Bu ülkede pek çok insan, FETÖ’nün nasıl filizlendiğini bilmez.
Tohumun toprağa ne zaman düştüğünü değil, sadece ağacın gölgesini görür.
Oysa bu yapı sıradan bir hikâye değildir.
Bilenler bilir… Ya da bilmek zorunda olanlar.
Bu örgütün gerçek yüzünü en iyi bilenler; sadece bizim değil, dış istihbaratların da radarında olanlardır.
Çünkü bazı yapılar vardır, yerli görünür ama aklı başka yerden beslenir.
Fethullah Gülen’i büyütenler kimdi?
Kimler onu görünür kıldı?
Fuat Doğu…
Kasım Gülek…
Turgut Sunalp…
Graham Fuller…
İsimler bir araya geldiğinde, tablo artık tesadüf olmaktan çıkar.
1971… Ankara…
Bir ev… Ama sıradan bir ev değil.
Bir masa kuruluyor. O masada sadece insanlar değil, gelecek konuşuluyor.
MİT Müsteşarı…
Milletvekilleri…
Diyanet’in zirvesinden isimler…
Ve henüz “sıradan” denilen bir adam…
Soru şu:
Sıradan biri, bu kadar güçlü insanlarla aynı masaya nasıl oturur?
İşte mesele tam da burada başlıyor.
Yıllar ilerliyor…
Birileri bu yapıyı büyütüyor, birileri de görmezden geliyor.
Ama bir kişi var ki açıkça karşı çıkıyor:
Necmettin Erbakan.
“Bu yapı, Amerika’ya ve Siyonizm’e insan yetiştiriyor.” diyor.
Ve ardından ne oluyor?
Partiler kapatılıyor.
Siyasetçiler tasfiye ediliyor.
Bir düşünce sistemli şekilde bastırılıyor.
Tesadüf mü?
Yoksa planlı bir sessizlik mi?
Bir de sahadan bir hikâye…
Anlatayım.
İSMEK kurslarında modelistlik eğitim alıyordum.
Hocamız yıllar sonra fetocu çıkacak benl de kurs öğrencilerinden sorumlu başkan yapmış.
Gaziantep ten gelen kız kardeşlerim var Fethullahın okullarında öğrenciler o zamanlar
Gencecik kızlar… Hayaller… Ve görünmeyen bir sistem.
Bir öğrenci bana diyor ki:
“Abi, 5 tane gazete abonesi bulmam lazım.”
Bir zorunluluk bu.
Eğitim değil, bağlılık ölçülüyor.
İnanç değil, itaat isteniyor.
O an anlıyorsun…
Bu yapı bir eğitim hareketi değil.
Bu, insan devşiren bir düzen.
Sonra sahne büyüyor.
Türkçe olimpiyatları…
Alkışlar… Gözyaşları…
Ve “dünyaya Türkçe öğretiyoruz” masalı…
İnanan çok oluyor.
Şüphe eden az.
Ve siyaset…
Recep Tayyip Erdoğan.
Önüne kapılar kapatılıyor.
Şiir okudu diye yasaklanıyor.
Partileri kapatılıyor.
28 Şubat…
Devletin damarlarından inanç temizlenmek isteniyor.
Böyle bir ortamda kurulan ilişkiler…
Zorunlu mu?
Stratejik mi?
Belki ikisi de.
Ama sonra sahne değişiyor.
Aynı yapı bu kez hedef oluyor.
Ve en sert darbe geliyor.
15 Temmuz…
O gece sadece bir darbe değil, yılların birikimi patladı.
Peki bugün?
Bu yapı tamamen temizlenebilir mi?
Kolay değil.
Çünkü bu, bir günde kurulan bir sistem değil.
On yılların emeği, planı, sabrı var.
Bir ağ gibi…
Kökleri derinde.
Kesersin…
Ama iz kalır.
Son söz şu:
Bu mücadele kısa bir koşu değil.
Uzun bir maraton.
Belki yıllar sürecek.
Belki nesiller değiştirecek.
Ama bir gerçek var:
Böyle yapılar, ancak bilinçle ve zamanla tamamen yok olur.
Bayramın arifesinde…
Dileğim şu:
Ne karanlık yapıların gölgesi düşsün bu ülkeye,
Ne de insanlar birbirine yabancılaşsın.
Herkes için adalet…
Herkes için huzur…
Olsun..!!!!
Gönül insanı
Ramazan ÖZELMİŞ
GENEL
3 gün önceGENEL
18 gün önceGENEL
02 Haziran 2026EĞİTİM
02 Haziran 2026EKONOMİ
02 Haziran 2026GENEL
02 Haziran 2026DİĞER HABERLER
02 Haziran 2026
1
Başkan Aydın: Enerjimizi Adıyaman için harcıyoruz
31878 kez okundu
2
SANKO Üniversitesi kompozisyon yarışması düzenlendi
25171 kez okundu
3
Yeniden Refah’tan dikkat çeken Soylu-Özdağ çağrısı
14696 kez okundu
4
Sivas’ta on binler Doğu Türkistan ve Filistin için ayakta
13145 kez okundu
5
Adıyamanlılar ADVAK’ta Bayramlaşacak
12498 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.