• HABERLER
  • SERVİS 1
  • SERVİS 3
  • FİNANSİF
  • İNTERAKTİF
  • HESAP
  • DİĞER
Şener Mengene

Şener Mengene

13 Ekim 2025 Pazartesi

DOĞU BATI GÜÇ VE ADALET

DOĞU BATI GÜÇ VE ADALET
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bilgi, teknoloji, sanayi, para, silah, enerji, ilaç, gıda, su ve güç kimin elindeyse, adalet, hukuk, özgürlük, demokrasi gibi kavramlar onların iradesinde şekilleniyor ve dünyaya onlar yön veriyor. BM’de, NATO da, AB’de, G-8 ve G-20’de, Davos’ta, Şangay’da onların söyledikleri gerçekleşiyor. Batı bilgiyi ve gücü elde etmeyi çok iyi anladı, bunun için büyük bedeller ödedi, ders aldı, kendini geliştirdi ve sistemini kurdu. Doğu ise bunu anlayamadığı için kendini geliştiremedi, gücü elinden kaçırdı, farkına varamadı, geç kaldı, gereksiz tartışma ve çatışmalarla enerjisini harcadı, havanda su dövdü ve bedelini ağır ödedi. Halende ödemeye devam ediyor. Parası, petrolü, doğalgazı ve madeni olan haraç veriyor, olmayanlarda can veriyor, katlediliyor. Gazze de bunu son iki yılda tekrar gördük. Güç olmayınca kelimeler kifayetsiz kalıyor, hiçbir anlam ifade etmiyor. Zalimlerin hukukuna mahkûm oluyoruz.

*****

Son iki yüz yılda batıda çok ciddi değişimler oldu. Bilgi ve teknoloji geliştirdiler, güçlü silahlar yaptılar, bu silahlarla sömürgeler yaparak hammadde ve pazarları ele geçirdiler. Sonuçta güce dayalı kendi halklarına bir refah ortamı oluşturdular. Doğu da ise bu dönem mezhep, ırk, etnik, kabile, aşiret ve politik ve ideolojik kazananı ve sonu olmayan çatışmalarla geçti. Bu çatışmaların arka planında yine batının parmağı var. Nerede bir çatışma varsa batının oraya bir şekilde dahli olduğunu görüyoruz. Terör ve faiz lobisi onlara hizmet ediyor. Batı karşısında güç oluşmasın diye önce bölüyor, sonrada karşı tarafı bir birine düşürüyor ama yaşadığı iki büyük savaştan sonra kendi aralarında sınırları kaldırıyor, bir çizgi ile sınır belirleniyor. Bu büyük oyunu görmek ve bozmak zorundayız. Doğuda ise, Türk, Kürt, Arap, Acem, Alevi, Sünni, Şia, Selefi hep birbirini suçluyor ve düşman görüyor. Bu nedenle birlik olmuyor ve çatışmalarla ellerindeki geçmişten gelen bütün medeniyet birikimlerini heba ettiler. Batı da mezhep çatışmaları varken, doğuda refah ve huzur hakimdi. Bu nedenle mezhep, politik, ideolojik, etnik kazananı ve sonu olmayan çatışmaları bir kenara bırakmalıyız. Önyargılarından arınmalıyız. En büyük yaramız etnik, mezhep ve politik bölünme ve çatışmalarıdır. Bu kadar zamandan sonra, hatalardan ders alarak yeniden başlamalıyız.

*****

Güç bizde olduğunda adaletle hükmettik ama batı bu şekilde hükmetmiyor, kendi sistemini güce dayalı kurdu ve sömürü sisteminin devam etmesini istiyor. Batının tamamı aynıdır, ülkelerin isimlerinin faklı olması bunu değiştirmez. Bütün batılı felsefeciler ve düşünürler aynıdır, hepsi gücü ve düzeni esas alır. Doğulu düşünür ve felsefeciler ise hakkı ve insanı esas alır. Yeniden güce hakim olmak ve adaleti sağlamak zorundayız, yoksa dünya müslümanlar için cehenneme dönecek. Durum çok net ortada çok fazla detaya girmeye de gerek yok. Farklı kavramlar kullanmaya da gerek yok. Bunu Gazze’de bir kez daha gösterdiler. Buradan ciddi dersler çıkartmak zorundayız.
Şimdi yeniden başlamalıyız. Bilgi, teknoloji ve ekonomik birlik oluşturmalıyız. Bütün dünyaya yayılmış olan müslüman alimler ve iş adamları bir araya gelmelidir. Güçler birleştirilmelidir. Bunun başka yolu yok. Küresel kapitalist faizli sistemin karşısına İslami bir model olarak Medine İslam Pazarı, Ahilik Teşkilatları, Adil Düzen ve Havuz Sistemi revize edilerek uygulanmalıdır. Ortak barış gücü oluşturulmalı, özellikle nükleer güç, dijital teknolojiler, yeni nesil savaş uçağı ve hava savunma sistemine sahip olmalıyız. İHA, SİHA, TİHA gibi insansız hava araçlarına daha fazla sahip olmalıyız. Uçak gemisi, denizaltı, İDA, SİDA, KİDA gibi yeni nesil silahlara sahip olmalıyız.
>
>
>
> Batı güçten anlar, laftan ve slogandan değil. İngiltere, Almanya, ABD, Rusya, Çin, Fransa, İtalya, İspanya, Avusturya, Hollanda, Portekiz, Hindistan, Japonya, İspanya, İsrail, Ermenistan, Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan hepsi aynıdır gücü olan katleder ve sömürür, bu nedenle birlik ve güçlü olmak zorundayız. Bundan sonra bir daha Bosna, Kosova, Keşmir, Arakan, Kırım, Karabağ ve Doğu Türkistan gibi çaresiz kalmamak için bunları bugün yapmalıyız. Bunun için önce uyanalım, kendimize gelelim, mezhep ve etnik temelli çatışmaları bitirelim. Bir birinizi suçlamayı bırakalım, zaten yeterince suçladık. Bu işin içinden kimse tek başına çıkamaz, aklımızı başımıza alalım, akıllı hareket edelim, ümmet bilinciyle güçleri birleştirelim. Çok şey söylenebilir, çok farklı kavramlar kullanabilirim ama akıl ve vicdan sahiplerine bu kadarı yeterlidir. Birlik olacağız, bilgiye ve teknolojiye sahip çıkacağız. Başka yolu ve çaresi yok. İstiklal Şairimiz Merhum Akif’in deyimiyle; “Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete ram ol. Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol”.
>
>
> Şener Mengene
> Stratejist-Araştırmacı-Yazar
> Strateji Enstitüsü Başkanı

