• HABERLER
  • SERVİS 1
  • SERVİS 3
  • FİNANSİF
  • İNTERAKTİF
  • HESAP
  • DİĞER
Şirvan Yücel

Şirvan Yücel

17 Aralık 2024 Salı

AFFETME ZAMANI

AFFETME ZAMANI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Affetme Psikolojisi hiddet, nefret, şiddet, endişe ve depresyon sorunlarına son derece faydalıdır. Kendini ve başkalarını affeden insanda stres, gerilim ve gerginlik giderilir.

Bir insan kendini ve başkalarını bağışladığında kendisiyle barışık olur. Affetmek özgürleştiricidir çünkü insan tüm negatiflerden kurtulur ve başkalarının da özgürleşmesine yardım eder.

Dünya Değişim Akademisi’nde “Affetme Sanatı” Değişim Programı sayesinde birey, geçmişten ve gelecekten özgürleşerek şimdiki an’ın tadını çıkarabilir. Böylece enerji serbestçe akarak tekamül için kullanılır. Kişi, belirlediği hedeflere ulaşır ve başarılı olur.

“Affetme Sanatı” Değişim Programı”nın  işleyişinden biraz bahsedelim. Bu program sekiz çalışmadan oluşuyor. Her çalışma kırk beş dakika  sürüyor.  Her çalışmada gerçek affediş ile ilgili derin, kapsamlı teorik bilgilendirmeler ve pratik uygulamalar yapılıyor.  Pratik uygulamalar ise nefes, vücut çalıştırma teknikleri ve gerginliği atma tekniklerini kapsıyor. Her çalışmanın uygulanışı dinamik olup, teknikler ardı sıra gelen duruşlardan oluşuyor.

Değişim Teknikleri Değişim Uzmanları rehberliğinde bilimsel, sistematik ve yöntemli şekilde  uygulanıyor. Beden hareketleri nefeslerle birlikte dinamik uygulandığında duygu ve  düşünceler yatışıyor. Geçmiş ve gelecekle ilgilenmiyorsunuz. Bu da anda ve şimdi kalmayı kolaylaştırıyor. Bedendeki uyuşukluk gidiyor. Böylece canlanıyorsunuz ve enerjiniz yükseliyor.

Düzenli olarak uygulanan değişim ve tekâmül teknikleri sayesinde birey önce kendini sonra da başkalarını affederek tüm yüklerden kurtulur. Kendisiyle yüzleşerek sorunlarını çözer. Böylece enerji yükselir ve bireyin iletişim yeteneği artar.

Neval Kütük
Değişim Uzmanı
[email protected]

Devamını Oku

BİYOENERJİ NİN FAYDALARI NELERDİR?

BİYOENERJİ NİN FAYDALARI NELERDİR?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

“Aktarılan bilgiler sayesinde okurlar bedendeki biyoenerjinin insan organizmasını nasıl etkilediği ve evrensel enerji sisteminin parçası olarak nasıl hareket ettiği konularında etraflı bilgi alacak, böylelikle biyoenerjinin nasıl çalıştığını keşfedecek ve anlayacaklardır.

Ayrıca organizmada oluşmuş blokajlarını gidermek, düzensiz enerji fonksiyonlarını düzene ve dengeye sokmak için özel biyoenerji teknikleri de verilmektedir. Söz konusu tekniklerin düzenli şekilde uygulanması, tüm enerji sistemini arındırır ve uyum içinde çalışmasını sağlar.

Biyoenerji teknikleri sayesinde:

1. Enerji merkezleri ve kanalları temizlenir,

2. Enerji merkezlen aktif hale gelir.

3. Enerji merkezlerinin biçimleri düzelir.

4. Tüm enerji sistemi dengelenir.

5. Enerji blokajları çözülür,

6. Beden enerjik hal alır,

7. Rahatsızlıklar giderilir,

8. Sağlık gelişir.

9. Huzur ve neşe artar,

10. İç denge gelişir.

11. Farkındalık ve algılama güçlenir,

12. Kendini bilme gerçekleşir.

13. Bilinç arınır,

15. Beyin daha aktif olur,

16. Zihin keskinleşir,

17. Konsantrasyon artar,

18. Beynin iki yarıküresi daha etkili bir iletişim kurar,

19. Enerji akımları aktifleşir,

22. Enerji alanı genişler.

25. Şifa verme yeteneği gelişir.

