26 Ekim 2025 Pazar
İşgal Gazze'de soykırımını sürdürüyor, şehit sayısı 4 bin 385'e yükseldi
HER YAŞAM DENEYİMİ BİZLERİN AKIL YOLUNA IŞIKTIR
Yavuz Ağıralioğlu: Anahtar Parti Türk Siyasetinin Yeni Umudu
ALKAYIŞ VE YAKLAŞAN SEÇİMLER
Erzurumspor FK’nden sonra Amedspor da Süper Lig’e yükseldi
GÖLGE SAVAŞLARI- DEPREMLER, YANGINLAR, FELAKETLER
Atatürk’ten önce savaş kazanan Türk komutanlar, kendi adlarıyla devlet kurdular.
Selçuklu devleti, Babür devleti, Karahanlı Devleti, Timur İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu, savaşı kazanan Türk Komutanın adlarıyla kurulmuşlardır.
Türk Kurtuluş Savaşı bittiğinde Kurtuluş Savaşı’nın Başkomutanı Mustafa Kemal Tek egemen güçtü. Her istediğini yapacak ve yaptıracak güce sahipti. İsteseydi kendi adıyla bir Türk devlet kurabilirdi. Kendisini padişah ya da kral ilan edebilirdi. 622 yıl süren Osmanlı İmparatorluğunda padişahlıkla yönetilmiş olan Türk toplumu, buna hazırdı. Bu kararı yadırgamazdı.
1923 yılında Avrupa ülkelerinden İngiltere krallıkla, Fransa, İspanya, Portekiz, Yunanistan askerler diktatörlükle, Almanya’da Hitler, İtalya’da Mussolini, diktatörlüğü ile yönetiliyordu. Doğu’da Asya ülkelerinden Afganistan krallıkla, İran Şahlıkla, Sovyetler birliği ve Çin proleter diktatörlükle yönetiliyordu. Devlet başkanları devleti tek başlarına aldıkları kararla yönetiyorlardı.
Dünyada Halk egemenliğine dayalı olarak yönetilen ülke yoktu.
Avrupa ve Asya’nın, adları farklı da olsa diktatörlüklerle yönetildiği düşünüldüğünde, Mustafa Kemal kendi adıyla tek başına aldığı kararlarla yönettiği bir devlet kursaydı, bu durum dünyada da yadırganmazdı.
Türk Kurtuluş Savaşı’nın Başkomutanı ve Savaşın galibi Mustafa Kemal, kendi adıyla bir Türk devleti kurma, padişah, kral ya da padişah olma, kuracağı devleti tek başına aldığı kararlarla yönetme peşinde koşmadı. Kendisini yüceltmenin değil halkını yüceltmenin peşinde koştu.
Halk egemenliğine dayanan yönetim şekli olan, cumhuriyet yönetimini benimsedi. Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği ile 29 Ekim 1923 tarihinde toplumun tüm kesimlerinin temsilcilerinden oluşan Büyük Millet Meclisi’nde milletvekillerinin oylarıyla alınan kararla, Osmanlı İmparatorluğu’nun enkazı üzerine halk egemenliğine dayanan laik demokratik sosyal hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’ni kuruldu. Cumhuriyetin kuruluşu, toplumun tüm kesimlerinin temsil edildiği Meclis’te, milletvekillerinin “Yaşasın Cumhuriyet” alkışlarıyla, ilan edildi.
Cumhuriyeti ilan eden Atatürk, aynı gün İsmet İnönü’yü hükümeti kurmakla görevlendirir. İnönü, ertesi gün erkenden bakanlar kurulunu oluşturuldu. Bakanlar kurulunun ilk toplantısına Atatürk de katılır. Toplantıda kısa bir konuşma yapan Atatürk: “Efendiler! Cumhuriyetimiz daha yeni doğmuş bir çocuk. Çok dikkatli uyanık olun. İş arkadaşlarınızı özenle seçin. Anadolu’da kim varsa hepimiz bir milletiz. Yurt ve kader arkadaşıyız. Milli mücadeleyi böyle yürüttük. Cumhuriyeti de böyle yöneteceğiz. Bu anlayışın bozulmasına izin vermeyeceğiz. Bozulduğu zaman ne olduğunu iyi biliyoruz. Devlet halk için, halkın ihtiyaçlarını karşılamak için var.
Bütçesi denk, sağlam bir devlet olmalıyız.
Hepimiz halkın hizmetindeyiz. Efendimizin, sahibimizin halk olduğunu hiç unutmayacağız. İdealimiz milli egemenliğe dayalı, uygar bir toplum ve devlet yaratmaktır. Hiçbir aşamada bu ideali gözden kaçırmayacağız. Sorun çok. Hepsini çözmeye ömrümüz yetmez. Bizim yetişemediklerimizi yurtsever çocuklarımız tamamlar. Halkı saymak, aydınlatmak, eğitmek, sağlığını korumak, güven içinde yaşamasını sağlamak başlıca ilkemiz olacak. Başarılar diliyorum der.”1 Başbakan İnönü ve bakanlara, yapmaları gerekenleri ve izleyecekleri yolu anlattı.
(1) Turgut Özakman, Cumhuriyet, Türk Mucizesi, İkinci Kitap, s.14, 15, 16
Atatürk’ün Başkanlığında Cumhuriyet Halk Partisi tarafından halkçılık esaslarına dayanan ilkeler esas alınarak kurulan halk egemenliğine dayalı cumhuriyet yönetimi, yapılan devrimler, devrimlerle yaşama geçirilen toplumsal, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel yenilik, değişim ve dönüşümlerle insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayırımı yapılmadan, insan odaklı, insanı merkez alan, insana değer ve önem veren, insanı yüceltmeyi amaçlayan, demokrasi ve hukukun egemen olduğu özgür, eşit ve dayanışmacı bir toplum yaratıldı.
ATATÜRK’ÜN LİDERLİĞİNİN VE DÜŞÜNCE SİSTEMATİĞİNİN EVRENSELLİĞİ
Atatürk’ün yönetiminde Cumhuriyet Halk Partisi tarafından halkçılık esaslarına dayanan ilkeler esas alınarak kurulan halk egemenliğine dayanan laik demokratik sosyal hukuk devleti cumhuriyet yönetimi, yapılan devrimler, devrimlerle yaşama geçirilen toplumsal, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel yenilik, değişim ve dönüşümlerle, demokrasi ve hukukun egemen olduğu özgür, eşit ve dayanışmacı bir toplum yaratıldı.
Türkiye’nin önde gelen tarihçisi ve siyaset bilimcisi Prof. Dr. SUNA KİLİ: “Atatürkçü ideoloji’nin en belirgin özelliği ulusal oluşudur. Toplumun tarihsel, ekinsel, toplumsal ve ekonomik koşullarına, yapısına göre oluşturulmuş olmasıdır.