Devamını Oku

YENİ AFET VE ACİL DURUM ÖNLEMLERİ ALINMALIDIR

YENİ AFET VE ACİL DURUM ÖNLEMLERİ ALINMALIDIR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Afet ve Acil Durumlarda meydana gelen artışlar, ivedi olarak yeni Afet ve Acil Durum Önlemleri alınmasını gerekli kılmaktadır. Deprem, Orman Yangını, Örtü Yangını, Tarla Yangını, Su Baskını, Sel, Çığ, Kuraklık gibi çok çeşitli Afet ve Acil Durumların sıkça yaşandığı bir coğrafyada yaşamaktayız. Özellikle son yıllarda Afet ve Acil Durumların sayısında önemli bir artış gözlemlenmekte, bu durum can ve mal kayıplarında artışa neden olmaktadır. Bu nedenle Afet ve Acil Durumlara karşı sürekli olarak önlem almak ve mevcut tedbirleri geliştirmek bir zorunluluktur. Ülkemizde afet yönetiminden sorumlu ana kurum Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’dır (AFAD). AFAD; itfaiye, UMKE, Kızılay, JAK, PAK ve diğer gönüllü kuruluşlarla koordineli şekilde afet yönetimi organizasyonunu ve lojistiğini sağlamaktadır.

Afetlere karşı alınacak önlemler üç aşamada değerlendirilebilir: Afet öncesi, afet sırası ve afet sonrası. Bu yazıda, her üç aşama detaylı şekilde ele alınacaktır.

1. Afet Öncesi Hazırlıklar:

Afet öncesi hazırlıklar, afetle mücadelede en kritik aşamadır. Bu süreçte alınacak önlemler, yaşanabilecek can ve mal kayıplarını en aza indirir. Bu kapsamda eğitimler, tatbikatlar, yerleşim yerlerinin seçimi, zemin etüdü, yapı kalitesi ve alınacak bireysel önlemler büyük önem taşımaktadır.

Her konutta, iş yerinde, okulda, hastanede, yurtta, otelde ve sanayi tesisinde mutlaka bir afet planı hazırlanmalı; afet dolabı ve afet çantası oluşturulmalıdır. Bu hazırlıklar sayesinde afet anında panik ve karmaşa yaşanmasının önüne geçilebilir. Kurumlar arası iş birliği, eğitimler ve tatbikatlar bu sürecin temel yapı taşlarıdır.

Marmara Üniversitesi tarafından düzenlenen “Sivil Strateji Sempozyumu” gibi eğitici faaliyetlerin tüm okullara ve topluma yayılması, afet bilincinin erken yaşta, anaokulundan itibaren kazandırılması gerekmektedir. Afet öncesi yapılacak hazırlıklar, hem afet anındaki hem de sonrasındaki olumsuzlukları azaltacaktır.

Ülkemizde Ulusal Afet Müdahale Planı (TAMP) ve İl Risk Azaltma Planı (İRAP) yürürlükte olsa da Bölgesel Afet Planı (BAP) ve Mevsimsel Afet Planı (MAP) henüz uygulamaya konulmamıştır. 6 Şubat depremlerinde görüldüğü gibi çok ili etkileyen afetlerde organizasyon eksiklikleri yaşanmaktadır. Bu nedenle bölgesel çalışma grupları kurulmalı ve bölgesel tatbikatlar gerçekleştirilmelidir.

2. Afet Sırası Hazırlıklar:

Afet sırasında, afet öncesinde hazırlanan plan, çanta ve dolapların soğukkanlılıkla uygulanması hayati önem taşır. Deprem anında “Çök-Kapan-Tutun” yöntemiyle yaşam üçgeni oluşturmak, ilk olarak bireysel can güvenliğini sağlamak gereklidir. Yangın gibi diğer afet türlerinde ise ilk müdahalenin vakit kaybetmeden yapılması büyük önem arz eder.

Kişisel güvenliğimizi sağladıktan sonra çevremizdeki diğer afetzedelere yardım etmek, afet anında toplum dayanışmasının bir göstergesidir. Ancak bu sürecin başarılı olabilmesi için öncesinde yeterli bilinçlendirme ve hazırlığın yapılmış olması şarttır.

3. Afet Sonrası Hazırlıklar:

Afet sonrası dönemde özellikle ilk 72 saat kritik öneme sahiptir. Bu süreçte bireylerin kendi yaşamlarını idame ettirmesi ve çevrelerine yardım edebilecek düzeyde hazırlıklı olmaları gerekmektedir. Bu doğrultuda daha önce hazırlanmış afet planları, afet çantası ve dolabı, alınan eğitimler ve bilinçlendirme çalışmaları devreye girmelidir.

Afetler sonrasında haberleşme altyapısının çökebileceği, ulaşımın aksayabileceği göz önüne alınarak, bu ilk 72 saat boyunca bireylerin mevcut imkanlarla hareket etmesi gereklidir.

