İstanbul’da perakendenin geleceği konuşulurken Erzurum ve Doğu Anadolu’da üretici, esnaf ve tüketici aynı soruyu soruyor: Bu zirvenin bize ne faydası var?
İstanbul’da yine büyük bir zirve gerçekleştirildi.
Perakende sektörünün temsilcileri bir araya geldi. Ekonomi konuşuldu, üretim konuşuldu, ticaret konuşuldu. Sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmeler yapıldı.
Elbette sektörün geleceğinin konuşulması önemli.
Elbette sektör temsilcilerinin aynı masa etrafında buluşması kıymetli.
Ama Anadolu’dan bakınca insanın aklına tek bir soru geliyor:
İyi güzel de kardeşim, bunun Erzurum’a ne faydası var?
İşte meselenin tam da burası biraz can sıkıyor.
Çünkü İstanbul’da sektörün geleceği konuşulurken Erzurum’da esnaf bugününü kurtarmaya çalışıyor.
Üretici maliyet hesabı yapıyor.
Vatandaş market arabasına koyduğu ürünleri tek tek hesaplıyor.
Esnaf “Bu ay kirayı nasıl çıkaracağım?” diye düşünüyor.
Üretici “Malımı kaça satacağım?” diye kara kara düşünüyor.
Tüketici ise “Maaşım ay sonuna kadar yetecek mi?” sorusunun cevabını arıyor.
Hal böyleyken İstanbul’daki salonlarda konuşulanların Anadolu’da bir karşılığı olması gerekmez mi?
İstanbul’un vitrini parlak, Anadolu’nun gerçeği ağır
Türkiye ekonomisinin yalnızca İstanbul’dan ibaret olmadığını artık birilerinin hatırlaması gerekiyor.
İstanbul elbette Türkiye ekonomisinin önemli merkezlerinden biridir.
Ama Türkiye’nin toprağı İstanbul’dan başlamıyor, İstanbul’da da bitmiyor.
Bu ülkenin üretimi Anadolu’da yapılıyor.
Hayvancılık Anadolu’da yapılıyor.
Tarım Anadolu’da yapılıyor.
Küçük esnaf Anadolu’nun mahallelerinde ayakta kalmaya çalışıyor.
Vatandaş Anadolu’nun şehirlerinde geçimini sağlamaya uğraşıyor.
Erzurum da bu tablonun en önemli parçalarından biri.
Ancak nedense ekonomi konuşulurken Anadolu çoğu zaman kürsünün kenarında kalıyor.
Büyük toplantılar İstanbul’da yapılıyor.
Büyük kararlar İstanbul’da konuşuluyor.
Büyük şirketler masanın başında yer alıyor.
Sonra Anadolu’ya dönüp “Sektörün geleceğini planladık” deniliyor.
İyi de…
O planın Erzurum’daki karşılığı nerede?
Bir zirvenin başarısı kaç kişiyle fotoğraf çekildiğiyle ölçülmez
Artık toplantıları, zirveleri ve panelleri yalnızca kürsüde yapılan konuşmalarla değerlendirmemek gerekiyor.
Bir zirvenin başarısı kaç kişinin katıldığıyla ölçülmemeli.
Kaç protokol fotoğrafı çekildiğiyle hiç ölçülmemeli.
Başarı, o toplantıdan sonra sahada ne değiştiğiyle ölçülmeli.
Erzurum’daki üreticinin ürünü daha kolay satılabiliyor mu?
Doğu Anadolu’daki küçük işletmeler büyük perakende zincirleriyle daha adil rekabet edebiliyor mu?
Yerel üreticinin raflara ulaşmasının önündeki engeller azaltılıyor mu?
Vatandaş temel gıda ürünlerine daha uygun fiyatla ulaşabiliyor mu?
Esnafın yükü hafifliyor mu?
Eğer bunların cevabı “hayır” ise, o zaman kusura bakmayın ama vatandaşın sormaya hakkı var:
Bu zirve kimin için yapıldı?
