DOLAR 31,0077 0.3%
EURO 33,5668 0.32%
ALTIN 2.017,360,28
BITCOIN 15915290,39%
Adıyaman

AZ BULUTLU

05:44

İMSAK Vakti

Bir varmış, bir yokmuş

Bir varmış, bir yokmuş

Bir varmış, bir yokmuş vakti zaman içinde Erzurum denilen bir yer varmış

ABONE OL
6 Şubat 2024 22:43
Bir varmış, bir yokmuş
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Biz; bir şeyleri bas bas bağırarak ortaya koymaya çalışsak ta, bizim doğrularımızı duymazdan gelip, gerçekten yalan söyleyenlerin kelamına itibar edenlerin sonunu bu kalemler nasıl yazar çok yakında görürüz.

Aynı sofrada ekmek yiyenlerin birbirine nasıl ters düştüklerini görmezden gelen gözlerin, birbirlerine sataşırken konuşulan kelamı duymayan kulakların ve ne acıdır ki daha düne kadar sırt sırta vermiş bu insanların birbirlerine düşman kesilerek namus kavramlarına varacak kadar kötülemeye kalkışmalarında yatan gerçeğin tek bir ismi var, o da menfaat…

Menfaatine dokunulan kişi kadar acımasız, gaddar ve bir o kadar da kindar bu kâinatta başka bir şey olmamıştır.

Olmayacaktır.

Daha birkaç gün önceki yazımızda bu şehirde görülmeyen ve idrak edilmeyen bir gerçekten bahsetmiş, umursanmadığı takdirde birkaç yıl sonra yapılacak olan 29. Dönem vekil seçimlerinde ve sonrasında yapılacak Mahalli İdareler Seçimlerinde Erzurum ilinin tümde kaybedileceğini, insanların dışarından bu şehire ait bakış açısıyla birlikte, yaklaşım duygularının ve bunlarla beraber Erzurum ilimize ait dadaşlık vasfının tümden ortadan kaldırılacağının adımlarından notlar düşmüştük.

Bir hafta boyunca baktık ki birkaç kişi dışında kimselerin de umurunda değilmiş.

İşte anlatmaya çalıştığımız ve bilinçli olarak aramıza sokulmaya çalışılan ayrık tohumlarının yeşertmeye çalıştığı kin bitkisinin, bu menfaat denilen kaynaktan beslendiğinin ispatı olarak bu örneği gösterebiliriz.

Siyaset elbette yapılacaktır, fikir savunması veya hizmet politikası adı altında yapılacak ve halkımızın menfaatine olacak hemen her türlü faaliyetin meşruluğu için de anayasamız birçok hak ve imtiyaz zaten tanımıştır. Sandıklar bu fikir savunmasının haznesidir. Ne kadar fikrinde haklı ve samimi isen o kadar çok birikimin çıkar, o kadar çok tercih edilirsin.

İşte anlatmaya çalıştığımız şeyin altında yatan tam da bu noktada saklıdır.

Menfaat…

Güney ilçelerimizin belli olan bir kaçında ve şehir merkezinin birkaç noktasında terör örgütüne ve bağlantısı olan sevicilerine ait olduğunu çok iyi bildiğimiz bu oy artışı içimizdeki kan emicilerin ve destekçilerinin hangi aşamada olduklarının da aleni ispatıdır.

Bu, Erzurum ve halkına ait bir oy değildir…

Bu, Erzurum’un Dadaş diye tabir ettiğimiz ve yiğitlikten, kardeşlikten, insanlıktan yaşantısıyla örnekler veren ve tarih sahnesindeki her anında ”vatan ve millet” kavramlarıyla nefes alan bir topluma ait değildir.

Kime aittir diye soracak olur iseniz, kendi menfaatleri için idrak ve kavrama yetisinden yoksun bireylerimizi kandırarak, aldatarak, tehdit ederek ve hatta hatta para ile satın alınanlara aittir.

Yoksa bir zümreyi temsil ettiğini ve haklarını savunduğunu ifade ederek, yine aynı zümreyi sömüren zihniyet nasıl destek alabilir ki?