Ülkemizde farklı bölgelere göre farklı afet riskleri bulunmaktadır. Örneğin: Karadeniz sahil şeridinde heyelan ve sel baskınları, Doğu Anadolu’da çığ felaketleri, Ege ve Akdeniz’de orman yangınları, İç Anadolu’da kuraklık ve su sıkıntısı gibi nedenlerden dolayı, bölgesel afet planlaması yapılmalı ve bölgeye özel tatbikatlar uygulanmalıdır. Afet sonrasında yaşanabilecek panik ve yağma olaylarına karşı güvenlik önlemleri alınmalı; vatandaşlar bilinçlendirilmelidir. Devletimiz sahra çadırları, hastaneler, konteyner kentler kurarak halkın yaralarını sarmaya çalışmaktadır. Bu süreçte vatandaşların bilinçli ve işbirliği içinde hareket etmesi, müdahalenin etkinliğini artıracaktır.

Sonuç ve Öneriler:

1. Afet ve Acil Durumlarda can ve mal kayıplarını azaltmak için hazırlıklar sürekli hale getirilmeli, tabana yayılmalı ve yeni stratejiler geliştirilmelidir.

2. Bölgesel Afet Planı (BAP) ve Mevsimsel Afet Planı (MAP) hazırlanmalı ve uygulanmalıdır. Özellikle yaz aylarında Ege ve Akdeniz Bölgesinde yaşanan orman yangınlarına karşı kalıcı önlemler alınmalıdır. Kastı olarak orman yakanlar için caydırıcı kanunlar çıkartılmalıdır. Orman içlerinde yangınlarda helikopterlerin su alabilmesi için yapay göller yapılmalıdır. Yeni yangın yolları yapılmalıdır. Karadeniz Bölgesinde olabilecek orman yangınları için hazırlık yapılmalıdır. Kamera ve drone ile gözetleme düzenli gözetleme yapılmalıdır.

3. Afet eğitimi, anaokulundan itibaren başlatılmalı, hayatın her alanına yayılmalı ve bu bilinç ömür boyu devam etmelidir.

4. Yaşanılan konut ve işyerlerinde tehlike avı, afet müdahale planı ve risk analizi yapılmalı; gerekli önlemler alınmalıdır.

5. Her binada Afet Acil Durum Planı, Afet Ekipleri, Afet Dolabı, Yangın Dolabı ve Afet Çantası hazır bulundurulmalı ve belirli periyotlarla güncellenmelidir. Köy, Mahalle, İlçe ve İl’de Gönüllü Afet Ekipleri oluşturulmalı, Arama Kurtarma Dernekleri kurulmalı ve lojistik ve maddi olarak desteklenmelidir.

6. Sanayi kuruluşları, afet ve acil durumlar için güvenli bölgelere kaydırılmalıdır. Marmara Bölgesi’nde olası bir deprem, ülke ekonomisini ciddi şekilde etkileyebilir. Bu nedenle yeni yerleşim yerleri ve yeni sanayi bölgeleri kurulmalıdır.

7. Fay hattı üzerinde bulunan yerleşim yerleri kademeli olarak tahliye edilmeli, yeni ve güvenli yerleşim alanları oluşturulmalıdır. Alternatif ulaşım yolları belirlenerek Afet ve Acil Durum müdahale çalışmaları geliştirilmelidir.

Şener Mengene
Afet Acil Durum Uzmanı – Araştırmacı-Yazar
Strateji Enstitüsü | Stratejik Araştırmalar Merkezi

Devamını Oku

YENİ AFET VE ACİL DURUM ÖNLEMLERİ

YENİ AFET VE ACİL DURUM ÖNLEMLERİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yeni Afet ve Acil Durum Önlemleri alınmalıdır. Deprem, Orman Yangını, Örtü Yangını, Su Baskını, Sel, Çığ, Kuraklık gibi çok çeşitli Afet ve Acil Durumların sıkça yaşandığı bir coğrafyada yaşamaktayız. Özellikle son yıllarda Afet ve Acil Durumların sayısında önemli bir artış gözlemlenmekte, bu durum can ve mal kayıplarında artışa neden olmaktadır. Bu nedenle Afet ve Acil Durumlara karşı sürekli olarak önlem almak ve mevcut tedbirleri geliştirmek bir zorunluluktur. Ülkemizde afet yönetiminden sorumlu ana kurum Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’dır (AFAD). AFAD; itfaiye, UMKE, Kızılay, JAK, PAK ve diğer gönüllü kuruluşlarla koordineli şekilde afet yönetimi organizasyonunu ve lojistiğini sağlamaktadır.

Afetlere karşı alınacak önlemler üç aşamada değerlendirilebilir: Afet öncesi, afet sırası ve afet sonrası. Bu yazıda, her üç aşama detaylı şekilde ele alınacaktır.

1. Afet Öncesi Hazırlıklar:

Afet öncesi hazırlıklar, afetle mücadelede en kritik aşamadır. Bu süreçte alınacak önlemler, yaşanabilecek can ve mal kayıplarını en aza indirir. Bu kapsamda eğitimler, tatbikatlar, yerleşim yerlerinin seçimi, zemin etüdü, yapı kalitesi ve alınacak bireysel önlemler büyük önem taşımaktadır.

Her konutta, iş yerinde, okulda, hastanede, yurtta, otelde ve sanayi tesisinde mutlaka bir afet planı hazırlanmalı; afet dolabı ve afet çantası oluşturulmalıdır. Bu hazırlıklar sayesinde afet anında panik ve karmaşa yaşanmasının önüne geçilebilir. Kurumlar arası iş birliği, eğitimler ve tatbikatlar bu sürecin temel yapı taşlarıdır.

Marmara Üniversitesi tarafından düzenlenen “Sivil Strateji” sempozyumları gibi faaliyetlerin tüm topluma yayılması, afet bilincinin erken yaşta, anaokulundan itibaren kazandırılması gerekmektedir. Afet öncesi yapılacak hazırlıklar, hem afet anındaki hem de sonrasındaki olumsuzlukları azaltacaktır.

