Türkiye bölgesinde etkili ve güçlü olma yönünde önemli ve güçlü adımlar atıyor.
Dünya hızla değişiyor. Dengeler kayıyor, ittifaklar yeniden şekilleniyor, güç kavramı artık sadece ekonomik değil; teknolojik ve askeri derinlikle de ölçülüyor. Böylesi bir çağda, ülkelerin kendi güvenliklerini sağlamaları bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir.
Türkiye de bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor. Yerli ve milli savunma sanayii hamleleri, yalnızca birer teknoloji yatırımı değil; aynı zamanda bağımsızlık iradesinin somut göstergesidir. Bu noktada ASELSAN, Roketsan gibi kurumlarımızın ortaya koyduğu çalışmalar, Türkiye’nin geleceğine dair güçlü bir vizyon sunuyor.
Evet size bahsetmek istediğim nasıl konu yeni ürettiğimiz 6000 km menzilli Yıldırımhan füzesi, kıtalararası olan bu füze gücüyle istişareıyla dosta güven düşmana korku salmaktadır evet bu silahın elimizde olması ve üretimi çok önemlidir bu nedenden dolayı ülkemizin attığı bu savunma alanındaki büyük başarıyı canlı gönülden tebrik ediyorum.
Son dönemde savunma alanında geliştirilen uzun menzilli sistemler, Türkiye’nin sadece kendi sınırlarını değil, aynı zamanda bölgesel barışı koruma kapasitesini de artırıyor. Bu gelişmeler, bazı çevrelerde baskı unsuru olarak yorumlansa da, aslında doğru ellerde bulunan gücün bir tehdit değil, bir denge unsuru olduğunu hatırlatıyor.
Çünkü gerçek şu: Savaş yıkımdır. Savaş; şehirleri, hayatları, umutları yok eder. Ancak güçlü bir savunma, savaşın önüne geçen en önemli caydırıcıdır. Güçlü olan, çoğu zaman savaşa mecbur kalmaz. Bu yüzden silah, yanlış ellerde bir yıkım aracıyken; doğru ellerde barışın teminatı olabilir.

Türkiye’nin bu noktaya gelmesinde siyasi iradenin rolü inkâr edilemez. Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde atılan bu adımlar, savunma sanayiinde dışa bağımlılığı azaltmış ve Türkiye’yi kendi ayakları üzerinde duran bir ülke konumuna taşımıştır. Bu süreçte emeği geçen mühendislerden teknisyenlere, karar alıcılardan sahada çalışan herkese kadar tabiki en başta sayın cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a minnet, şükran ve hayranlık duymamak elde değil.
Bu geniş kadro Türkiye’mizi daha büyük başarılara taşıyacaktır bundan hiç şüphemiz yok.
Ancak unutulmaması gereken bir başka gerçek daha var: Güç, sadece askeri kapasiteyle ölçülmez. Ekonomi, bilim, eğitim ve diplomasiyle desteklenmeyen hiçbir güç kalıcı olamaz. Türkiye’nin gerçek başarısı; teknolojisini geliştiren, gençlerini yetiştiren ve dünyaya barış mesajı veren bir ülke olmasında yatmaktadır.
Sonuç olarak, güçlü bir Türkiye; savaş isteyen değil, savaşı engelleyebilen bir Türkiye’dir. Caydırıcılığı yüksek, aklı selimle hareket eden ve barışı önceleyen bir anlayış, bu coğrafyada en çok ihtiyaç duyduğumuz şeydir.
Güçlü olalım… Ama gücümüzle korku değil, güven verelim.
Mehmet Hakan Karaaslan
Mali müşavir

GENEL
9 gün önceEĞİTİM
23 gün önceEKONOMİ
23 gün önceGENEL
23 gün önceDİĞER HABERLER
23 gün önceGENEL
23 gün önceASAYİŞ
23 gün önce
1
Başkan Aydın: Enerjimizi Adıyaman için harcıyoruz
31823 kez okundu
2
SANKO Üniversitesi kompozisyon yarışması düzenlendi
25109 kez okundu
3
Yeniden Refah’tan dikkat çeken Soylu-Özdağ çağrısı
14639 kez okundu
4
Sivas’ta on binler Doğu Türkistan ve Filistin için ayakta
13107 kez okundu
5
BMC VE MİLLİ TANK ALTAY
10603 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.