Batı’nın da, Sovyet Rusya örneğinin de kopyası değildir. Ülke ve toplum gerçeklerini dikkate alınarak yararcı (pragmatist) bir yaklaşımla yeni yöntemler geliştirilmiştir. Dogmacı değildir. Toplumu yaşayan bir varlık olarak görmekte, her toplumun değişeceğini, bu değişmeler doğrultusunda yeni gereksinimlerin ortaya çıkabileceğini, bu gereksinimlerin karşılanabilmesi için de yeni yöntemlerin aranılıp benimsetilmesini önermiştir. İdeolojinin devrimcilik ilkesi, bu amaçla konmuştur. İmgeci (hayalci) değil, gerçekçidir. Çağdaşlaşma atılımları gelişmiş ülkeler öyle yaptı, öyle istedi diye değil, toplumun, ülkenin yararına oldukları için gerçekleştirilmiştir. Kalkınma, gelişme modeli bir başka gelişmiş ülkenin önerisi, baskısı, itişi ile değil, ulusal istencin temsilcilerinin oylarıyla kabul edilmiş, uygulamaya konmuştur. Atatürkçü çağdaşlaşma modeli sistem olarak Batıya dönüktür,”2 diyor. Atatürk’ün çağdaşlaşma modelinin özgün, akla ve bilime dayanan, yenilikçi, değişimci, yönü batıya dönük ve evrensel olduğunu söylüyor.
(2) Suna Kili, A. g. e. s. 45
Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi üzerine araştırmalar yapan Türkiye’nin bir başka önde gelen tarihçisi HALİL İNALCIK: “Türkiye’nin, Batı ve İslam dünyası karşısında yükselişinin bir tek yolu vardır. O da Atatürk devrimlerini, gerçek ruhuyla benimsemek ve şaşmaz bir şekilde izlemektir” 3 diyor. Türkiye’nin çağdaşlaşmasının ve kalkınmasının ancak Atatürk’ün akla ve bilime dayanan devrimlerinin sahiplenilmesi ile mümkün olabileceğini söylüyor.
(3) Prof. Dr. Halil İnalcık, Atatürk ve Demokratik Türkiye, Kırmızı Yayınları, 2012, s. 131
Ünlü İngiliz tarihçi ARNOLD J. TOYNBEE: “Atatürk bir öncüydü. 1920’den sonra Atatürk’ün Türk ulusu ile başardıkları, öbür ülkelerin, uluslarına yardımcı olmak isteyen önderleri tarafından örnek alınmıştır” 4 diyor. Atatürk’ün çağa yön veren öncü bir lider olduğunu ve diğer ülkelerin liderleri tarafından örnek alındığını söylüyor.
(4) Kili, A. g. e. s. 44
Fransız bilin adamı, ünlü siyaset bilimci MAURİCE DUVERGER, “Mustafa Kemal’in eseri II. Dünya Savaşına kadar Türkiye çapında değerlendirilmiştir. Eski bir ülkenin çağdaş bir ulus haline gelmesi için harcanan çabayı beğenmeyen yoktur. Söz konusu eser 1945’ten bu yana bir örnek değeri kazandı. Kemalizm, Türkiye tarihinin bir sayfası olmaktan çıkıp siyasal bir sisteme önderlik etmeye başladı. Çünkü yeryüzünde henüz Moskova ya da Pekin etkisine girmemiş olan üçüncü çeşit devletlere bu sistem yol göstermektedir. Bu sistem yarı gelişmiş uluslar için Marksizm’in karşısına dikilen ikinci bir seçenektir,” 5 diyor. Atatürk’ün eskimiş, yıpranmış, çağın dışında kalmış bir devletin yerine inşa ettiği ulus devleti, bu devleti yaşama geçirirken sarf ettiği çabayı beğenmeyenin olmadığını, Kemalizmin, Türkiye tarihinin bir sayfası olmaktan çıkıp siyasal bir sisteme önderlik etmeye başladığını. Moskova ya da Pekin etkisine girmemiş olan üçüncü çeşit devletlere yol gösterdiğini yarı gelişmiş uluslar için Marksizm’in karşısına dikilen ikinci bir model ve sistem (ideoloji) olduğunu söylüyor.
(5) Kili, A. g. e. s. 44, 45
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 17 Ekim 1978 tarihinde Paris’te yapılan 20. Genel Konferansı’nda, başkanlık divanına 11 ülkenin imzaladığı bir önerge verilir. Önergede: “1981, Atatürk’ün doğumunun 100. yıl dönümüdür. Atatürk elbette 20’nci yüzyılın en büyük devlet adamlarından biridir. Bellidir ki, Türkler o özel gün için çok özel olarak hazırlanıyorlar. Ama Atatürk’ü anmak bir tek Türklere bırakılmamalıdır. Çünkü Atatürk, tüm insanlığın ortak paydasıdır. Genel kurulda bir karar alması. Atatürk’ün doğumunun 100. yılı olan 1981 yılında bütün dünyada anılması istenir.
Birleşmiş Milletler Üyesi 156 ülkenin temsilcileri Atatürk’ün, insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayırımı yapmayan, eşi görülmemiş bir devlet adamı, insana ve olaylara bakışının evrensel olduğunu söylerler. 156 ülkenin temsilcilerinin oy birliği ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ve çağdaşlaşma modelinin mimarı Mustafa Kemal Atatürk, doğumunun 100. yıl dönümünde 1980’de Türkiye’de, 1981’de Paris’te, “uluslararası” toplantılar düzenlenerek anılmasına karar verilir.”6
(6) UNESCO, 20. Genel Kurultay, 28 Kasım 1978 Tarih ve 20 C/15. 1 Sayılı Karar
1981 yılına kadar hiçbir devlet damı için anma ve kutlama yapmamıştı. Bu tarihten sonra da yapılmaz. Bu bağlamda UNESCO’nun Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün, doğumunun 100. Yılın da anılması ve kutlanması için aldığı bu karar, ilk ve tek karardır.
“Rus Araştırmacı PROF. DR. ALEKSANDIR UŞAKOV’un başkanlığında bir heyet tarafından yapılan araştırmanın sonuçları, “Atatürk Fenomeni” adıyla yayınlanır. Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Moskova Devlet Üniversitesi öğretim üyesi ve Rusya’nın en önde gelen şarkiyatçılarından PROF. DR. MİHAİL MEYER: “Atatürk, yeryüzünde bütün zamanların ve gelmiş geçmiş bütün halkların çıkardığı 10 liderden biridir. Böyle bir kişinin, dünyanın her yerinde tarihçilerin, siyaset bilimcilerin ve filozofların sürekli ilgisini çekmesi tesadüf değildir. İnsan, ulusal kimliğiyle insanlığa dahil olur. Mustafa Kemal bu yönüyle tek liderdir,” 7 der. Atatürk’ün, evrensel bir kişi ve tüm zamanların yaşayan lideri olduğunu söyler.