Ülkemizde Ulusal Afet Müdahale Planı (TAMP) ve İl Risk Azaltma Planı (İRAP) yürürlükte olsa da Bölgesel Afet Planı (BAP) ve Mevsimsel Afet Planı (MAP) henüz uygulamaya konulmamıştır. 6 Şubat depremlerinde görüldüğü gibi çok ili etkileyen afetlerde organizasyon eksiklikleri yaşanmaktadır. Bu nedenle bölgesel çalışma grupları kurulmalı ve bölgesel tatbikatlar gerçekleştirilmelidir.

2. Afet Sırası Hazırlıklar:

Afet sırasında, afet öncesinde hazırlanan plan, çanta ve dolapların soğukkanlılıkla uygulanması hayati önem taşır. Deprem anında “Çök-Kapan-Tutun” yöntemiyle yaşam üçgeni oluşturmak, ilk olarak bireysel can güvenliğini sağlamak gereklidir. Yangın gibi diğer afet türlerinde ise ilk müdahalenin vakit kaybetmeden yapılması büyük önem arz eder.

Kişisel güvenliğimizi sağladıktan sonra çevremizdeki diğer afetzedelere yardım etmek, afet anında toplum dayanışmasının bir göstergesidir. Ancak bu sürecin başarılı olabilmesi için öncesinde yeterli bilinçlendirme ve hazırlığın yapılmış olması şarttır.

3. Afet Sonrası Hazırlıklar:

Afet sonrası dönemde özellikle ilk 72 saat kritik öneme sahiptir. Bu süreçte bireylerin kendi yaşamlarını idame ettirmesi ve çevrelerine yardım edebilecek düzeyde hazırlıklı olmaları gerekmektedir. Bu doğrultuda daha önce hazırlanmış afet planları, afet çantası ve dolabı, alınan eğitimler ve bilinçlendirme çalışmaları devreye girmelidir.

Afetler sonrasında haberleşme altyapısının çökebileceği, ulaşımın aksayabileceği göz önüne alınarak, bu ilk 72 saat boyunca bireylerin mevcut imkanlarla hareket etmesi gereklidir.

Ülkemizde farklı bölgelere göre farklı afet riskleri bulunmaktadır. Örneğin: Karadeniz sahil şeridinde heyelan ve sel baskınları, Doğu Anadolu’da çığ felaketleri, Ege ve Akdeniz’de orman yangınları, İç Anadolu’da kuraklık ve su sıkıntısı gibi nedenlerden dolayı, bölgesel afet planlaması yapılmalı ve bölgeye özel tatbikatlar uygulanmalıdır. Afet sonrasında yaşanabilecek panik ve yağma olaylarına karşı güvenlik önlemleri alınmalı; vatandaşlar bilinçlendirilmelidir. Devletimiz sahra çadırları, hastaneler, konteyner kentler kurarak halkın yaralarını sarmaya çalışmaktadır. Bu süreçte vatandaşların bilinçli ve işbirliği içinde hareket etmesi, müdahalenin etkinliğini artıracaktır.

Sonuç ve Öneriler:

1. Afet ve Acil Durumlarda can ve mal kayıplarını azaltmak için hazırlıklar sürekli hale getirilmeli, tabana yayılmalı ve yeni stratejiler geliştirilmelidir.

2. Bölgesel Afet Planı (BAP) ve Mevsimsel Afet Planı (MAP) hazırlanmalı ve uygulanmalıdır. Özellikle yaz aylarında Ege ve Akdeniz Bölgesinde yaşanan orman yangınlarına karşı kalıcı önlemler alınmalıdır. Kastı olarak orman yakanlar için caydırıcı kanunlar çıkartılmalıdır.

3. Afet eğitimi, anaokulundan itibaren başlatılmalı, hayatın her alanına yayılmalı ve bu bilinç ömür boyu devam etmelidir.

4. Yaşanılan konut ve işyerlerinde tehlike avı, afet müdahale planı ve risk analizi yapılmalı; gerekli önlemler alınmalıdır.

5. Her binada Afet Acil Durum Planı, Afet Ekipleri, Afet Dolabı, Yangın Dolabı ve Afet Çantası hazır bulundurulmalı ve belirli periyotlarla güncellenmelidir.

6. Sanayi kuruluşları, afet ve acil durumlar için güvenli bölgelere kaydırılmalıdır. Marmara Bölgesi’nde olası bir deprem, ülke ekonomisini ciddi şekilde etkileyebilir. Bu nedenle yeni yerleşim yerleri ve yeni sanayi bölgeleri kurulmalıdır.

7. Fay hattı üzerinde bulunan yerleşim yerleri kademeli olarak tahliye edilmeli, yeni ve güvenli yerleşim alanları oluşturulmalıdır. Alternatif ulaşım yolları belirlenerek Afet ve Acil Durum müdahale çalışmaları geliştirilmelidir.

Şener Mengene
Afet Acil Durum Uzmanı – Araştırmacı-Yazar
Strateji Enstitüsü | Stratejik Araştırmalar Merkezi

Devamını Oku

BİLGİYİ KULLANMAK

BİLGİYİ  KULLANMAK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

► Hep duyarız, Bilgi toplumu, Bilgi çağı v.b diye.

Ama hiç durup düşünüyor muyuz? Bilgi nedir? Nasıl Kullanılır? Ne işe yarar?

► Marangozluk eğitimi, bilgisi ve tecrübesi olmayan bir kimseye, çok kıymetli ahşap malzeme, tahta, kereste v.b verseniz. Bunları işleyip mobilya v.b değerli eşya yapabilir mi?

► Aynı şekilde, doğru bilgiyi yanlış bilgiden ayıramayan, bilgileri analiz edemeyen, sınıflandıramayan, bunları akıl, mantık ve ahlak terazilerinde tartamayan, öncelik ve önem sırasına koyamayan, bilgileri birleştirip yeni bilgiler üretemeyen insanlar da bilgiyi işlemesini bilmedikleri için ondan faydalanamaz, başkalarını da faydalandıramazlar.