Anadolu artık seyirci olmak istemiyor
Doğu Anadolu yıllardır aynı şeyi söylüyor:
Bizi yalnızca seçim zamanı hatırlamayın.
Bizi yalnızca teşvik paketlerinde anmayın.
Bizi yalnızca “bölgesel kalkınma” başlığı altında raporlara koymayın.
Gelin, masaya gerçekten oturtun.
Erzurum’daki üreticiyi dinleyin.
Kars’taki hayvancıyı dinleyin.
Van’daki esnafı dinleyin.
Ağrı’daki işletmeciyi dinleyin.
Bölgenin tüketicisini dinleyin.
Çünkü sahadaki gerçek, İstanbul’daki toplantı salonlarından çok farklı.
Orada “perakendenin geleceği” konuşulurken burada insanlar bugünün hesabını yapıyor.
Orada dijital dönüşüm konuşulurken burada esnaf elektrik ve kira hesabı yapıyor.
Orada yeni nesil tüketici davranışları tartışılırken burada vatandaş “Bu ay market masrafını nasıl karşılayacağım?” diye düşünüyor.
İşte Türkiye’nin asıl fotoğrafı budur.
Ve bu fotoğraf görülmeden yapılacak her zirve eksik kalır.
Artık kürsüden sahaya inme zamanı
Kimse perakende sektörünün toplantı yapmasına karşı değil.
Tam tersine, daha fazla toplantı yapılabilir.
Ama toplantıların sonunda somut projeler ortaya konulmalı.
Anadolu’daki üreticinin ürünü büyük marketlere daha kolay ulaşmalı.
Yerel üreticinin önü açılmalı.
Küçük esnafın rekabet gücü artırılmalı.
Tüketici korunmalı.
Bölgesel kalkınma yalnızca bir sunum başlığı olmaktan çıkarılmalı.
Çünkü Türkiye’nin geleceği yalnızca İstanbul’un raflarında değil, Erzurum’un üretim tesisinde, Kars’ın ahırında, Van’ın dükkânında, Anadolu’nun tarlasında şekilleniyor.
O yüzden bir kez daha soralım:
İstanbul’da Perakende Zirvesi 2026 yapıldı.
Peki…
Erzurum’a ne kaldı?
Bir proje mi?
Bir yatırım mı?
Bir destek paketi mi?
Bir yeni istihdam modeli mi?
Bir üreticiye ulaşan somut karar mı?
Yoksa sadece haber bültenlerine düşen birkaç fotoğraf ve “sektörün geleceği konuşuldu” cümlesi mi?
Eğer cevap sonuncusuysa, kusura bakmayın.
Anadolu artık alkışlayacak salon değil, sonuç bekleyen saha istiyor.
Çünkü Erzurum’un, Doğu Anadolu’nun ve Türkiye’nin dört bir yanındaki insanların artık güzel cümlelere değil, somut icraata ihtiyacı var.
İstanbul’da zirve yapmak kolay.
Asıl marifet, o zirvenin sonucunu Erzurum’un sofrasına, esnafın kasasına ve üreticinin cebine taşıyabilmek.
İşte gerçek zirve, o zaman zirvedir
Haber Merkezi




GENEL
13 Eylül 2026GENEL
13 Eylül 2026GENEL
13 Eylül 2026SİYASET
13 Eylül 2026GENEL
13 Eylül 2026GENEL
13 Eylül 2026GENEL
13 Eylül 2026
1
Başkan Aydın: Enerjimizi Adıyaman için harcıyoruz
32111 kez okundu
2
SANKO Üniversitesi kompozisyon yarışması düzenlendi
25428 kez okundu
3
SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde Hemşirelik Haftası kutlandı
20598 kez okundu
4
Yeniden Refah’tan dikkat çeken Soylu-Özdağ çağrısı
14928 kez okundu
5
Milletvekili Tutdere’den Bakan Soylu’ya Çağrı: Çiftçinin ekmeğinden elini çek
13578 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.