(7) NTV Edebiyat, Tarih ve Kültür Dergisi, 27 Kasım 2002
ABD’nin önde gelen üniversitelerinden Kentucky Üniversitesi Psikiyatri Profesörü DR. ARNOLD LUDWİG VE EKİBİ tarafından “SİYASİ BÜYÜKLÜK CETVELİ” adı altında, 18 yılda tamamlanan, 20. Yüzyıla damgasını vuran, 377 liderin incelendiği bir çalışma yapılmıştır.
Sıfırdan ülke yaratma;
Topraklarını genişletme;
İktidarda kalma süresi;
Askeri başarı;
Sosyal tasarım gücü;
Ekonomik başarı;
Devlet adamlığı;
İdeoloji ortaya koyma;
Ahlaken örnek olma;
Siyasi miras bırakma ölçü alınarak yapılan değerlendirme, 2002 yılında “DAĞIN ASLANI: SİYASİ LİDERLİĞİN DOĞASI” adıyla yayınladılar.
En yüksek puanın 37 olduğu değerlendirmede: “Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve çağdaşlaşma modelinin mimarı Mustafa Kemal Atatürk, 31 puanla birinci olur. ABD Başkanlarından Franklin D. Roosevelt ve Komünist Çin’in kurucusu Mao Zedung, 30’ar puanla ikinci; SSCB’nin eski liderlerinden Stalin, 29 puanla üçüncü, olur.”8 Dünyanın değişik bölgelerinde araştırmaya katılanlar, Atatürk’ü, 20. yüzyıla yön veren lider olarak kabul ettiler.
(8) Milliyet, 20 Mayıs 2008
Doğulusuyla Batılısıyla dünyanın önde gelen tarihçileri, siyaset ve sosyal bilimcileri, araştırmacıları, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Atatürk’ün yönetiminde Toplumun kesimlerinin temsilcileri milletvekillerinden oluşan TBMM’sinde alınan kararla kurulan Halk Egemenliğine dayanan laik demokratik sosyal hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’nin 20. Yüzyılın en büyük yenilik, değişim ve dönüşüm projesi olarak kabul ettiler ve ilan ettiler. Örnek aldılar örnek gösterdiler
.
Atatürk’ün yönetiminde Cumhuriyet Halk Partisi tarafından, toplumun tüm kesimlerinin temsil edildiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çıkarılan kanunlarla yapılan devrimlerle, devrimlerle yaşama geçirilen toplumsal, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel değişim ve dönüşümler, akla ve bilgiye dayanmaktadır. İnsanlar arasında renk, dil, din, ırk ayırımı yapılmadığı, İnsan odaklı olduğu, insanı merkez aldığı, insana değer verildiği ve önemsendiği, insanı yüceltmeyi amaçladığını kabul etiller. Örnek aldılar örnek gösterdiler.
Atatürk’ün liderliğini, düşünce sistematiğini, insana bakışını evrensel olduğunu dünyaya yön veren tüm zamanların yaşayan lideri olarak kabul ettiler, tanımladılar, örnek aldılar örnek gösterdiler.
CHP’NİN KURUCU DEĞERLERİNİN VE İLKELERİNİN EVRENSELLİĞİ
Atatürk’ün Başkanlığında Halk Fırkasının (CHP) halkçılık esaslarına dayanan kurucu değerleri ve ilkeleri esas alınarak kurulan halk egemenliğine dayanan cumhuriyet yönetimi,
Yapılan devrimler, devrimlerle yaşama geçirilen toplumsal, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel yenilik, değişim ve dönüşümlerle, demokrasi ve hukukun egemen olduğu özgür, eşit ve dayanışmacı bir toplum yaratıldı.
Atatürk’ün yönetiminde Kasım 1938’e gelindiğinde Türkiye Cumhuriyeti, demokrasi ve hukukun egemen olduğu, özgür, eşit ve dayanışmacı bir toplum oldu.
Dünyanın aynı değerleri benimseyen, uygar ve çağdaş ülkeleri arasında saygın ve onurlu yerini aldı.
Atatürk’ün başkanlığında CHP tarafından kurulan halk egemenliğine dayanan laik demokratik sosyal hukuk devleti cumhuriyet yönetimi; yapılan devrimler, devrimlerle yaşama geçirilen toplumsal, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel değişim ve dönüşümler insan odaklıdır. İnsanı merkez alır. İnsanı önemser ve insanı “yüceltmeyi” hedefler.
Daha önce anlatıldığı gibi Atatürk’ün yönetiminde CHP tarafından kurulan halk egemenliğine dayanan Cumhuriyet yönetimi, yapılan devrimler, devrimlerle yaşama geçirilen değişim ve dönüşümlerin insan odaklı olduğu, insanı merkez aldığı, insanı önemsediği ve insanı “yüceltmeyi” hedeflediği, bu yönleriyle Atatürk’ün düşünce sistematiğinin ve liderliğinin evrensel olduğu; örnek alınacak ve örnek gösterilecek sistem ve model olduğu, dünyanın önde gelen tarihçileri, siyaset ve sosyal bilimcileri, araştırma kurumları, uluslararası kuruluşları tarafından da, kabul edilmiştir.
Emperyalist ülkelerini işgali ve sömürüsü altında yaşayan ülkeler, Atatürk’ün Türk Kurtuluş Savaşı’nda ortaya koyduğu liderliği kendilerine örnek almışlardır. Onlarda kurtuluş mücadelesi başlatmış, ülkelerini bağımsızlığa kavuşturmuşlardır.
Atatürk’ün başkanlığında CHP tarafından yaşama geçirilen çağdaşlaşma ve uygarlaşma projesini kendilerine örnek almışlardır. Onlar da ülkelerinde çağdaş değişim ve dönüşümler yapmışlardır.
Bu tarihi ve somut sonuçlardan yola çıkarak:
Atatürk, kafasında projeleri olan, sağlığında kafasındaki projeleri yaşama geçiren, öldükten sonra da projeleri yaşamaya devam eden, tüm zamanların yaşayan lideridir.
Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk’ün yönetiminde 20. Yüzyılın en büyük değişim ve dönüşüm projesi olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran, devrimleri yapan, devrimlerle öngörülen insanı merkez alan, insana önem ve değer veren, insanı yüceltmeyi hedefleyen toplumsal değişim ve dönüşümleri yaşama geçiren, Cumhuriyet Halk Partisi, 20. yüzyılın en yenilikçi, değişimci ve dönüşümcü (devrimci) siyasal örgütüdür. Kurucu değerleri ve ilkeleri, evrenseldir.
RECEP TAYYİP ERDOĞAN
Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk’ün yönetiminde CHP tarafından kurulan halk egemenliğine dayanan laik demokratik sosyal hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’nin sunduğu fırsatlardan yararlanarak Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. 5 yıl İstanbul’u yönetti. 5 arkadaşıyla birlikte 14 Ağustos 2001 tarihinde AKP’yi kurdu. Partinin Genel Başkanı oldu.
Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetiminde AKP, 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan seçimlerde iktidara geldi. 23 yıldır iktidarda olan AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan nankörlük ve vefasızlık yaptı. Kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin sunduğu fırsatlardan yararlanarak belediye başkanı, başbakan, cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan Atatürk’ü, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini yok etmek için elinden geleni yaptı. Yapmaya devam etti.
Celal Topkan
20. Dönem CHP Adıyaman Milletvekili
Atatürk’ten önce savaş kazanan Türk komutanlar, kendi adlarıyla devlet kurdular.
Selçuklu devleti, Babür devleti, Karahanlı Devleti, Timur İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu, savaşı kazanan Türk Komutanın adlarıyla kurulmuşlardır.
Türk Kurtuluş Savaşı bittiğinde Kurtuluş Savaşı’nın Başkomutanı Mustafa Kemal Tek egemen güçtü. Her istediğini yapacak ve yaptıracak güce sahipti. İsteseydi kendi adıyla bir Türk devlet kurabilirdi. Kendisini padişah ya da kral ilan edebilirdi. 622 yıl süren Osmanlı İmparatorluğunda padişahlıkla yönetilmiş olan Türk toplumu, buna hazırdı. Bu kararı yadırgamazdı.
1923 yılında Avrupa ülkelerinden İngiltere krallıkla, Fransa, İspanya, Portekiz, Yunanistan askerler diktatörlükle, Almanya’da Hitler, İtalya’da Mussolini, diktatörlüğü ile yönetiliyordu. Doğu’da Asya ülkelerinden Afganistan krallıkla, İran Şahlıkla, Sovyetler birliği ve Çin proleter diktatörlükle yönetiliyordu. Devlet başkanları devleti tek başlarına aldıkları kararla yönetiyorlardı.
Dünyada Halk egemenliğine dayalı olarak yönetilen ülke yoktu.
Avrupa ve Asya’nın, adları farklı da olsa diktatörlüklerle yönetildiği düşünüldüğünde, Mustafa Kemal kendi adıyla tek başına aldığı kararlarla yönettiği bir devlet kursaydı, bu durum dünyada da yadırganmazdı.
Türk Kurtuluş Savaşı’nın Başkomutanı ve Savaşın galibi Mustafa Kemal, kendi adıyla bir Türk devleti kurma, padişah, kral ya da padişah olma, kuracağı devleti tek başına aldığı kararlarla yönetme peşinde koşmadı. Kendisini yüceltmenin değil halkını yüceltmenin peşinde koştu.
Halk egemenliğine dayanan yönetim şekli olan, cumhuriyet yönetimini benimsedi. Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği ile 29 Ekim 1923 tarihinde toplumun tüm kesimlerinin temsilcilerinden oluşan Büyük Millet Meclisi’nde milletvekillerinin oylarıyla alınan kararla, Osmanlı İmparatorluğu’nun enkazı üzerine halk egemenliğine dayanan laik demokratik sosyal hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’ni kuruldu. Cumhuriyetin kuruluşu, toplumun tüm kesimlerinin temsil edildiği Meclis’te, milletvekillerinin “Yaşasın Cumhuriyet” alkışlarıyla, ilan edildi.
Cumhuriyeti ilan eden Atatürk, aynı gün İsmet İnönü’yü hükümeti kurmakla görevlendirir. İnönü, ertesi gün erkenden bakanlar kurulunu oluşturuldu. Bakanlar kurulunun ilk toplantısına Atatürk de katılır. Toplantıda kısa bir konuşma yapan Atatürk: “Efendiler! Cumhuriyetimiz daha yeni doğmuş bir çocuk. Çok dikkatli uyanık olun. İş arkadaşlarınızı özenle seçin. Anadolu’da kim varsa hepimiz bir milletiz. Yurt ve kader arkadaşıyız. Milli mücadeleyi böyle yürüttük. Cumhuriyeti de böyle yöneteceğiz. Bu anlayışın bozulmasına izin vermeyeceğiz. Bozulduğu zaman ne olduğunu iyi biliyoruz. Devlet halk için, halkın ihtiyaçlarını karşılamak için var.
Bütçesi denk, sağlam bir devlet olmalıyız.
Hepimiz halkın hizmetindeyiz. Efendimizin, sahibimizin halk olduğunu hiç unutmayacağız. İdealimiz milli egemenliğe dayalı, uygar bir toplum ve devlet yaratmaktır. Hiçbir aşamada bu ideali gözden kaçırmayacağız. Sorun çok. Hepsini çözmeye ömrümüz yetmez. Bizim yetişemediklerimizi yurtsever çocuklarımız tamamlar. Halkı saymak, aydınlatmak, eğitmek, sağlığını korumak, güven içinde yaşamasını sağlamak başlıca ilkemiz olacak. Başarılar diliyorum der.”1 Başbakan İnönü ve bakanlara, yapmaları gerekenleri ve izleyecekleri yolu anlattı.
(1) Turgut Özakman, Cumhuriyet, Türk Mucizesi, İkinci Kitap, s.14, 15, 16
Atatürk’ün Başkanlığında Cumhuriyet Halk Partisi tarafından halkçılık esaslarına dayanan ilkeler esas alınarak kurulan halk egemenliğine dayalı cumhuriyet yönetimi, yapılan devrimler, devrimlerle yaşama geçirilen toplumsal, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel yenilik, değişim ve dönüşümlerle insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayırımı yapılmadan, insan odaklı, insanı merkez alan, insana değer ve önem veren, insanı yüceltmeyi amaçlayan, demokrasi ve hukukun egemen olduğu özgür, eşit ve dayanışmacı bir toplum yaratıldı.