► Bilgiyi, faydalı olacak şekilde işleme becerisine Akıl dense yanlış olmaz. Bu sebepledir ki, doğru bir eğitim sistemi, gençlere bilgi pompalamak değil bilgiyi kullanmasını öğretmek üzerine kurulur. Aklın en önemli parçası ilim, ilmin en önemli parçası ise düşünce ve tefekkürdür. Gençlere düşünmesini öğretmeyen bir eğitim sistemi, ezberci, taklitçi, montajcı, ithalatçı, borç alan nesiller yetiştirir.

► Bugün maalesef, üniversitelerimizde örneğin mühendislik fakültelerinde “tasarım mühendisliği”, “imalat mühendisliği”, “test mühendisliği” gibi dersler ve bunların uygulama ve laboratuvarları yoktur. Belli bir amaca yönelik cihaz, alet ve sistemleri bir yerden kopya etmeden, tasarlayıp, üretip, test etmesini öğrenemiyorlar. İş hayatında da durum böyle olduğu için, ihtiyaç duyulan cihaz ve malzeme için hemen ve öncelikle yurt dışından tedarik gündeme gelmektedir. Halbuki bunlar yurt içinde yapılsa, yapılabilse, bizim milyarlarca dolar borcumuz olmaz, belki ihracat yapar ve dış ticaret açığı yerine fazlamız olurdu. Aynen Almanya, Japonya, Kore, Çin gibi. Bu durum hangi yöneticimizi rahatsız ediyor? Bunu düzeltmek için herhangi bir plan, program veya istek var mıdır?

Ayrıca, neden bizim eğitim, özellikle yüksek eğitim sistemimiz böyledir? Yabancılar böyle olmasını istediği, böyle kurulduğu ve böyle devam ettirildiği için mi?

► Biz bir deprem ülkesiyiz. Modern, depreme dayanıklı yüksek binalarda kullanılması zorunlu olması gereken ‘deprem amortisörleri’ tasarlayan, üreten ve test eden kaç tane üniversitemiz, araştırma enstitümüz, fabrikamız var? Bunların çalışmalarını en kısa zamanda sanayileştirme ve üretime dönüştürme istek irade, gayret, plan ve projelerimiz var mı?
Bir araştırma enstitüsü, araştırma yapan bilim adamına ceza keser mi?

► Bu amortisörleri yüksek maliyetlerle ithal edersek inşaat maliyetlerimiz artmaz mı?

“Düşündüğün şeye bak, nasıl olsa faizli kredilerle yapılan binaların maliyeti zaten yüksek, bir de amortisör mü koyalım? Eskiden amortisör mü vardı? “ mı dediniz?

Deprem öyle düşünmüyor? Size o takmadığınız amortisörün bedelini 10 binlerce can kaybı ile ödetir. O zaman da, geçmiş depremlerde olduğu gibi “ne yapalım insanlar ölmüşse? kader bu” mu diyeceksiniz?

Ya da “şimdi gündemimiz başka. Ortalık karışık. Depremle filan uğraşamayız. Hele bir deprem olsun ondan sonra bakarız.” Deyiniz. Yakışır.

Zamanında tedbir almayan toplumların başına felaketler gelmez. Onların felaketi kendileridir.

► Yukarıda, bilgiyi kullanmak için Akıl gerekir demiştik. Aklın en önemli ilk unsuru İlim ise ikincisi Ahlaktır. Yani insanların emanet ettiği devleti, yetkiyi, bütçeyi Allahın CC rızasına uygun, insanların güvenliği, sağlığı ve huzuru için kullanmak. Deprem amortisörü konusuyla, arama kurtarma ekip ve techizatıyla, orman yangınları için yangın söndürme uçakları ve diğer gerekli alt yapı ile, sanayideki tasarım, üretim ve test mühendisliği problemleri ile, üniversitelerin acınası durumu (ilk 800 de yokuz) ile ve daha bunlara benzer yüzlerce mesele ile gereği gibi ilgilenmek, bunları dert edinmek ve çözüm arayıp bulmak için gerekli olan Ahlak.

İnancın gereği olan, Allaha CC saygı demek olan Ahlak.

KAYNAK : (PROF.DR. MİRZAHAN HIZAL)

Devamını Oku

GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK ÖNERİLER

GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK ÖNERİLER
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’nin küresel güç olabilmesi; Milli Güç, Akıllı Güç ve Yumuşak Güç unsurlarına sahip olması ve bunları etkili kullanması ile gerçekleşebilir. Bunu gerçekleştirmek için ekonomik ,silah, siber, nükleer güç, enerji, teknoloji, sanayi, ilaç, gıda, coğrafi, tarihi ve nitelikli insan gücü, diplomasi, jeopolitik ve stratejik üstünlüklerini daha etkili kullanmalıdır. Türkiye bölgesel güçten küresel güce dönüşebilmesi için öncelikle kanayan yaramız olan terör, faiz ve enerjide dışa bağımlılık ile oluşan cari açık gibi kronik sorunlardan acilen kurtulmalıdır. Bu can alıcı gerçeği asla gözardı etmeyelim.

