İnsan, düşünen ve bu düşüncelerini dil aracılığıyla dışa vuran sosyal bir varlıktır. İletişim kurarken seçtiğimiz kelimeler, kurduğumuz cümleler ve ses tonumuz sadece bilgi aktarmakla kalmaz; hayata bakış açımızı, aldığımız eğitimi, ahlakımızı ve ruh halimizi de ele verir.
Bir kişinin duruşu, niyeti, samimiyeti, karakteri ve dünya görüşü konuşmasına yansır onun için atalarımız “üslubu beyan aynen insan” demişler.
Mevlânâ küpün içinde ne varsa dışına o sızar der. Ünlü Fransız düşünür Buffon “Üslup insanın ta kendisidir” der.
Meksikalı Oktavio Paz’ın “İnsan sözcüklerden oluşur, sözcükler de insandan” tespiti, aynı hakikatin ifadeleridir.” Usul esastan önce gelir sözü de üslubun ne kadar önemli olduğunu gösterir.
Özellikle siyasetçilerin ve eğitim gören gençlerin üslubu ve konuşma tarzı daha düzgün olması gerekir; çünkü bu iki kesim toplumun aynası konumundadır.
Gerçek bir lider, eğitim görmüş bir genç gücünü kaba söz ve davranışlardan değil, üslubunun zarafetinden alır. Nitekim Abraham Lincoln, güçlü bir insanın gerçek yüzünün insanlara hitabında saklı olduğunu belirtir.
En zor zamanlarda, savaş meydanlarında bile üslubun asaletini korumak, insani kalitenin en büyük kanıtıdır. Bosna Hersek’in kurucu lideri Aliya İzzetbegoviç’in “Savaş ölünce değil, düşmana benzediğin zaman kaybedilir” sözü de en haklı davalarda bile hırçınlaşan rakibin kötü üslubuna yenik düşmemek gerektiğini ihtar eder. Kendi benliğini inşa edememiş, iç dünyası karmaşa içinde olanların dili sürekli bir saldırı barındırırken; asil bir üslup, her şartta zarafeti koruyabilmeyi gerektirir.
Sonuç olarak, dilimiz ve onu kullanma biçimimiz kişiliğimizin ve düşünce dünyamızın aynasıdır. Cemil Meriç’in dediği gibi, “Üslup, insanın ta kendisidir.” Hayata, olaylara ve insanlara yaklaşımımız, seçtiğimiz kelimelerde ve takındığımız tavırda gizlidir. Kendini geliştirmek, ahlakını güzelleştirmek ve toplumda kalıcı bir değer üretmek isteyen her birey, işe önce üslubunu düzeltmekle başlamalıdır. Unutulmamalıdır ki, geride bırakacağımız en güzel miras, insanlarda derin yaralar açan kaba ve hoyrat cümleler değil; gönülleri fetheden, akıllarda saygıyla anılan tatlı, asil ve dürüst bir üsluptur.
Antik Yunan düşünürü Sokrat sözün, insanın içini dışına çıkaran şeffaf bir ayna olduğuna inanırdı. Onun için muhataplarına “Konuş ki seni tanıyayım” dermiş.
Yumuşak söz her kapıyı açan sihirli bir anahtardır. Hz. Süleyman: Güzel söz petekten damla damla akan bal’a benzer; insanın ruhuna tad verir.” güzel konuşmak sadece bir yetenek değil, aynı zamanda bir ahlak ve olgunluk göstergesidir. Kelimelerimizi birer silah gibi savurmak yerine, zihnimizin ve kalbimizin peteğinde süzülen birer bal damlasına dönüştürmek bizim elimizdedir. Güzel ve tatlı söz hem kendi ruhumuza hem de dokunduğumuz tüm hayatları güzelleştirmenin en kestirme yoludur.
Kalın sağlıcakla!..
Mahmut Öteleş
16 Temmuz 2026
GENEL
15 gün önceGENEL
18 gün önceSİYASET
16 Temmuz 2026GENEL
16 Temmuz 2026GENEL
16 Temmuz 2026GENEL
16 Temmuz 2026EĞİTİM
16 Temmuz 2026
1
Başkan Aydın: Enerjimizi Adıyaman için harcıyoruz
31972 kez okundu
2
SANKO Üniversitesi kompozisyon yarışması düzenlendi
25270 kez okundu
3
Yeniden Refah’tan dikkat çeken Soylu-Özdağ çağrısı
14792 kez okundu
4
Sivas’ta on binler Doğu Türkistan ve Filistin için ayakta
13211 kez okundu
5
Adıyamanlılar ADVAK’ta Bayramlaşacak
12567 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.