ATATÜRK’ÜN LİDERLİĞİNİN VE DÜŞÜNCE SİSTEMATİĞİNİN EVRENSELLİĞİ
Atatürk’ün yönetiminde Cumhuriyet Halk Partisi tarafından halkçılık esaslarına dayanan ilkeler esas alınarak kurulan halk egemenliğine dayanan laik demokratik sosyal hukuk devleti cumhuriyet yönetimi, yapılan devrimler, devrimlerle yaşama geçirilen toplumsal, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel yenilik, değişim ve dönüşümlerle, demokrasi ve hukukun egemen olduğu özgür, eşit ve dayanışmacı bir toplum yaratıldı.
Türkiye’nin önde gelen tarihçisi ve siyaset bilimcisi Prof. Dr. SUNA KİLİ: “Atatürkçü ideoloji’nin en belirgin özelliği ulusal oluşudur. Toplumun tarihsel, ekinsel, toplumsal ve ekonomik koşullarına, yapısına göre oluşturulmuş olmasıdır.
Batı’nın da, Sovyet Rusya örneğinin de kopyası değildir. Ülke ve toplum gerçeklerini dikkate alınarak yararcı (pragmatist) bir yaklaşımla yeni yöntemler geliştirilmiştir. Dogmacı değildir. Toplumu yaşayan bir varlık olarak görmekte, her toplumun değişeceğini, bu değişmeler doğrultusunda yeni gereksinimlerin ortaya çıkabileceğini, bu gereksinimlerin karşılanabilmesi için de yeni yöntemlerin aranılıp benimsetilmesini önermiştir. İdeolojinin devrimcilik ilkesi, bu amaçla konmuştur. İmgeci (hayalci) değil, gerçekçidir. Çağdaşlaşma atılımları gelişmiş ülkeler öyle yaptı, öyle istedi diye değil, toplumun, ülkenin yararına oldukları için gerçekleştirilmiştir. Kalkınma, gelişme modeli bir başka gelişmiş ülkenin önerisi, baskısı, itişi ile değil, ulusal istencin temsilcilerinin oylarıyla kabul edilmiş, uygulamaya konmuştur. Atatürkçü çağdaşlaşma modeli sistem olarak Batıya dönüktür,”2 diyor. Atatürk’ün çağdaşlaşma modelinin özgün, akla ve bilime dayanan, yenilikçi, değişimci, yönü batıya dönük ve evrensel olduğunu söylüyor.
(2) Suna Kili, A. g. e. s. 45
Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi üzerine araştırmalar yapan Türkiye’nin bir başka önde gelen tarihçisi HALİL İNALCIK: “Türkiye’nin, Batı ve İslam dünyası karşısında yükselişinin bir tek yolu vardır. O da Atatürk devrimlerini, gerçek ruhuyla benimsemek ve şaşmaz bir şekilde izlemektir” 3 diyor.
Türkiye’nin çağdaşlaşmasının ve kalkınmasının ancak Atatürk’ün akla ve bilime dayanan devrimlerinin sahiplenilmesi ile mümkün olabileceğini söylüyor.
(3) Prof. Dr. Halil İnalcık, Atatürk ve Demokratik Türkiye, Kırmızı Yayınları, 2012, s. 131
Ünlü İngiliz tarihçi ARNOLD J. TOYNBEE: “Atatürk bir öncüydü. 1920’den sonra Atatürk’ün Türk ulusu ile başardıkları, öbür ülkelerin, uluslarına yardımcı olmak isteyen önderleri tarafından örnek alınmıştır” 4 diyor. Atatürk’ün çağa yön veren öncü bir lider olduğunu ve diğer ülkelerin liderleri tarafından örnek alındığını söylüyor.
(4) Kili, A. g. e. s. 44
Fransız bilin adamı, ünlü siyaset bilimci MAURİCE DUVERGER, “Mustafa Kemal’in eseri II. Dünya Savaşına kadar Türkiye çapında değerlendirilmiştir. Eski bir ülkenin çağdaş bir ulus haline gelmesi için harcanan çabayı beğenmeyen yoktur. Söz konusu eser 1945’ten bu yana bir örnek değeri kazandı. Kemalizm, Türkiye tarihinin bir sayfası olmaktan çıkıp siyasal bir sisteme önderlik etmeye başladı. Çünkü yeryüzünde henüz Moskova ya da Pekin etkisine girmemiş olan üçüncü çeşit devletlere bu sistem yol göstermektedir. Bu sistem yarı gelişmiş uluslar için Marksizm’in karşısına dikilen ikinci bir seçenektir,” 5 diyor. Atatürk’ün eskimiş, yıpranmış, çağın dışında kalmış bir devletin yerine inşa ettiği ulus devleti, bu devleti yaşama geçirirken sarf ettiği çabayı beğenmeyenin olmadığını, Kemalizmin, Türkiye tarihinin bir sayfası olmaktan çıkıp siyasal bir sisteme önderlik etmeye başladığını. Moskova ya da Pekin etkisine girmemiş olan üçüncü çeşit devletlere yol gösterdiğini yarı gelişmiş uluslar için Marksizm’in karşısına dikilen ikinci bir model ve sistem (ideoloji) olduğunu söylüyor.
(5) Kili, A. g. e. s. 44, 45
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 17 Ekim 1978 tarihinde Paris’te yapılan 20. Genel Konferansı’nda, başkanlık divanına 11 ülkenin imzaladığı bir önerge verilir. Önergede: “1981, Atatürk’ün doğumunun 100. yıl dönümüdür. Atatürk elbette 20’nci yüzyılın en büyük devlet adamlarından biridir. Bellidir ki, Türkler o özel gün için çok özel olarak hazırlanıyorlar. Ama Atatürk’ü anmak bir tek Türklere bırakılmamalıdır. Çünkü Atatürk, tüm insanlığın ortak paydasıdır. Genel kurulda bir karar alması. Atatürk’ün doğumunun 100. yılı olan 1981 yılında bütün dünyada anılması istenir.
Birleşmiş Milletler Üyesi 156 ülkenin temsilcileri Atatürk’ün, insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayırımı yapmayan, eşi görülmemiş bir devlet adamı, insana ve olaylara bakışının evrensel olduğunu söylerler. 156 ülkenin temsilcilerinin oy birliği ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ve çağdaşlaşma modelinin mimarı Mustafa Kemal Atatürk, doğumunun 100. yıl dönümünde 1980’de Türkiye’de, 1981’de Paris’te, “uluslararası” toplantılar düzenlenerek anılmasına karar verilir.”6
(6) UNESCO, 20. Genel Kurultay, 28 Kasım 1978 Tarih ve 20 C/15. 1 Sayılı Karar
1981 yılına kadar hiçbir devlet damı için anma ve kutlama yapmamıştı. Bu tarihten sonra da yapılmaz. Bu bağlamda UNESCO’nun Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün, doğumunun 100. Yılın da anılması ve kutlanması için aldığı bu karar, ilk ve tek karardır.