Güçlü Türkiye; bilgili, sağlıklı ve imanlı, inançlı birey, mutlu aile, üreten ekonomi ve helal ticaret, güçlü ordu, ahlaklı nesil ve Kur’an ve Sünneti ölçü alan bir hayat nizamı ile olur. Ülkemiz yaklaşık olarak yılda 100 milyar dolara yakın faiz borcu ödemektedir. Enerjide dışa bağımlılık 80 milyar doların üzerindedir. Buna birde terör ve cari açık sorunu eklenmekte, ülkemizin bütün kaynaklarını tüketmektedir. Faiz ve borca dayalı para sisteminden, üretime dayalı faizsiz ekonomi sistemine geçmeliyiz. Dünyada yaşanan konjonktürel ekonomik ve siyasi krizlere rağmen en kısa zamanda güçlü bir şekilde çıkabiliriz. Bu olumsuzluklara rağmen yurtiçi ve yurtdışında da yoğun bir terörle mücadele sürdürülüyor. Türkiye’nin çözemeyeceği hiçbir sorunu yoktur, yeter ki doğru adımlar zamanında atılsın ve doğru ekiplerle uygulansın. Önerilerimizi kısaca bilgilerinize sunuyoruz:

EĞİTİM-ÖĞRETİM-MAARİF

Önce eğitim sistemi düzeltilmeli, Finlandiya eğitim modeline benzer şekilde biz de kendi kültürümüz ve geleneklerimize uygun yeniden yapılmalıdır. Rasathane, Medrese ve Enderun, Nizamiye Medresesi gibi çok başarılı eğitim kurumlarına sahiptik. Üniversitelerimiz Hindistan’ın yaptığı gibi bilişim ve yeni teknolojik gelişmelere göre yapılandırılmalıdır. ABD ve AB Üniversiteleri farklı ülkelerde temsilcilik açıyor. Üniversitelerimiz farklı illerde ve ülkelerde eğitim merkezi açabilmeli ve dünya ile rekabete çıkmalıdır. Öğrencilere öncelikle kul hakkı, helal kazanç ve güzel ahlak öğretilmelidir.

RİBA FAİZ GİDERLERİ-CARİ AÇIK

Türkiye yılda 100 milyar dolara yakın faiz gideri olan ve ekomomide cari açıkla dışa bağımlı bir ülke olmaktan kurtulmalı. Bunun için; Faizsiz Finansal Ekonomik Sisteme geçilmelidir. Sermaye tabana yayılarak, üretimi, ihracatı ve ticareti geliştirecek şekilde uygulanmalıdır. Merhum Başbakan Erbakan Hoca Adil Düzen ve Havuz Sistemi, Denk Bütçe ile güzel bir başarı ortaya koydu, revize edilerek yeniden uygulanmalıdır. Kooperatifler, Şirketler ve Holdingler üzerinden faizsiz bir ekonomik model geliştirilmelidir. Medine İslam Ortak Pazarı ve Ahi Evran’i Veli’nin kurduğu Ahilik Teşkilatı asrımıza göre yeniden dizayn edilerek uygulanmalıdır.

ADİL GELİR DAĞILIMI-VERGİ SİSTEMİ

Vergi’nin gelir dağılımına göre adaletli olarak toplanmalı ve sosyal adaleti sağlayacak bir sistem oluşturulmalıdır. Kotra, yat tekneleri, mücevherat ve pırlanta ürünleri ve taksi plakaları gibi çok sayıda emtia ve hizmet adil olarak vergilendirilmelidir.

ECZACILIK-TIP-SAĞLIK

Ülkemizde Sağlık Bakanlığı, Gıda ve Tarım Bakanlığı, Sağlık Kuruluşları konsersium olarak ortak çalışma yaparak tıbbi araştırmalar yaparak, tıbbi laboratuvar ve tıbbi enstitüler kurarak ilaç, aşı, salgın ve kronik hastalıklara karşı araştırma ve geliştirmeler artırılmalıdır. Yurtdışından alınan ve yüksek fiyatlı ilaçlara öncelik verilmelidir. Sağlık Enstitüleri Başkanlığın da yerli aşılar üretilmeye devam edilmeli.

SPOR-GENÇLİK-AİLE

Genç nüfus olarak önemli bir potansiyele sahibiz, bunu çok iyi değerlendirmeliyiz. Yeteneklere göre küçük yaşlardan itibaren spor seçmeleri yapılmalı ve kabiliyetlere göre spor branşlarına yönlendirme yapılmalıdır. Profesyonel ve amatör sporlarda gerileme yaşıyoruz. Lisanslı sporcu sayımız az. 2002’den beri Futbolda Dünya kupalarına katılamıyoruz. Teknik gelişmelere göre spor dallarını yeniden yapılandırmalıyız.

İCAT-MARKA-PATENT OLUŞTURMAK

Ülkemizi dünyada tanıtacak en az on marka oluşturmalıyız. Bugüne kadar böyle bir çalışma yapılmaması büyük bir eksikliktir. Almanya sanayisi ile, Fransa aynı şekilde, Japonya teknoloji ile, ABD çeşitli ürünlerle bunu yapıyor. Bizim hala böyle bir çalışmamız yok. Bir an önce böyle bir konsept belirlenmeli ve gerekirse devlet desteği sağlanmalı. Bu markalar Türkiye’nin dünyaya açılan yüzü olmalı. Türkiye’nin vitrini olmalı. Gıda ve tarım ürünleri olabilir, kültürel ve sanatsal ürün olabilir, sanayi ürünü olabilir. Sadece bu madde bile başlı başına çok önemli bir tespittir. Mutlaka yapılmalıdır.

BÖLGE-YAKIN-UZAK ÜLKELERLE TİCARET

Bölge ülkeleri ile ticareti geliştirmeliyiz. Bölgesel işbirliklerini ve ortak pazar projelerini hayata geçirmeliyiz. Öncelikle üretimi artırmalıyız. Her alanda üretim. Tarım, tekstil, gıda, bilim, teknoloji ve sanayide üretim. Komşu ülkelerle ikili ticareti geliştirmeliyiz. Özellikle Orta Asya, Afrika, Kafkas, Balkan, Karadeniz ve Akdeniz ülkeleri. Kendi ulusal para birimimiz ile ticaret yapmalıyız.

