 kez okundu
4
Sivas’ta on binler Doğu Türkistan ve Filistin için ayakta
13264 kez okundu
5
Adıyamanlılar ADVAK’ta Bayramlaşacak
12626 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.