“Rus Araştırmacı PROF. DR. ALEKSANDIR UŞAKOV’un başkanlığında bir heyet tarafından yapılan araştırmanın sonuçları, “Atatürk Fenomeni” adıyla yayınlanır. Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Moskova Devlet Üniversitesi öğretim üyesi ve Rusya’nın en önde gelen şarkiyatçılarından PROF. DR. MİHAİL MEYER: “Atatürk, yeryüzünde bütün zamanların ve gelmiş geçmiş bütün halkların çıkardığı 10 liderden biridir. Böyle bir kişinin, dünyanın her yerinde tarihçilerin, siyaset bilimcilerin ve filozofların sürekli ilgisini çekmesi tesadüf değildir. İnsan, ulusal kimliğiyle insanlığa dahil olur. Mustafa Kemal bu yönüyle tek liderdir,” 7 der. Atatürk’ün, evrensel bir kişi ve tüm zamanların yaşayan lideri olduğunu söyler.
(7) NTV Edebiyat, Tarih ve Kültür Dergisi, 27 Kasım 2002
ABD’nin önde gelen üniversitelerinden Kentucky Üniversitesi Psikiyatri Profesörü DR. ARNOLD LUDWİG VE EKİBİ tarafından “SİYASİ BÜYÜKLÜK CETVELİ” adı altında, 18 yılda tamamlanan, 20. Yüzyıla damgasını vuran, 377 liderin incelendiği bir çalışma yapılmıştır.
Sıfırdan ülke yaratma;
Topraklarını genişletme;
İktidarda kalma süresi;
Askeri başarı;
Sosyal tasarım gücü;
Ekonomik başarı;
Devlet adamlığı;
İdeoloji ortaya koyma;
Ahlaken örnek olma;
Siyasi miras bırakma ölçü alınarak yapılan değerlendirme, 2002 yılında “DAĞIN ASLANI: SİYASİ LİDERLİĞİN DOĞASI” adıyla yayınladılar.
En yüksek puanın 37 olduğu değerlendirmede: “Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve çağdaşlaşma modelinin mimarı Mustafa Kemal Atatürk, 31 puanla birinci olur. ABD Başkanlarından Franklin D. Roosevelt ve Komünist Çin’in kurucusu Mao Zedung, 30’ar puanla ikinci; SSCB’nin eski liderlerinden Stalin, 29 puanla üçüncü, olur.”8 Dünyanın değişik bölgelerinde araştırmaya katılanlar, Atatürk’ü, 20. yüzyıla yön veren lider olarak kabul ettiler.
(😎 Milliyet, 20 Mayıs 2008
Doğulusuyla Batılısıyla dünyanın önde gelen tarihçileri, siyaset ve sosyal bilimcileri, araştırmacıları, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Atatürk’ün yönetiminde Toplumun kesimlerinin temsilcileri milletvekillerinden oluşan TBMM’sinde alınan kararla kurulan Halk Egemenliğine dayanan laik demokratik sosyal hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’nin 20. Yüzyılın en büyük yenilik, değişim ve dönüşüm projesi olarak kabul ettiler ve ilan ettiler. Örnek aldılar örnek gösterdiler
.
Atatürk’ün yönetiminde Cumhuriyet Halk Partisi tarafından, toplumun tüm kesimlerinin temsil edildiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çıkarılan kanunlarla yapılan devrimlerle, devrimlerle yaşama geçirilen toplumsal, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel değişim ve dönüşümler, akla ve bilgiye dayanmaktadır. İnsanlar arasında renk, dil, din, ırk ayırımı yapılmadığı, İnsan odaklı olduğu, insanı merkez aldığı, insana değer verildiği ve önemsendiği, insanı yüceltmeyi amaçladığını kabul etiller. Örnek aldılar örnek gösterdiler.
Atatürk’ün liderliğini, düşünce sistematiğini, insana bakışını evrensel olduğunu dünyaya yön veren tüm zamanların yaşayan lideri olarak kabul ettiler, tanımladılar, örnek aldılar örnek gösterdiler.
CHP’NİN KURUCU DEĞERLERİNİN VE İLKELERİNİN EVRENSELLİĞİ
Atatürk’ün Başkanlığında Halk Fırkasının (CHP) halkçılık esaslarına dayanan kurucu değerleri ve ilkeleri esas alınarak kurulan halk egemenliğine dayanan cumhuriyet yönetimi,
Yapılan devrimler, devrimlerle yaşama geçirilen toplumsal, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel yenilik, değişim ve dönüşümlerle, demokrasi ve hukukun egemen olduğu özgür, eşit ve dayanışmacı bir toplum yaratıldı.
Atatürk’ün yönetiminde Kasım 1938’e gelindiğinde Türkiye Cumhuriyeti, demokrasi ve hukukun egemen olduğu, özgür, eşit ve dayanışmacı bir toplum oldu.
Dünyanın aynı değerleri benimseyen, uygar ve çağdaş ülkeleri arasında saygın ve onurlu yerini aldı.
Atatürk’ün başkanlığında CHP tarafından kurulan halk egemenliğine dayanan laik demokratik sosyal hukuk devleti cumhuriyet yönetimi; yapılan devrimler, devrimlerle yaşama geçirilen toplumsal, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel değişim ve dönüşümler insan odaklıdır. İnsanı merkez alır. İnsanı önemser ve insanı “yüceltmeyi” hedefler.
Daha önce anlatıldığı gibi Atatürk’ün yönetiminde CHP tarafından kurulan halk egemenliğine dayanan Cumhuriyet yönetimi, yapılan devrimler, devrimlerle yaşama geçirilen değişim ve dönüşümlerin insan odaklı olduğu, insanı merkez aldığı, insanı önemsediği ve insanı “yüceltmeyi” hedeflediği, bu yönleriyle Atatürk’ün düşünce sistematiğinin ve liderliğinin evrensel olduğu; örnek alınacak ve örnek gösterilecek sistem ve model olduğu, dünyanın önde gelen tarihçileri, siyaset ve sosyal bilimcileri, araştırma kurumları, uluslararası kuruluşları tarafından da, kabul edilmiştir.
Emperyalist ülkelerini işgali ve sömürüsü altında yaşayan ülkeler, Atatürk’ün Türk Kurtuluş Savaşı’nda ortaya koyduğu liderliği kendilerine örnek almışlardır. Onlarda kurtuluş mücadelesi başlatmış, ülkelerini bağımsızlığa kavuşturmuşlardır.
Atatürk’ün başkanlığında CHP tarafından yaşama geçirilen çağdaşlaşma ve uygarlaşma projesini kendilerine örnek almışlardır. Onlar da ülkelerinde çağdaş değişim ve dönüşümler yapmışlardır.