GİYİM-TEKSTİL-DOKUMA

Türkiye’nin en önemli döviz girdisi sağlayan lokomotif sektörlerinden birisi olan tekstil sektörü yeniden canlandırılmalıdır. Özellikle dünya piyasalarına hitap edilmeli ve bunun önü açılmalıdır. Atölyeler bütün Anadolu’ya yayılmalıdır. Afrika’ya yönelik çalışma yapılmalıdır.

KÜLTÜR-TURİZM-TARİH-MEDENİYET

Dünyada iddialı olduğumuz bir alan ve çeşitli alternatiflere sahibiz. Turizm bütün yıla ve bütün illere yayılmalı, konaklama, deniz turizmi, doğa turizmi, tarih turizmi, kış turizmi ve inanç turizmi geliştirilmelidir. Sağlık turizmi önemli bir ivme kazandı, daha üst seviyelere çıkartılabilir. Karadeniz bölgesinde doğa turizmi geliştirilmelidir. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı çok yetersiz. Türkiye bundan çok daha fazlasını yapacak potansiyele sahiptir. Ezberler bozulmuyor. Farklı, yeni ülkelere tanıtımlar yapılmıyor.

KONUT-İNŞAAT-ŞEHİRCİLİK

TOKİ ve Emlak Konut dar gelirliler için yeni konutlar üretmelidir. Kentsel dönüşüm yapılmalı, fay hatları üzerinde olan ve dere yataklarındaki yerleşim yerleri güvenli bölgelere taşınmalıdır. İnşaat sektörünü faizsiz krediler ile desteklemek gerekir. Ekonomiye büyük bir ivme kazandıracaktır.

DENİZ TİCARET FİLOSU

Üç tarafı denizlerle çevrili olan bir ülkeyiz. Deniz ticareti potansiyelimiz var, bunu daha üst seviyelere çıkarmalıyız. Deniz ticareti ve deniz taşımacılığı geliştirilmelidir. Deniz ticaret filosu oluşturmalıyız. Denizcilik Bakanlığı yeniden kurulmalıdır.

NÜKLEER ENERJİ VE YENİ ENERJİ ALANLARI

Her yıl 80 milyar dolar enerjiye ödüyoruz. Enerji’de dışa bağımlılıktan kurtulmalıyız. Bu nedenle nükleer enerji bir gerekliliktir. Nükleer enerjiye geçilmelidir. Yapımı devam eden santraller hızlandırılmalı, yeni iki santral daha yapılmalı. Yıllık 80 milyar dolar civarında enerji ihtiyacımızı dışarıdan karşılamaktayız. Ayrıca yenilebilir enerji kaynakları da değerlendirilmelidir. Yeni Rafineriler yapmalıyız. Mevcut Rafineriler yeterli değildir. Akdeniz ve Karadeniz’de hidrokarbon arayışına devam edelim. Ege ve Van Gölünde de araştırma yapılmalıdır. Konutlarda güneş enerjisi kullanımı teşvik edilmelidir. Özellikle güneşli gün sayısı fazla olan illerde güneş paneli kullanımı artırılmalıdır.

ULUSLARARASI ORGANİZASYONLAR

Uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapılmalı ve Avrupa, Dünya ve Olimpiyat şampiyonaları düzenlenmeli. F1 Grand Prix yarışları kalıcı ülkemize kazandırılmalıdır. Formula-1, 9 yıl aradan sonra ülkemize kazandırılması büyük bir başarıdır. Bunun önemini daha önce defaatle ifade ettik. Rusya ve Ukrayna da savaş nedeniyle yapılamayacak organizasyonlar alınabilir.

SERBEST TİCARET BÖLGELERİ

Serbest ticaret antlaşmaları ve serbest ticaret bölgelerini artırmalıyız. Serbest bölge uygulamasını geliştirmeliyiz. Mücevherat sektöründe uluslararası tanıtıma ve pazarlamaya geçilmeli.

DEVLET-ÖZEL SEKTÖR-ÜNİVERSİTELER İŞ BİRLİĞİ

Yine devlet, özel sektör ve iş dünyası ortaklığı ile yeni yatırım projeleri hayata geçirilmeli. Ayrıca uluslararası fuar ve tanıtım organizasyonlarına ev sahipliği yapmalıyız.

MADENCİLİK-YERALTI KAYNAKLARIMIZ-NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ

Yeraltı zenginliklerimizi sadece Bor, Toryum madeni olarak düşünmeyelim. Platin, Paladyum, Rodyum, Nadir Toprak Elementleri ve yarı iletken çip üretiminde kullanılan Neon Gazi gibi diğer madenlerimizi üretime ve ihracata kazandırabiliriz. Bunun gibi çok sayı da alternatif çözüm önerisine sahibiz ve bu önerileri hayata geçirebiliriz. Hidrokarbon araştırmalarına devam etmeliyiz. Yeni sondaj sahaları açmalıyız. MTA, TPO, BOTAŞ, TÜBİTAK bu çalışmalara yol açmalıdır. Nadir Toprak Elementlerine ağırlık verilmelidir.

YENİ TEKNOLOJİLER-BİLİM-SANAYİ-TEKNOLOJİ-SANAYİ

Teknoparklarımızı daha uygun şartlara getirmeliyiz. Özellikle kira ve vergi gibi destekler verilmelidir. Yüksek teknoloji üretimi desteklenmeli ve mikroçip üretimi teşvik edilmelidir. Yerli otomobil önemli bir başlangıç olacaktır. Yapay zeka, 3D yazılar, robotik ürünler, uzay teknolojiler, metalurji, nanoteknoloji, bioteknoloji, yüksek dijital teknolojiler ve yerli yazılımlar desteklenmelidir. Elimizde Bor, Platin, Paladyum, Rodyum, Nadir Toprak Elementleri gibi önemli önemli maden ve Kenevir gibi stratejik bir bitki var, bunları çok daha etkili kullanmalıyız ve üretim alanını genişletmeliyiz. KOSGEB, TÜBİTAK, TEKNOPARK ve Teknoloji Bakanlığı daha fazla destek vermelidir.