14. Beyin fonksiyonlar düzene girer,

20. Enerji akımları uyum içinde çalışır,

21. Enerji akımları dengeli hale gelir,

23. Enerji alanının biçimi, boyutu, yapısı, dokusu ve rengi sağlıklı olur.

24. Enerji alanının katmanları arınır ve uyum içinde çalışır.

25. Şifa verme yeteneği gelişir.
Biyoenerji teknikleri insanın yeteneklerini geliştiren çok geniş bir konudur.”

Bu geniş konuyu etraflıca öğrenmek için Dünya Değişim Akademisin’ nin verdiği Biyoenerji Uzmanlık eğitimine katılabilirsiniz.

Sizde Biyoenerji uzmanı olabilirsiniz.
3-10 Haziran’da Biyoenerji Uzmanlığı Üniversitesite onaylı e devletten sorgulanabilir sertifika programı başlayacak.
Bilgi için 0533 258 77 72

शिरीष Zirisa Çiçek 🌸

Devamını Oku

KABULLENİCİLİK

KABULLENİCİLİK
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Gerçek anlamda kabullenmek nasıl olur?

Bu soruyu Dünya Değişim Akademisindeki Değişim Uzmanına sorduk. Çok etkileyici bilgiler edindik. Bu bilgileri sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Mutlu okumalar olsun.

“Kabullenicilik sayesinde birey zihnin hem karanlık hem de aydınlık yönlerini kucaklayabilir

Herkes negatifliklerden kurtulmak ister. Ancak negatifliklerden kurtulmak için zihnin ötesine geçilmelidir. Yaşanan olaylarla ilgili yorumlar negatif olmamalıdır. Mesela “Ben mahvoldum!”, “Bu, benim sonumdur!”, “Ölseydim daha iyi olurdu!”, “Kötü şeyler hep benim başıma geliyor!” gibi negatif genellemeler yapılmamalıdır. Zira birey yaşanan olayları kabullenmelidir. Kişi; olayları inkâr etmemelidir, onlardan saklanmamalıdır, kaçmamalıdır ve unutmaya çalışmamalıdır. Birey herhangi bir olay ona ne kadar acı verirse versin onunla yüzleşmeli ve onu sindirmelidir. Zira zihinsel sindirim sayesinde kabullenicilik gelişir ve birey kendisini ve başkalarını olduğu gibi kabullenerek yaşamda büyük bir avantaj kazanır.

Öte yandan genelde insan kendini zihin ile özdeşleştirdiğinden zihnin hem aydınlık hem de karanlık yönleriyle de özdeşleşmiş olur çünkü onları birbirinden ayırmak imkânsızdır. Birey kendisini zihin ile özdeşleştirince zihinsel seçenekler ve endişeler içinde boğulmaya başlar. O zaman birey zihni zihin aracılığıyla kabullenmeye çalışır ve işin içinden çıkamaz. Gerçek şu ki birey zihinden tamamıyla farklı bir doğaya sahiptir. Birey maddi bedenin içinde bulunan ebedi öz varlık olarak bir tanıktır. O yüzden birey zihnin tarafsız tanığı olmalı ve zihne bulaşmamalıdır. Şayet birey ebedi öz varlık olarak zihni tarafsızca gözlemlerse hem zihni tümüyle kabullenebilir hem de bütün zihinsel sorunları etkili bir şekilde çözebilir. Zira zihnin ötesine geçmenin tek yolu kabulleniciliktir. Kabullenicilik sayesinde birey zihnin hem karanlık hem de aydınlık yönlerini kucaklayabilir. Bunun için kişi seçimsiz olmalıdır. Zira seçmek her zaman kaygılara, strese ve problemlere neden olacaktır. Ama kabullenicilik rahatlatıcı olacaktır çünkü ne bir

şeylerin peşinden koşma ne de bir şeylerden kaçma vardır. Her ne olursa olsun her şey kişinin kabulüdür. O zaman endişe ve stres kaybolur. Böylece birey zihnini tarafsızca inceleyebilir ve derinliklerine inebilir.”

शिरीष Zirisa Çiçek 🌸

Devamını Oku

ÖZLEM VE GÜVEN

ÖZLEM VE GÜVEN
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Güven insanın hayatında önemli yer tutuyor. Bu kadar önemli olan güven nerede başlıyor ve nasıl devam ediyor. Bu konuyu merak ettim ve Dünya Değişim Akademisi Uzmanlarına sorduk, tahmin edemeyeceğimiz cevaplar aldık.