Bu tarihi ve somut sonuçlardan yola çıkarak:
Atatürk, kafasında projeleri olan, sağlığında kafasındaki projeleri yaşama geçiren, öldükten sonra da projeleri yaşamaya devam eden, tüm zamanların yaşayan lideridir.
Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk’ün yönetiminde 20. Yüzyılın en büyük değişim ve dönüşüm projesi olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran, devrimleri yapan, devrimlerle öngörülen insanı merkez alan, insana önem ve değer veren, insanı yüceltmeyi hedefleyen toplumsal değişim ve dönüşümleri yaşama geçiren, Cumhuriyet Halk Partisi, 20. yüzyılın en yenilikçi, değişimci ve dönüşümcü (devrimci) siyasal örgütüdür. Kurucu değerleri ve ilkeleri, evrenseldir.
RECEP TAYYİP ERDOĞAN
Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk’ün yönetiminde CHP tarafından kurulan halk egemenliğine dayanan laik demokratik sosyal hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’nin sunduğu fırsatlardan yararlanarak Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. 5 yıl İstanbul’u yönetti. 5 arkadaşıyla birlikte 14 Ağustos 2001 tarihinde AKP’yi kurdu. Partinin Genel Başkanı oldu.
Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetiminde AKP, 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan seçimlerde iktidara geldi. 23 yıldır iktidarda olan AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan nankörlük ve vefasızlık yaptı. Kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin sunduğu fırsatlardan yararlanarak belediye başkanı, başbakan, cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan Atatürk’ü, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini yok etmek için elinden geleni yaptı. Yapmaya devam etti.
Celal Topkan
20. Dönem CHP Adıyaman Milletvekili
22 yıldır iktidar olan AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanın Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti’ni tek başına aldığı kararlarla tarikatlarla birlikte yönetmeye başladı.
Atatürk’ün yönetiminde CHP tarafından kurulan dünyada örnek alınan ve örnek gösterilen Türkiye Cumhuriyeti’nin halk egemenliğine dayanan laik demokratik sosyal hukuk devleti kuruluş felsefesi ilkeleri yapılanma ve işleyişi değiştirildi. Büyük oranda din devleti yapıldı.
Toplumsal, sosyal, siyasal, kültürel, yapılanma ve işleyişi geriledi. Türkiye Cumhuriyeti ve halk yoksullaştı. Barış ve huzur bozuldu.
Türkiye Cumhuriyeti’ni, bilgi toplumu yapılmasını ileri teknolojiye dayalı üretim yapılmasını, gelişmesi kalkınması zenginleşmesini hedeflenerek planlanan ve örgütlenen eğitim sisteminin yapılanma, işleyişi değiştirildi. Değiştirilen eğitim sisteminin yapılanma, planlama ve işleyişi ile Türkiye Cumhuriyeti’nin din devleti yapılanması hedefledi. Gençlere bu amacı hedefleyen eğitim verilmeye başlandı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi ve ilkelerinin değiştirilmesinden rahatsız olan. Yoksullaşan, fakirleşen gerileyen, barış ve huzuru bozulan. Ülkenin geleceğini oluşturan çocuklarının eğitim sistemi değiştirilen. Türk halkı gelinin durumdan rahatsız ve arayış içinde.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi ve ilkeleri doğrultusunda yeniden yapılanması, sorunlarının çözülmesi, kalkınması, gelişmesi, zenginleşmesi, barış ve huzura kavuşması gerekiyor. Bu bir ihtiyaç gereklilik ve zorunluluktur.
CHP YAPILACAK SEÇİMDE HALKIN OYUNU ALACAK VE İKTİDAR OLACAKTIR
Atatürk’ün illeri ziyaret ederek, halkla görüşerek. Halkın görüş ve önerisini alarak halkla birlikte kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi. Atatürk’ün yönetiminde dünyada örnek alınan örnek gösterilen halk egemenliğine dayanan laik demokratik sosyal hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran CHP. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuruluş felsefesi ve ilkeleri doğrultusunda yeniden yapılandırmak görev ve sorumluluğu olan partidir.
Cumhuriyet Halk Partisi. Seçimde halkın oyunu alıp iktidar olması için siyaset yapması. Halkın oyunu alıp iktidar olması. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuruluş felsefesi ve ilkeleri doğrultusunda yeniden yapılandırması. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Halkın sorunlarını çözmesi, kalkındırması geliştirmesi zenginleştirmesi gerekiyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel siyaseti bu maçla yapmak için yapmaya başladı. İlleri ziyaret ederek halkla toplantılar yapıyor. Toplantılarda CHP’yi iktidar yapmak. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi ve ilkeleri doğrultusunda yeniden yapılandırmak. Devletin ve halkın sorunlarını çözmek kalkındırmak, geliştirmek zenginleştirmek amacıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetmek istediğini söylüyor. Yaptığı siyaset halkta karşılık buluyor.
Seçimde halkta karşılığı olan partili siyasetçiler. Önseçimle milletvekili adayı yapılırlarsa. Genel Merkez yönetimi. Belediye başkanları. İl ilçe başkan ve yöneticileri. Parti üyeleri. Milletvekili adayları, Genel Başkan Özgür Özel’le birlikte halkın oyunu almak için siyaset ve çalışma yaparlarsa. Arayış içinde olan halk seçimde CHP’ye oy verir. CHP seçimde tek başına iktidar gelir.
İktidar olan CHP Genel Başkan Özgür Özel’in yönetiminde CHP. Halka verdiği sözleri tutar. CHP iktidarında Türkiye Cumhuriyeti kuruluş felsefesi ve ilkeleri doğrultusunda yeniden yapılandırılır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve halkın sorunlarını çözülür. Türkiye Cumhuriyeti ve halk kalkınır, geliştir. Zenginleştir. Barış ve huzura kavuşturur.
Celal Topkan 20. Dönem Adıyaman’da CHP’den önseçimle Milletvekili seçilen araştırmacı yazar
Çağımız bilgi çağıdır. Bilgiye ulaşma, bilgiyi yönetme ve bilgiyi örgütleme, bilgiyi kullanma, yetenek ve becerisine sahip olan nitelikli insan gücüne dayalı yönetim.
Devletin ve halkın sorunlarına bilgiye ve projeye dayalı çözüm üretme. Devleti ve halkı zenginleştirme kalkındırma, sorunlarını çözme. Devleti barış ve huzura kavuşturma çağıdır.