OTOMOTİV-ULAŞTIRMA

Devrim otomobili devam etmiş olsaydı bugün çok önemli bir marka olacaktı. Bir çok önemli girişim engellendi. Şakir Zümre, Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil gibi çok önemli yatırımlar engellendi. Çok önemli mucitlere ve bilim adamlarına sahibiz. Büyük bir fırsat kaçırdık. TOGG ve HABAŞ dünyada hibrit elektrikli araçlar içerisinde ilk sıralarda yer alacak.

GÜVENLİK-SAVUNMA SANAYİ

Türkiye savunma sanayinde önemli gelişmelere imza attı. MİL-GEM, İHA-SİHA-TİHA, İDA, SİDA, MİUS, Kızılelma, Seyir Füzesi, Tayfun, Atak Helikopteri, Kızılelma MİUS, Altay Tankı, Uçak Gemisi, Denizaltı, Hisar-A, Hisar O, Siper, Sungur, Alp, Gürz, Korkut, Gökberk, İhtar, Şahin, Radnet, Hakim, Koral, Vural, Atmaca, Tayfun, Milli Piyade Tüfeği gibi önemli başarılara imza atıldı. ASPİLSAN-ASELSAN-HAVELSAN-ROKETSAN-TAİ (TUSAŞ)-MKE, ASFAT önemli hizmetler icra ediyor. Balistik, Hipersonik, Süpersonik Füze ve Termobarik Bomba yapımına ağırlık verilmelidir. Uzun menzilli hava savunma sistemi, yerli muharip uçak, uçak gemisi yapılması ve devam eden projelerin tamamlanması ile büyük bir güce kavuşacağız.

GIDA-TARIM-HAYVANCILIK

Kendi kendine yeterlilik çok önemli. Gıda stratejik bir alana dönüştü. Yeni Pandemi ve Rusya-Ukrayna savaşının uzaması dünyada özellikle buğday olmak üzere gıda sıkıntısına yol açacaktır. Ülkemiz bu alanda oldukça zengin bir potansiyele sahiptir. Verimli tarım havzalarına sahibiz. Yeniden bu alana önem vermeliyiz. Yerli Ata tohum, organik gübre, yem ile tarım ve hayvancılık desteklenmeli. Özellikle konar-göçer hayvancılık yapan Yörükler desteklenmelidir. Gıda Tarım Bakanlığı, TMO, TİGEM, TAGEM, ÇAYKUR, FİSKOBİRLİK gibi kurumlarımız daha fazla destek vermelidir. Tarım Kooperatifleri kurulmalı ve üretim desteklenmelidir. Dünya da Gıda ve Su’ya olan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Afrikada ve dünyada su havzaları satın alınmalı ve verimli araziler kiralanma ve organik tarım yapılmalıdır.

AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ

Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezleri geliştirilmeli, bütün il, ilçe, mahalle ve köylerde arama kurtarma gönüllü ekipleri kurulmalı, Türkiye Afet Müdahale Planı güncellenmektedir. Dere yatakları ve fay hatları üzerindeki yerleşim yerleri tahliye edilmeli ve güvenli yerler inşa edilmeli, bunun için yeni bir iskan politikası belirlenmelidir. Güvenli Kamu arazilerinde yeni yerleşim yerleri kurulmalıdır. Kronik deprem ve heyelan riski olan yerleşim yerleri tahliye edilmelidir. Orman Yangınlarına karşı mevsimsel ve bölgesel planlama yapılmalıdır.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE

En büyük kanayan yaramız terördür. Ülkemiz 40 yıldan fazla bir zamandır terörle mücadele veriyor. Çok büyük kayıplar yaşadık, ağır bedeller ödedik. Terörü artık Türkiye’nin gündeminden çıkarmalıyız. Batağı kökünden kurutmalıyız. Bu konuda herkese çok görev düşüyor. Silahlı mücadele, sosyal ve ekonomik mücadele ile desteklenmelidir.

ULUSLARARASI KURULUŞLAR

BM, AB, D-8, G-8, G-20, BİRÇS, İİT, AFB, WTO, TÜRK DEVLETLER TEŞKİLATI, TÜRKSOY, NATO, AGİT, ASEAN, BİK, OECD, OPEC, APEC, KEİ, NAFTA, LAFTA, MİKTA, KİK, gibi uluslararası ekonomik kuruluşlar olmak üzere, Türk ve İslam Ülkeleri ile çok taraflı antlaşmalara imza atarak, yeni ekonomik ortak pazarlar ve işbirlikleri gerçekleştirmeliyiz. Türk Birliğini kurmalıyız. Rusya-Ukrayna çatışmasında Türkiye savaşın sona ermesi için tarafsız ve arabulucu olarak çok önemli bir görev icra etmiş ve diplomatik gücünü etkili olarak kullanmıştır. Suriye, Mısır, Suudi Arabistan, Libya ile de bu şekilde diplomatik görüşmeler ve ticari ilişkiler devam etmelidir.

Borca dayalı faiz sisteminden üretime dayalı ekonomi sistemine geçmeliyiz. Yeni bir faizsiz ekonomik yapılanmaya gidilmelidir. Faizsiz kooperatif üretim modeli uygulanmalıdır. Maddi sorunlara ve çözümlerine burada kısaca değindiğimiz gibi daha ayrıntılı olarak da katkı sunabiliriz. Manevi anlamda ise; ahlaklı insanlar yetiştirmek, dünya ve ahiret huzuru için, dini bir görev olarak her inanan mümin ve müslüman doğru ilim öğrenmeli, hakkı ve sabrı tavsiye etmeli, iyiliği emredip kötülükten sakındırmakla görevlidir.

ŞENER MENGENE
STRATEJİ ENSTİTÜSÜ BAŞKANI

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.