Uzmanlar diyor ki;
“Aşk, âşık olunanla aynı yerde olma özlemidir. Aynı yerde olmayınca özlem acı verir. Âşık olunan bir sığınaktır. Sığınak güvenilir olmayınca âşık olan acı çeker. Kişi kendinde olmayan güveni âşık olunanda arar ama bulamaz çünkü kendine güvenmeyen, kimseye güvenemez. O zaman da güven acısı ortaya çıkar. Birey zihnindeki aşk idealini bir başkasına yansıtır ve ona yaslanır. Zihindeki ideal âşık kalıbı bir süre sonra karşılık bulamayınca kişi, “Hayalimdeki âşık bu değildi!” diye bağırarak acı çeker. Birey zaten “hayalimdeki” diyor yani GERÇEK OLMAYANIN PEŞİNDE OLAN MUTLAKA ACI ÇEKER. Aşk biter ve kişinin içinden bir şeyler kopup gider. O kopan şey nedir? Hayaller. Bil ki, hayaller her zaman hayal kırıklığına uğratacak ve acı çektirecektir. O yüzden hayali aşkın peşinden gitmeyi bırak ve özündeki gerçek aşkı bul! Biten aşk, hayali olandır gerçek aşk ise asla bitmez. Hayali aşk ile gerçek aşk arasındaki uçurumu ise acılar doldurur. Hayaldeki âşık ile hayattaki kişi arasında uçurum arttıkça aşk da biter çünkü hayali aşk uçurumu doldurmaya yetmez. Fakat oluşan boşluğu bir şeyin doldurması gerekir. İşte o boşluğu acı doldurur.”

Zirisa Şirvan Yücel

Devamını Oku

ÖZ SEVGİ

ÖZ SEVGİ
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Kötü hisseden insanlar öz sevgilerini kaybetmiştir ve bu kişiler savaş yanlısı olup barış düşmanı olma yolunda ilerlerler.

Asırlardır insanları kötü hissettirip dize getirmek için birçok olumsuz kavram kullanılmıştır. Zira kötü hisseden insanı köleleştirmek çok kolaydır. Ayrıca insanların baştan çıkarılabileceği ve kötülük yapabileceği hakkında hikâyeler uydurulmuştur. Böylece saf bir insan “kötü” olduğuna inanırsa uzaklaştığı öz sevgi nedeniyle hayatı bir cehenneme dönüşür, sağlıklı bir yaşam sürdüremez ve başkalarının da sürdürmesini istemez. Zira kişi; öz sevgisini kaybetmiştir ve bu yüzden kendini sevemez, özgürce hareket edemez ve başkalarının içindeki sevgiyi de göremez. Kişi gitgide kendinin sevilmeyi hak etmediğini, liyor, hayatta yerinin olmadığını düşünür ve ölmeyi arzular. Sonuç olarak birey içindeki sözüm ona “kötülükle” savaşmaya başlar ve tüm dünyayı ateşe vermek ister.

İşte bu tür insanlar Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatmak ister. Zira onlar kendilerini kötü hisseder, iç dünyalarındaki savaşı kazanamaz, öfkelerini dışarıya yansıtır ve Üçüncü Dünya Savaşı’nı çıkararak herkesi yok etmek isterler. Nitekim kötü hisseden insanlar öz sevgilerini kaybetmiştir ve bu kişiler savaş yanlısı olup barış düşmanı olma yolunda ilerlerler. Peki, çözüm nedir? Çözüm, dönüşümdür. İç dünyadaki negatifi pozitife, nefreti sevgiye dönüştürmek. Yani savaş insanı değil, barış insanı olmak!

Öte yandan insanlar “iyi insan” illüzyonu da yaratır çünkü bu yanılsama onlara yaşam enerjisi verir. Şayet yanılsaması dahi insanı enerjiyle besliyorsa gerçeğinin ne kadar çok enerji vereceği anlaşılabilir. Zira birey gerçekten barış insanı olunca canlanır, öz sevgisi artar ve ebedi özüne merkezlenir. Böylece kişinin iç dünyasındaki savaş enerjisi barış enerjisine dönüşür, barış farkındalığı yükselir, bariş zaferi ışıldar, doğrular gerçekleşir, dünyasal varoluşsala dönüşür, barış tohumu filizlenir, heybetli bir barış ağacı meydana gelir ve öz sevgiye varılır. Bunun için insan barış yolunda yürüme cesaretine sahip olmalıdır.

Zirisa Şirvan Yücel

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.