Siyaset: İktidar olmak, devlete ve halka hizmet etmek, devletin eğitimini geliştirmek. Sanayi ve teknolojisini geliştirmek, Kaliteli ve nitelikli üretim yapılmasını sağlamak. Devletin ve halkın ekonomik, sosyal, iş ve kültürel sorunlarını çözmek. Ülkeyi ve halkı geliştirmek, kalkındırmak, zenginleştirmek yaşamını iyileştirmek, yaşam kalitesini yükseltmek, Devleti ve halkı barış ve huzura kavuşturmak için yapılan bir iştir.
Siyasetçi: Kafasında projeleri, arkasında başarıları, bilgiye ulaşma, bilgiyi kullanma, yetenek ve becerisine sahip olan. Siyaseti bilgi ve projeye dayalı, ülke ve halk için. Devleti ve halkı kalkındırmak, zenginleştirmek, geliştirmek, halkın sorunlarını çözmek, Halka fayda sağlamak, halkın yaşamını iyileştirmek, yaşam kalitesini yükseltmek için yapan kişidir.
Bu nitelik yetenek beceriye ve sahip olan. Siyaseti ülke ve halk için yapan kişiler Adıyaman’da partilerde il ve ilçe başkanı. Milletvekili, belediye başkanı, belediye meclisi ve il genel meclisi üyesi yapılırsa. Adıyaman’ın toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel sorunlarına çözüm üretilir. Adıyaman kalkınır gelişir zenginleşir sorunları çözülür. Barış ve huzura kavuşur
ADIYAMAN İLİNİN ÜZERİNE OTURDUĞU COĞRAFYASI
Tarihi ve kültürel zenginliğe. Yeraltı ve yer üstü maden zenginliğine. Kaliteli ve nitelikli tarım ürünlerini yetiştirilmesine uygun olan ekolojik toprak yapısına. Su kaynaklarına ve akar suya. Genç ve dinamik insan yapısına ve gücüne sahip olan bir coğrafyadır. Adıyaman gelişmesi, kalkınması ve zenginleşmesi, sorunlarının çözülebilmesi için. Adıyaman halkının seçimlerde, siyasal tercihini yaparken ve oyunu kullanırken:
1- Adıyaman’ı ve halkını tanıyan, sorunlarını bilen.
2- Adıyaman’ın toplumsal, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel sorunlarının çözümüne yönelik kafasında projeleri, arkasında başarıları, olan.
3- Siyaseti Adıyaman ve Adıyaman halkı için. Adıyaman’a ve halkına hizmet etmek. Adıyaman ekonomisini geliştirmek, zenginleştirmek, sorunlarını çözmek, kalkındırmak ve büyütmek için yapacak olan Adıyamanlı kişilerin milletvekili, belediye başkanı, belediye meclisi ve il genel meclisi üyesi yapılması gerekiyor.
4- Adıyaman ekonomisinin gelişmesi, zenginleşmesi, kalkınması. Toplumsal, ekonomik, sosyal, kültürel, eğitim ve iş sorunlarının çözülebilmesi için Adıyaman halkının seçimlerde bu anlayışla hareket ederek oy kullanması gerekiyor.
5- Adıyaman Halkı bu anlayışla davranır ve hareket ederse Adıyaman ve Adıyaman halkının sorunları çözülür. Adıyaman ve Adıyaman halkı zenginleşir, kalkınır, gelişir, barış ve huzura kavuşur.
Celal Topkan
20.Dönem Adıyaman CHP Milletvekili
Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerine oturduğu coğrafya:
Tarihsel süreç içinde tarihin en köklü devletlerinin yaşadığı,
Tarihsel ve kültürel zenginliğe sahip olan,
Doğusunda (Asya) ile Batı (Avrupa) ülkelerini, Güneyinde (Orta Doğu ile Afrika) Kuzey (Rusya) ülkelerini birbirine bağlayan,
3 tarafı denizle çevrili olan, kaliteli ve nitelikli turistik ortamlara sahip olan.
Yer altı ve yer üstü maden yataklarına sahip olan,
Dört mevsimin yaşandığı, her türlü tarım ürünlerinin yetiştirildiği, ekolojik olarak dünyanın en verimli toprağına sahip olan bir coğrafyadır.
Türkiye Cumhuriyeti iyi yönetilirse,
Jeopolitik ve jeostratejik fırsatları.
Tarihi ve kültürel zenginlikleri.
Yer altı ve yer üstü varlıkları.
Genç ve dinamik insan gücü potansiyeli.
Zenginliğe dönüştürülürse.
Stratejik bir tercih olarak bütçeden eğitime yeterli kaynak ayrılırsa.
Türkiye eğitim ve bilimde gelişir.
İleri teknolojiye dayalı, katma değeri yüksek, zenginlik yaratan üretim yapılır.
Türkiye Cumhuriyeti kalkınır, gelişir, zenginleşir dünyanın en zengin ülkesi olur.
Halkın aş ve iş sorunu çözülür.
Demokrasi, hukuk, hak ve özgürlükler gelişir ve güvenceye kavuşur.
Yurttaşlar, hak ve sorumluluğunun bilincinde olurlar.
Verdiği verginin nereye harcandığının hesabını sorarlar.
Türkiye Cumhuriyeti başarılı olur, gelişir kalkınır devletin ve halkın sorunları çözülür barış ve huzura kavuşur.
Çok partili siyasal sistemle yönetilen Türkiye’nin iyi yönetilmesi ve başarılı olması için:
Sağ ve sol düşüncenin temsiline dayalı işleyen çok partili siyasal sistemin,
İlke ve kurallarına göre işlemesi,
Partilerde kararların katılımcı ve çoğulcu bir anlayışla alınması,
Organlara seçimlerin katılımcı ve çoğulcu bir anlayışla yapılması,
Milletvekili adaylarının, çoğulcu ve katılımcı bir anlayışla, illerinde partiye kayıtlı üyelerle önseçimle belirlenmeleri,
Gücünü halktan alarak siyaset yapılması,
Milletvekillerinin siyaseti, kendileri için değil, ülke ve halk için yapmaları,
Siyasetin, bilgi ve projeye dayalı, halk için, ülkeyi ve halkı geliştirmek, kalındırmak, zenginleştirmek için yapılması gerekiyor.
Çok partili siyasal sistemin ilke ve kurallarına göre işlerse, o zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerine oturduğu coğrafyasının jeopolitik ve jeostratejik fırsatları, tarihi ve kültürel zenginlikleri, yeraltı ve yerüstü varlıkları, genç ve dinamik insan gücü potansiyeli zenginliğe dönüştürülür.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ve halkın sorunu çözülür. Zenginleşir, gelişir, kalkınır. Barış ve huzura kavuşur.
Türkiye Cumhuriyeti dünyada, örnek alınan ve örnek gösterilen bir olur.
Celal Topkan
20. Dönem CHP Adıyaman
Milletvekili Araştırmacı yazar
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.