Yoksa bir zümrenin menfaatlerini savunduğunu ifade ederek, yine aynı zümrenin haklarını gasp edenler nasıl destek alabilir ki?
Yoksa bir zümre için mücadele veriyoruz diyerek, yine aynı zümrenin katli için dünyanın gözü önünde yapılan katliamları yaşayanlar kendi katillerine nasıl âşık olabilir, destek sağlayabilir ki?

Bu işte ciddi manada sıkıntı var.

Ve ne yazıktır ki benim kadim şehrim, yavaş yavaş bu sona doğru adım atarken, bu uçuruma doğru sürüklenişin tek bir müsebbibi olduğunu savunmaktayım.

Şehrimizin siyasi, bürokrasi, STK ve kanaat önderlerinden oluşan erkleridir…

Kendi menfaatleri için bu yapılanmayı görmeyen, ses çıkarmayan ve dahi adım atmayan erkler, bu şehir tümden başkalaştığı vakit bir şeyler için değil çok şey için geç kalındığının farkına varacaklardır.

Erzurum kesinlikle eski Erzurum değildir ve asla da geri dönüşü olmayacaktır.

Tuzu kuru olanların umursamadığı, tuzunu kurutmak için uğraşanların da görüntüye ses çıkarmadığı bir ortamda, başka birilerinin bu şehrin yarınları için uğraştığını ifade etmesi bana pek samimi ve inandırıcı gelmemiştir.

Öyle olsa idi bu adımları atanların sonuçları da beraberinde gelirdi.

Ve bizler de vatandaş olarak bu durumu iliklerimize kadar hissederdik.

Şu anda hissettiğimiz tek şey; ev sahiplerinin Allah’ı unutarak paraya secde edercesine baktıkları her kiracıda “para” gördükleri ve devleti umursamadan artırdıkları kiraların ezici yükü altında canı çıkan kiracıların, umutsuz bakışlarıdır.

Şu anda hissettiğimiz tek şey; bu halkın kendi öz toprağının üzerine çöreklenip, kurdukları zincirlerinin halkalarına halka katarak bu gariban halkın elinden başta ekmeğini alarak, kanına varana kadar sömürmeye çalışan ve yine devleti umursamadan her kalem mala verdikleri zamda ardımızdan küfrederek “beter olun” diye söylemlerde bulunanların sahte gülüşleridir.

Şu anda hissettiğimiz tek şey; 1 liralık maliyeti olan her ürünün 25 ve hatta 30 liraya halka sunulmasını ve adının hizmet olarak açıklanmasının saçmalığıdır.

Ve son olarak şu anda hissettiğimiz tek şey; denetimsizliğin ve kontrolsüzlüğün verdiği şımarıklığın halkımızın üzerinde yapmış olduğu yok etme politikasının bir evre daha üstüne çıkıldığıdır.

Bu yüzden bizler vatandaş olarak, bizim için çalıştıklarını iddia edenlerin samimiyetine inanamıyoruz.

Onların söylemleriyle bizim hissettiklerimiz çok zıt ve farklı düşüncelerdir oysaki!

İşte o yüzden daha az önce ifade ettik ki; öyle olsa idi bu adımları atanların sonuçları da beraberinde gelirdi, değil mi?
Mesela son vekillik seçimlerinden bu günkü tarihe kadar şu kadim şehir için yapılan en büyük yatırım nedir? Diye bir soru sorsam acaba ne cevap alırdık çok merak etmekteyim…

İşte biz bunun çığırtkanlığını yapıyoruz.

İçimizdeki birileri koltuk ve daha, daha, daha bir zenginlik ve güç peşinde iken; yine içimizdeki bizden gibi görünüp ama asla bizden olmayan başka birileri alttan alttan bu şehri ötekileştiriyor farkında değil misiniz?

Hani bir gün gelir de; bir varmış bir yokmuş diye başlayan ve vakti zamanın içinde Erzurum denilen bir yer varmış diye devam eden bir masal misali…

Gökten kaç elma kimin başına, kimin kerevetine düşer bilmem ama birileri muradına ermeden uyansak iyi olur bence!

Hakan Dikmen

Gazeteci & Yazar

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP
300x250r-tüm-haberler-bilesen
300x250r-tüm-haberler-bilesen-2

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.